NÜKTEDAN: ŞAHSİYETLİ-GÜVENİLİR- İNSAN-OLMAK

Sevgili dostlar, eskilerin bir tespiti vardır, kâinat adına kullanılır. O tespiti oluşturanlar da şöyle sıralanırdı: nur, enerji, camid, nebat, hayvanat ve insanlar. Bu kaba sıralamayla ilgili farklı görüşler, düşünceler ve fikirler de vardır. Bu konuda en teferruatlı yorum ve değerlendirmeleri de tasavvufçular yapmıştır. Lideri de Muhiddin-i Arabi’dir. Dolayısıyla onun sınıflandırma, isimlendirme, yorum ve tespitlerinden bütün dünya yararlanmıştır. Bu noktadan yola çıkanlar, çok önemli keşifler ve buluşların oluşturulmasına öncülük etmişlerdir. Ancak, bu yararlanmaların kaynağını her zaman, her şeyde olduğu gibi saklayan, gizleyen ve değişik isimler altında bilinmezliğe mahkûm edenler, kendilerini öne geçirmişler. Dolayısıyla dünyada şöhret olma politikasını çok iyi işlemişler. Ancak, bu noktada bir gerçek var onu da teslim etmeden geçemiyeceğim. Kimden ne aldılarsa, aldıklarını geliştirmişler ve toplumun gözünde ve gönlünde yer etmişler, şahsiyetli, güvenilir insanlar olma noktasını da işgal etmişlerdir. Evet, tasavvufun ve tasavvufçuların lideri Muhiddin-i Arabi o tespitlerini yaparken birinci kaynak olarak Kur’an ve sonraki kaynaklar da yine Kur’an-ın atıf yaptığı dini versiyonlu Hermetik bilgiler ve Filozofik görüş ve düşüncelerdir. Yani, dönüp-dolaşıp yine dinin kaynağı olan Vahiy de karar kılınıyor. Bu nedenle Milâdi 8’ci yüzyılda başlayıp 3-4 asır devam eden ilmi ve bilimsel çalışmalar ve gelişmeler, dünyanın bu alanda aydınlanmasına sebep olup öncülük etmiştir. O zaman için, en büyük öncülük payı müslümanlarındı. Sonra gayrimüslimlerin eline yavaş yavaş geçti ve sonunda hükümranlığı tam olarak ele aldılar ve hâlen de sürdürmektedirler.

Aziz dostlar, buraya kadar bu girişi neden yaptığımı elbette anladığınıza eminim. Bilirsiniz bir takım kendi değerlerimizden kopuşumuzun hazin sonuçlarını farklı varyantlarda anlasak da, sonucun değişmediği bir gerçektir. Bazı sebeplerle Amerika ve Avrupa’ya gidenlerimiz, istisnalar hariç, genelde gördüklerini öve öve bitiremiyorlardı. Hatta bazıları vardır ki, orada çeşitli nedenlerle bir süre kalmışlar, onlar konuşmaya başlarken bizim Almanya, Fransa ve Amerika diye söz ederlerdi. Ben buna çok kızardım ve nerden onlar bizim oluyormuş der tepki gösterirdim. Biliyorsunuz bu tartışmaların bir dönem farklı boyutlara tırmandığını ve birçok vatandaşımızı bu nedenle kaybettiğimizi. İşte bütün bu nedenlerden ötürü yazımızın başlığını “Şahsiyetli, güvenilir, insan olmak” şeklinde attık. Çünkü, kendi kişiliğini, kendi öz değerleriyle oluşturup şahsiyetli bir kimlik sahibi olmak, bir insan için en önemli bir mesele ve görevdir. En azından ben böyle bilir ve böyle inanıyorum. Şahsiyet bir takım temel değerlerle insanın kişiliğine giydirilmiş bir özelliktir. Bilirsiniz, kültür, örf, adet ve anane, iman bilinciyle insanın kimliğini oluştururken, ahlâkta kişiliğini tamamlar. Toplumda şahsiyetler bunların varlığından tezahür eder. Her insanda bunlardan mutlaka az veya çok bulunur. Ama, önemli olan kişiliğin oluşması için gerektiği kadar olmasıdır. Bunun oluşumunu da öğretim ve eğitimle elde ederiz. O zaman, öğretim ve eğitimcilere çok önemli sorumluluklar düşüyor. İyi ama, bunun da tahsil edilmesi müfredatla olduğunu da unutmayınız diyor eğitimciler.

Değerli dostlar, geldik  işin püf noktasına! Güvenmek, güvenilir olmak, güven vermek, ahlâkın en temek ilkesidir. Bu noktada çok şey başlar ve çok şey biter, bütün problemler, sorunlar burada yoğunlaşırlar, çözümler ve çareler burada bir sonuca ulaşırlar. Güven konusunda sıkıntılı olanın, yaşamı huzursuzluk, mutsuzluk devamlı şüphe ve endişelerle mücadeleyle geçer. Güvensizlik ve güven eksikliği kişide önemli bir problemdir. Meselâ, dini açıdan görevlerini gerektiği gibi yapsın veya yapmasın hiçbir müslüman imanına söz ettirmez. İnancının tartışma konusu yapılmasına tahammül edemez ve hemen müdahale eder. Bir takım şüphe ve tereddütleri olsa bile bunların kendi üzerinden eleştirilmesini istemez. Eğer böyle bir mesele araştırılır ve incelenirse, kimse hedef gösterilmeden yapılması uygun görülür. O tartışma veya sohbet esnasında, kişilerin kendi adlarına alması gerekenler varsa alırlar, orada kendisini veya kimseyi deşifre etmezler. Başta bu bir ahlâk meselesidir, sonra sohbetin nezaketi, zerafeti ve inceliği açısından üslûba dikkat edilir. Örneğin, dinimizde iman ve amel en temel ilkelerdir. Her mü’min bu konuda başkalarını değil kendini sorgular veya sorgulaması gerekir. Çünkü, hiçbir mü’mine başka bir mü’minin imanı ve ameli varmıydı veya ne kadardı diye sorulmayacaktır. Ama, kendisinin ki sorulacaktır. Kişi, başkalarına bende inanıyorum iddiasında bulunurken, amelinin ıspatını yapamamasının hesabını yarın ahirette verecektir. Bu noktada unutulmaması gereken bir temel kural vardır; beşer kabalığından, insan olma inceliğini hakkıyla yerine getirmesi için ona Hilâfet bir rütbe olarak verilmiştir. İnsan bununla eşrefi mahlûkat “Olma” sınavını tamamlar. Demek ki hamlık ve olgunluk, onmak ve olmak, lafla uç verse de, sonuç vermiyor. Yani, lafla peynir gemisi yürümez. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Neyse, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az deyip sözü daha fazla uzatmadan, burada noktalayalım. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.      LEBİD



# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.