TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Dalaman’dan Kaklık’a kadar olan bölümün Rus istasyonlarından gözlenmesi mümkün değil deniyordu. Kaklık’tan sonrası mühim değilmiş. Onlar toparlanana kadar Dalaman’dan çıkan NATO birliklerinin Ankara’ya ulaşmış olacağı varsayılmıştı. Acıpayam ovasında ve bizim Yatağan’da bu yolun geçtiği yerlere yapılacak olan köprülerin malzemeleri, demirleri, çimentoları getirildi, indirildi. Bu yol da buraya, bu kayaya kadar yapıldı. Tabii ham yol... Makinelerle bu kaya delinip dinamitlenecek ve şimdi gideceğimiz köyün alt ucuna kadar başkaca sorun yaşamadan birkaç hafta içinde tamamlanacaktı. İş, tam bu kayaya geldiğinde 27 Mayıs ihtilali oldu. Birkaç gün sonra bütün malzeme, makine, demir, çimento ne varsa hepsi geriye götürüldü. Köylüler ve Yatağan Belediyesi elindeki imkânlarla gördüğün şekilde bu kadar yapıp işler hâle getirdiler. İhtilalden sonra beş on yıl öylece kaldı. Şehirden gelenler tuttukları araçlarla bu kayanın önüne, demin kamyona yol verdiğimiz yere kadar gelip sonrasını yaya devam ediyorlardı. Öbür tarafında herhangi bir yol olmadığı için hayvanla da gidilemiyordu. Şu önümüzde gördüğün düzlüğe Kefe deriz. Bu Kefe kışları çok soğuk olur. Fırtınalı havalarda geçmek mümkün olmaz. Bu yüzden şimdi gideceğimiz köyden çok insan burada donmuş kalmıştır.

Yol, vadinin sağına geçti. Az sonra yayvan bir boğazdan sonra düzlüğe ulaştı. Düzlüğün ortaları yemyeşil çayırlık, kenarlarda kaba gölgeli kara çamlar, çamların aralarına gecelemek için gelenlerin kurduğu allı yeşilli, mavili beyazlı çadırlarla dolmuştu. Kasabanın hem mesire yeri hem de panayır alanı hâline getirilmiş. Çeşmeler gürül gürül akıyor, çeşmelerden akan sular, çeşitli şekillerde havuzcuk ve kıvrımlı kıvrımlı kanallarda gün ışığı altında cilveleşiyor; görenlerin içine ferahlık serpiyor.

-Bu gördüğün düzlük bir zamanlar Yörüklerin çadırları ile dolup taşıyormuş. Şu çadırların bulunduğu çamların kaba gölgeleri de koyunların eğrekleri imiş. 

-Devir değişti desene... Koyun yerine insanlar yatıyor o koyu gölgeli çamların dibinde...

-İşte tam öyle... Burası devletin elinde kalan tek yermiş. Şimdi şu tepeyi aşınca göreceğimiz tarlalar köylülere bir mültezim bey tarafından taksim edilmiş. Burası da devletin elinde anlamında “kef-i mirî” sayılmış. Zamanla bu söz halkın dilinde değişmiş, kısalmış ve “Kefe” olarak kalmış. Zaten Rumlar da Kapha derlermiş. Şimdi Kefe Yaylası adıyla meşhurdur.

-Biraz soluklansak... Şu gürül gürül akan çeşmede elimizi yüzümüzü yıkayıp serinlesek... 

-Ben de öyle düşünüyorum. Şuraya park yerine aracı bırakalım da...

Mustafa Ali, aracı park alanına çevirdi. Girişteki görevli hemen harekete geçti:

-Ağabey, kalıcı mısınız?

-Biraz soluklanacağız.

-O zaman, şu yana... Şuraya park edin de çıkması kolay olsun. Az sonra kalabalıklaşır, çıkmanız mümkün olmayabilir.

-Peki.

Gösterilen yere gittiler. Aracı park edip çıktılar. Önce elleri kolları genişçe açıp Honaz Dağına doğru dönüp derin derin nefes alıp verdiler.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.