TEFEKKÜR : DÜŞÜNDÜREN BAZI OLAYLAR

Kâinatta her şeyin bir yaratılış kimliği vardır. Yaratan onu tohumuna kotlamış/koymuştur. Tohum kendince müsait bir ortam buldumu kimliğini açıklar. Biz insanlar bunu o zaman görür, anlarız. Çünkü bu gerçeği öğrenmenin başka yolu yok ve bütün nebatat/bitkiler böyle bilinip öğrenilmiştir. Çünkü her tohumun veya çekirdeğin içinde onun hayat plânı, programı, nasıl bir bitki olduğu bütün özellikleriyle yazılıdır. Onu, o hâlinde, yazandan başka kimse okuyamaz. D.N.A. ve G.D.O’su şimdi okunuyor mu diyorsunuz. Evet doğru, okunuyor, ama onun yaşam serüvenini görüp bilenler okuyor. O da, çekirdeğin veya tohumun çatlayıp yarıldıktan sonra yaşama gözlerini açan ruşeymiyle hayata doğup, tutunup oluşumunu tamamlamak için dallanıp, budaklanıp, yaprak ve çiçeklenip meyveye dönüşünce bilinir. Çünkü o bitkinin bu noktaya gelip meyvesi gerçekleşesiye kadar bir süreci, müthiş ve muazzam bir serüveni var. İşte o uzun zaman süreci içinde, yazılımın dışa yansıyıp tezahür etmesi en ince ayrıntılarıyla bu gerçekleri ortaya koyuyor. Onlar sırasıyla, rengi, şekli, kokusu ve çeşitli desen farklılığıyla daha önceden düzenlenmiş bir yasal çerçevede o çekirdeğin içinde idi, programında belirlendiği duruma göre hayata geldiler. Bunların hepsinin bir ölçüsü, tartısı ve bir süreye göre de kayıtlı ömürleri vardır. Bütün bunlar bir görev bilinci, sorumluluğu, disiplini ve yönetimi altında, sabırla ve itaatla oluşurlar. Dolayısıyla, sonuçta böylece kimliklerini izhar etmiş olurlar. Biz de bunlardan anlıyoruz ki, onların bu varlık zuhurları, görünmeleri kimliklerinin tezahürleri içinmiş.

Kâinatta bir takım hikmetleri ve sırları idrak etmek için, bir çekirdeğin ağaç olma serüvenini tefekkür etmek gerekir diye düşünüyorum. Özellikle bu işlerle uğraşanlar var, işinin ehli  uzman akademisyenler mutlaka düşünüyor ve labaratuvarlarda en teknik ve hassas aletler ve cihazlarla deneyler yapmışlar ve yapıyorlardır. Ben, yıllar önce bir zaman bilimsel bir dergide okumuştum, sert bir meyve çekirdeği nasıl çatlayıp yarılıyor ve bir ağaç oluyor diye merak eden işinin uzman bir kişi, diğer teknik ve teknolojik alanda bir kaç arkadaşıyla bir araya gelip, çok hassas ve teknik bir cihaz geliştirmişler, bu cihazla frekansı çok düşük sesleri algılayıp bu seslerin dozajını yükseltmişler ve insanların duyabilecek olduğu noktaya çıkarmışlar. Bu cihazı toprağa gömdükleri bir şeftali çekirdeği ile irtibatlandırmışlar. Toprağa belirli ve ölçülü bir şekilde su, ışık ve ısı verip gelişmeleri izlemişler. Ne kadar izledikleri süreyi unuttum, bir hayli zaman sonra, kontrol altında tuttukları cihazdan, sesler gelmeye başlamış. Hasta iniltileri, acı çekenlerin haykırışları gibi sesler, bu uzun bir süre devam etmiş. Sonuçta, çekirdek hareketlenerek, canhıraş feryatlar çıkararak yavaş yavaş yarılmış ve çekirdek orta yerinden ikiye  ayrılmış. Hemen o anda çekirdeğin içinden çok nazik ve hassas bir filiz dışarı çıkıp boy vermiş. Ve toprağa ilk adımını atarak dış dünyaya merhaba demiş. Ama durmamış, hızını daha da arttırarak, bir taraftan toprağa kök salarken, bir taraftan da yukarıya doğru boy atmayı sürdürmüş. Artık, özgürlüğe kavuşmanın rahatlığı ile daha farklı bir büyüme ve serpilme hızıyla, yaşamını sürdürmüş. Bu hengamede çekirdek görevini yapmanın mutlu sonucu ile devre dışı kalmış ve cihaz da susmuş.    

Ben, bu olayın o zamanın şartlarında ne kadar tartışıldığını hatırlamıyorum. Bu nedenle o konuya girmeyeceğim, ancak şu kadarını ifade edeyim, deneyi yapanlar izahı çok zor bir çalışma gerçekleştirdiklerini okumuştum. Öyle ki, çekirdeğin çatlayıp yarılasıya kadar, çok müthiş sıkıntılar, sancılar ve iniltiler işittik, bizleri çok derin düşüncelere sevk etti demişlerdi. Evet, orada nasıl bir güçtür ki, çekiçle kırmakta bile zorlandığımız o şeftali çekirdeğini ortadan bölüyor? Bunu yöneten nasıl bir irade, bilgi ve akıldır? Çekirdeğin içindeki nüve, dıştan aldığı bir enerji ile harekete geçiyor ve içinde mahkûm olduğu çekirdeğin üst kabuğınu zorluyor ve sonun da onu orta yerinden yarıyor? Bu güç nelerin ölçülebilmelerine öncülük etmiştir acaba? Düşünün ayni güç, ağacın kökündeki ipek yumuşaklığında ve kıl inceliğinde olan damarlarda da kendini gösteriyor. Öyle ki, koca koca kayaları çatlatıyor ve zaman zaman görüyoruz ağaç kökünün çevresindeki betonları patlatıyor. Yaşamak ve yaşamını devam ettirmek için bu mücadeleyi veriyor. Evet, hayat-yaşamak ne kadar önemli ve değerli bir nimet. Ne yazık ki, fütursuzca harcıyoruz. Neyse, konumuza dönelim. Çekirdeğin içindeki nüveden hasıl olan ağaç, bütün bunları kendi mi yapıyor? Yoksa, bizim göremediğimiz gizli bir el var da, O’mu tarifi imkânsız bir güçle bunu yapıyor? Buna mümasil, zamanımızda hiç hoşlanmadığım bir ifade var, onunla konumuza noktayı koyalım. Tefekkür ve yorumunu da siz okurlarımıza bırakalım. Duyarsınız, birçok insan birbirlerine konusu geçince ne zaman çocuk yapıyorsunuz? kaç çocuk yaptınız veya çocuk yapmayı düşünüyor musunuz diyorlar. İnsanın ana rahminde oluşmasında, doğacak olan çocuğun erkek veya kız olmasında herhangi bir dahli olmayanlar, çocuk yapmaktan bahsediyorlar. Neyse, bu günlük tefekkür de bu kadar diyelim ve herkese esenlikler dileyelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# enerji

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.