TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Hatta arkalarında büyük devletler bile var. 

Kısaca yaşlı kadının kitaplarından söz etti.

-Ben, birkaç gün sonra buraya bir makine ile geleceğim. Bu kitapların sayfa sayfa fotoğrafını çekeceğim.

Muhtar:

-Okulda öğretmenlerin kullandığı bir alet var. O olmaz mı?

-Olur. Bilmiyordum. O zaman hep beraber okula kadar gidelim ve müdürden izin isteyip bunların örneğini çıkaralım. Bu işimizi de bugün halletmek iyi olacak.

Okuldaki yazıcı/tarama aygıtında ikisi risale diğeri orta kalınlıktaki kitabı müdür yardımcısının müsaadesi ile tarayıp bilgisayar ortamına aldı Turan. Daha sonra birlikte tekrar Veli Dede’nin evine vardılar. Veli Dede’ye:

-Bu kitapların değeri, parayla pulla ölçülür değil... İyi sahip ol. Devlet bedelini ödeyip sizden satın alır. Ve güvenilir bir şekilde saklar, ilgililerce okunup incelenmesi sağlanır. Ben de aldığım kopyayı Uygur yazısını öğrenip okuyacağım. Deminden bahsettiğim kitabın devamı bu iki kitaptan biri. Hangisi olduğunu bilemem. Benim elimdeki kitabı yazan kişinin torunu yazmış olmalı. O döneme ait pek çok olayı anlatıyor. Bin yıl evvel bu bölgede neler olmuş, Türkler, Türkmen obaları, Yörükler nasıl yaşamışlar, kimlerle nasıl mücadele etmişler hep bunlarda kayıtlı olmalı. İnşallah öyledir.

Muhtar:

-Desene bizim köyün tarihi aydınlanacak.

-Evet. Nasıl şu tekkenin geçmişi, yakılıp yıkılmadan önceki hâlini öğrenebildikse bunlardan sonrasını da öğreneceğiz.

-Neler varmış Veli Dede sende bee... Hiç haberimiz yoktu bu kitaplardan.

-Oğlum, bunları benim bulduğum zaman bu yazılar yasaklanmıştı. Elinde böyle bir kitap bulunduran cezalandırılıyordu. Jandarma tutup götürüyordu. Kitaplar da yakılıyordu. Biz de bu eski yazı ile yazılmış kitapları Musaf sanıp günaha girmektense böyle bohçalar içinde evin en mahrem yerinde saklıyorduk. Şu işe bak hele o zaman yırtıp yakıyorlardı; şimdi de etek dolusu para veriyorlarmış... Gel de şaşma...

-Veli ağabey, ben sana şimdi bu aldığım şeyin parasını ödeyeceğim. Sana razı olacağın kadar para vermek isterim. 

-Evlat, sen ne aldın ki?.. Kitaplar yağlıkta bohçalı duruyor.

-Öyle deme ağabey, ben bu kitapların içinde yazılı olan ne varsa şu gördüğün düdük gibi aletin içine kopyaladım. Ondan kâğıda döktüreceğim ve senin elindeki kitapların aynısı olacak. 

-O işlere benim aklım ermez... Sen eğer bu kitapları beğendinse al senin olsun... Bana bir şey vermesen de olur.

-Olmaz öyle şey...

-Neden olmayacakmış. Ben bu kitaplara para verip almadım ki, kendim de yazmadım. Neyin parasını alacağım.

-O zaman şöyle yapalım: Ben bu kitapları alayım. Kütüphanelerle ilgili devlet kuruluşuna başvurayım. Ancak onlar bu kitapları nereden bulduğumu sorarlar. Ben de söylemek zorundayım. Gelip senden doğrulatırlar ve değerli kitaplar bölümüne koymak üzere devletçe belirlenen parayı bana verirler. Ne verirlerse getirip sana veririm. Anlaştık mı? Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.