TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

24/09/2021'den devam

-Senin kazancın ne olacak?

-Ben para kazanmayacağım. Bu kitapların devlet güvencesi altında korunmasını ve bilim adamlarının incelemesine sunulmasını sağlamanın gururu bana yeter. Hem bu kitaplar üzerinde ben de çalışacağım.

-Ben bunları pek anlamam.

-Ama bunların kıymetini anlayan öyle yamyamlar var ki... Anlatmıştım başımızdan geçen olayı. Herifler uluslararası kaçakçılık şebekesi bile kuruyor, cinayet işlemekten bile çekinmiyorlar. 

-Ben de bunlardan zarar görecek miyim?

-Sende bulunduğunu öğrenirlerse...

-Al götür o zaman... Ben böyle mazarrat şeyi istemem. Ben şimdiye kadar Musaf diye sakladım.

Fetihname ya da cenkname her ne ise

TURAN KARLUK, fetihname ya da gazavatname olduğunu tahmin ettiği kitabın da taramasını yapıp bilgisayarına kaydettikten sonra soluğu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünde aldı. Durumu anlattı. Kitapları, önemli bulduğu için getirdiğini, ikisi Uygur yazısıyla yazıldığı için okuyamadığını ama diğeri Arap asıllı Türk alfabesi ile yazılı olduğundan okuyabileceğini ifade etti. Müdürlük Uygur yazısıyla yazılmış olan kitapların da künyesini tespit için üniversiteden uzman hoca talep etti. Hoca geldiğinde kitapları inceledi, kitaplarda herhangi bir isim olmadığını, hatırat türünde tutulmuş olduğunu, ilk kitabı Kutlutaş adında birinin yazmış olduğunu, ikincisinin ise başlarda isminin geçmediğini belki de aynı adamın hatıratının devamı olabileceğini ifade etti. Hem hocanın hem de Turan Karluk’un ifadeleri kayda geçirilip tutanak karşılıklı imzalanıp kitaplar Yazma Eserler Kitaplığına gönderilmek üzere teslim alındı.

Uzman hoca ile Turan Karluk, özellikle tanışmak istedi. Hatta sohbetin ilerleyen saatlerinde kendisinden Uygurca öğrenmek için ders bile alabileceğini söylediğinde, Hoca:

-Uygurca öğrenmeye gerek yok. Dili Türkçe, bizim Eski Anadolu Türkçesi, yalnız hurufatı Uygur yazısı. Onu da öğrenmek pek zor değil. Hafta içi her gün saat beşten sonra boşum, bizim fakültenin kantininde buluşalım. Orada bizim araştırma görevlileri ile birlikte bu tür konuşma ve tartışmalarda bulunuyoruz. Siz de katılırsınız, yardımcı olmaya çalışırız. Anladığım kadarıyla siz bu iki elyazmasını okumak niyetindesiniz.

-Evet, beni buraya iten daha önceden okuyup çevirdiğim aynı dönemleri anlatan bir kitap oldu. O kitabın sonunda devamının bahsettiğim köyde olduğu yazılıydı. Şansımız varmış ki ulaşabildik. Eserlere sahip olan köylü de anlayış gösterdi. Hatta hiç para bile kabul etmedi. Ama şimdi, devlet herhangi bir ücret ödeyecek olursa kendisine ulaştırmak için söz verdim.

-Sizi, alkışlamak gerekir.

-Bu bende bir hastalık mı desem yoksa tutku mu... Bütün vaktimi ve meşgalemi ele geçirdi.

Daha önceki kitap kaçakçılığı olayını kısaca anlatınca hocanın merakı daha da arttı. 

-Kitapların adlarını hatırlıyor musun?

-Hatırımda yok ama bilgisayarımda kayıtlı. İsterseniz size e-posta ile ulaştırabilirim. Şu anda kitapların bulunduğu yeri bilemiyoruz. 

Dünden devam

Gizli tutuluyor, başlarına benzer şey gelmesin diye. 

-Zamanla araştırmaya açılacaktır. Bu kadar önemli bir eser dolaplarda, kasalarda gizli tutulamaz.

-Ben de çok merak ediyorum. Hepsini birden nineden satın almadığıma da hayıflanıyorum.

-Olsun siz, belki de bu türden bir korumaya alamayacaktınız, başlarına bir felaket gelebilirdi.

-Eğer ilgilenmek isterseniz, elimdeki Uygurca metinleri size ulaştırabilirim veya gelirken yanımda getirebilirim. Hatta sizin okuyup yayınlamanız daha uygun düşer sanıyorum.

-Şu an yoğun çalışma içindeyiz grup olarak. Onu bitirince yeni bir grup oluşturarak çalışabiliriz. Siz de dâhil olursunuz.

-Aman hocam, benim sizin çalışmalarınız yanında ne katkım olabilir? Otomobiller arkasından koşan köylü çocuklar gibi...

-Öyle deme... Bir kere kitap ve metinlerin sahibi sizsiniz. Siz izin vermedikçe, şu andaki duruma göre, kimse tek kelimelik bir açıklama ya da yazma cüretinde bulunamaz. Ancak siz ortak olursanız başka...

-Bunu bilmiyordum... Önümüzdeki hafta başından itibaren beni de sizin öğrencilerinizden say hocam...

Kutlutaş Ali’nin defterinden

Barktutmuş atam, bir bahar sabahı ruhunu Hakk’a teslim etti. Yaylalardaki tüm Türkmen obaları, yakınlardaki ve köydeki sevenleri, tanıyanları koşup geldiler. Cenazesini teçhiz edip Eriş Dede’nin önderliğinde son duamızı da ettikten sonra kendisini barkın avlusunun kıble tarafına defnettik. Barka gelip gidenler hakkında hayır duada bulunsunlar istedik. Eriş Dedeye, “Beni buraya, barkın avlusunun kıble ucuna defnediniz!” diye vasiyet etmiş. 

Eriş Dede:

-Burası onun mekânı, sadece ona has kalmalıdır, diye barkın daha doğrusu yeni adıyla Gaziler Ocağının banisini ululadı, hayırlarla alkışladı . Bizler de Eriş Dede’nin alkışlarını çınladık. 

 Gaziler Ocağı

O YAZ, atam Barktutmuş’u uzaktan yakından tanıyanların bizi ziyareti ile geçti. Bark, daha doğrusu Gaziler Yurdu alplara merkezlik yaptığından ben aşağılarda Kıran dibinde dere kenarına yakın bir bahçe edinerek küçük bir ev yaptım. Türkistan’dan gelen Manavlardan öğrendiğim kadarıyla tarım yapmaya da başladım. 

Vaktimin çoğu Türkmen obaları arasında geçiyor. Onların İslamiyet adına sordukları sorulara cevap vermek, takıldıkları hususlarda bire bir aydınlatmak işini kendine yumuş  edinmiştim. Her biri beni dikkatle dinliyor, akıllarına yatmayan durumlar olunca da çekinmeden itiraz edebiliyorlar. 

Bu tür çalışmalarım sırasında bende şöyle bir kanaat hasıl oldu: Türkmenlerin atalarından aktarıla gelen bir özellikleri var; adına törü diyorlar. Bu törü bir takım kurallar bütünü. Onların hayatına yön veren bir tür köklü yasa. Bu yasanın ilk maddesi sayılabilecek husus İslamiyet’in tek Tañrı inancıyla aynılık ifade ediyor. Hiç İslamiyet’ten haberi olmayan bir Türkmen’in beyninde oluşup ağzından dökülen “Tañrı tek, her şeyi yaratan, devlet ve dirlik veren” sözleri oluyor.

Devam edecek 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.