TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Bu yüzden onlarla anlaşmak kolay oluyor. Kendilerine günde beş vakit ibadeti anlattığımda hiç çekinmeden “Biz böyle yükünebiliriz. “ diye atılıyorlar. Sözün kısası, her çadırda, her obada her uğrayışımda büyük bir ilgi ile karşılanıyorum. Yalnız şunu belirtmeliyim, bu Türkmenleri aydınlatmak için ben yeterli gelemiyorum. Sultan kentine haber gönderdim, durumu anlattım. Çok sayıda din bilgini gönderilmesini istedim. Çünkü buraya gelen Türkmenler “Beyler Müslüman oldu” diye kendilerinin de Müslüman olduğunu varsayıyorlar. 

Alp beylere iş düştü

BİR HAFTADIR Türkmen obaları arasında idim. Evime geldiğimde Gaziler Ocağı’nın bulunduğu yamaçta oldukça kalabalık atlıların bulunduğunu gördüm. Merak ettim, oraya doğruldum. Ben daha yolda iken aşağılardan yirmi otuz kadar atlı yiğit, gelip beni geçtiler. Durumdan anlaşıldığına göre çok önemli ve olağanüstü bir durum var. 

Gaziler Ocağı’na varana kadar ardı ardına bölük bölük atlılar geldi; at kişnemesine nal şakırtısı karıştı. Gazi Alp Karaca Ay Bey, ocağın avlusunda gelen beyleri karşılıyor. Her birine hâl hatır soruyor, obalarının durumu hakkında bilgiler alıyor ve kafasında ince ince hesaplar yaptığı yüzünün şeklinden anlaşılıyordu.

Beyler aralarında kengeş  kurdular, danışık yaptılar. İkindi sonrası herkes geldiği gibi dağılıp gitti. Ocağa gelişlerinde olduğu gibi giderken de Barktutmuş atamın mezarına dönüp dua ettiler, ellerini yüzlerine çaldılar.

Beyler dağılınca ortalık sakinleşti. Alp Karaca Ay Bey, konukların sonuncusunu da yolcu ettikten sonra ardıcın altında serili olan posta bağdaş kurup oturdu. Görünüşte bir şey yokmuş gibi idi ama başını sağa sola eğişinden yüzünün kasılıp gevşemesinden arada bir başını parmakları ile alnını ovuşturuşundan oldukça sıkıntılı bir hâl olduğu anlaşılıyor. Belki de beliren olağanüstü duruma göre bir şeyler tasarlamakta. Köyün ileri gelenleri ile benim gibi birkaç molla etrafını aldık. Kendisine hürmetlerimizi sunduk. Olağanüstü durumu anlamaya çalıştık.

Hepimizin yüzüne tek tek baktı. Ben bu bakıştan bizlere güvenip güvenmediğini ya da kime güvenip kime güvenemeyeceğini anlamaya çalıştığını sezdim.

-Obaların durumunu gözden geçirmek için beyleri toplamıştım. Yeni obalar gelirse ne yapalım ya da bir saldırı olursa nasıl davranalım diye danışmada bulunduk. Her birinin bulunduğu yer itibariyle kaç obayı daha barındırabileceğinin hesaplarını yaptık. Gelen göçler dolayısıyla ya da günbatısından Urumların saldırısı ile uçlardan dönecek obaları da hesaba katmak gerektiğini anlattım. 

Rahatlamıştık. Köylü beylerin gidebileceğini belirttikten sonra benim ve daha sonra Türkistan’dan gelen diğer dört mollanın kalmasını istedi. Köylüler ayrıldı, beş molla ile birlikte Alp Karaca Ay bizi barkın iç odasına davet etti. Kendisi baş köşedeki posta oturduktan sonra saygı ile biz de birer yaygı üzerine çöktük. Bu kez köylülerle yaptığı sohbetten daha gergin bir ses tonu ile durumu bize özetledi.

Devam edecek 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.