TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Cumartesiden devam

Tam kömür olduğunda bütün hava delikleri kapatılıyor ve içerideki odunların sönmesi bekleniyor. Soğuyunca yığın açılıyor. 

Gün ikindiye dönerken Otacı Eriş Dede Alp Gazinin yanından çıktı. Yorgun ve düşünceli görünüyordu. Beni görünce:

-Kutlutaş Ali’m nasılsın? Hocalık nasıl gidiyor? Türkmen’le aran nasıl? 

Arka arkaya sormasından anladım ki cevap istemiyor. Sadece konuşmuş olmak için...

-Hocam, sağlığına duacıyız, bize kendini özlettin...

-Teşekkür ederim. Ben de sizleri özledim.

Haçlı belası

SONRADAN bizzat Alp Karaca Ay Gazi Beyimiz tarafından biz dört mollaya açıklamada bulunuldu. Gizli tutulması kaydıyla ancak bizim bilmemiz gerektiğini de hatırlatarak dedi ki:

-Otacımız Eriş Dede neredeyse kırk gündür aramızda değildi. Onun otacı olarak dağ bayır dolaşması dikkat çekmeyeceği için yaklaşan tehlikeye karşı nerelerde nasıl tedbirler alacağımızı araştırması için gönderdim. Sadece düşmanın karşısına çıkmak için değil, aynı zamanda onları çıkmaza sokacak her türlü tedbiri almak için de bu gerekli idi. Aldığımız bilgilere göre German ve Frank orduları peşlerinde pek çok çoluk çocuk kadın ve asker olmayan ama Kudüs’e gidip hacı olmak üzere yola çıkan kalabalıklar hâlinde Kostantin başkentine yaklaşmışlar. Germanlarla Franklar ayrı gruplar hâlindeymiş. Germanlar önden geliyorlarmış. Her iki Haçlı ordusu için edindiğimiz bilgiler kısıtlı olmakla beraber atları ve kendileri ağır zırhlarla donatılmış. Başlarında demir miğferler, ellerinde ucu temrenli uzun mızraklar ve yine ağır kalkanlar taşıyorlar. Hem kalkanı hem de mızrağı ağırlığı dolayısıyla hantalca kullanabiliyorlar. Bizim kılıç ve eğri kamalarımızla, kalkanlarımızdan önce uzak savunma silahımız okla yayımız var. Gelenler çok kalabalık olduğu için çok sayıda oka ihtiyacımız olacak. Söylendiğine göre her Haçlı başına bir ok imal etsek bu ok yığını ocağın boyunu geçen beş on tümsek oluşturur. Bu yüzden ok yapımı için hazırlıklara başladık. Dün ağaç erlerinden bir grubu katırlarla Ayaz Señirine gönderdim. İki hafta buraya ok yapımında kullanacağımız şevik çubukları kesip getirecekler. Bunları yapacağımız özel fırınlarda usulüne uygun kurutacağız. Kendi hâllerine kurumasını beklersek geç kalmış oluruz. Bu ilk andaki hazırlığımız.

Yine Eriş Dedemizin yaptığı keşiflere göre eğer Haçlılar bizim yöremizden geçmek isterlerse geçenlerde sözünü ettiğimiz gibi üç ayrı geçişi kullanmak durumundalar. Duyduklarımıza göre Urum bölgesini tercih edeceklermiş. Ayasuluk’tan Karya’ya doğru da gidebilirler. Ama o yolun zorluğunu bilirler, çünkü ağırlıkları ve yayaları o yola dayanamaz. Her şeyden önce yükleri taşıyabilmek için arabalara, kağnılara ihtiyaçları var. Otacımızın söylediğine göre bu sebeple o yolu kullanmaları imkânsızmış. Anlaşılıyor ki iki ordu birlik olup önceki Haçlıların izlediği yolu izlemezlerse bizim yöremizden geçeceklerdir.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.