TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

German Kralı Konrad ordusuna ve ağırlığını taşıyan kalabalığa güvenmiş, zorlu bir yolculuktan sonra Dorleon ovasında Sultan Mesud’u karşısında bulmuş. Kendilerinin ve atlarının zırhlarının ağırlığı bir yandan çektikleri açlık ve susuzluk öbür yandan bunalmışlar. Türk atlıları hafif ve çevik hareketlerle bozkurt bağrışları ile düşmanı elli yıl önce Sultan Mesud’un babasının öcünü bura alıvermişler. Konrad ve avenesi dağlara kaçıp sığınmışlar. Bizim çaşıtlar da Kostantin kentinde yalan haber yayıp, Frank komutan Sanluviz’in uyanmasına meydan vermemişler. Demişler ki “Konrad ve ordusu Sultan Mesud’u babasından daha fena ettiler. Şimdi Konrad, Konya tahtına oturmak üzere şehir önlerinde...”

Sanluviz, biraz da kıskanmış Konrad’ı. Zaten önden gelmesine epeyce sinirlenmiş. Bütün zafer alkışlarını onun toplamasını içine sindiremiyormuş. Amma velakin, Nikea önlerinde Konrad’ı karşısında süklüm püklüm görünce şafak atmış. Konrad, Türk atlılarının yıldırım hızlarını, erlerinin panter gibi saldırışlarını, oklarının yüzlerce kulaç mesafeden zırhlarının en zayıf veya açık yerlerinden delip geçtiğini anlatınca Sanluviz’i bir düşüncedir almış. Nikea Konya yolunu izlemekten vazgeçmişler. Birlikte Urum topraklarından geçerek Attaliya’ya varmayı planlamışlar. Bu yüzden, bizim Gaziler Ocağı ve çevre ocaklarda oldukça yoğun çalışmalar var. Kış olmasına rağmen kimsenin kar buz, yağmur rüzgâr aldırdığı yok. Hatta bir ara Eriş Dede, “Bu kış şartlarını iyi değerlendirelim.” diye Alp Karaca Ay Gazi’ye bir şeyler fısıldadı. Bizim duymamızı istemediğini sezerek uzaklaştım. Biz bilmemiz gerekenden fazlasını bilmek istemeyiz, bu konuda. Gerek duyarlarsa bize anlatırlar. 

Alpkızlar 

DÜN, elliden fazla alpkız geldi. Her biri omuzunda ince yay, sadağında ince ok ve kuşağında kız kaması taşıyordu. O kadar dik ve vakur duruyorlardı ki değme yiğit er bu kadar olur. Gazi Beyin huzuruna çıktılar. Beyimiz onlara da ne yapacaklarını anlatmış olmalı.

Öğle vakti olmadan grup grup dağıldılar. Başlarında birer alpkızlarbaşı vardı her bir grubun... Ve en dikkate değer olan husus da şuydu: Hepsi aynı anda, hep birlikte geldikleri hâlde gruplar hâlinde ayrı ayrı yollardan gittiler. Demek ki kendilerine ayrı ayrı görevler verilmişti.

Öğleden sonra yağlı ve ziftle kaplanmış tulumlar içinde on katırla bir şeyler geldi. Yükler, dikkatle ocağın en güvenli yerine taşındı. En sonuncu tulum da getirilip diğerlerinin yanına konunca Eriş Dede’nin “Sakın ha su, kar, buz değmeye!” dediğini duydum.

İki gün kadar önce de ocağın yanındaki bahçeye yığılan kara taşlar üzerindeki karlar süpürülerek katırlara yüklendi, Bent Deresi yoluyla bir yerlere gönderildi.

Bütün demirci ocakları son hızla çalışıyor, dereleri vadileri çekiç sesleri şenlendiriyordu. Alplar kendilerine temren yapmakla meşguldüler. Ok yapımı için getirilip fırınlarda kurutulan çubuk yığınları erimiş, alpların sadaklarındaki yerlerini almıştı.  

 Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.