TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Fazlalıklar da belirli evlerde depo edilmişti. Gerek duyulduğu zaman atlarla, katırlarla yiğitlerin çatışma yerlerine ulaştırılacak hâlde hazır tutulmakta.

Akşama doğru Sarı Yazı Gaziler Ocağından bir atlı geldi. Eriş Dede’yi sordu. Evine kadar yoldaşlık ettim. Beraberce Otacı Eriş Dede’ye gittik. Kapıyı oğlu Timurtaş Alp açtı. Durumu anlatınca bizi hemen içeri buyur ettiler. Ben geri dönmek niyetindeydim. Eriş Dede beni görünce “Gel, gel hoca. Kapımızdan dönmen hoşuma gitmez.” Konuğun atı, kapı uşağına emanet edildi.

Avlu kapısından girip, ahşap merdivenle üst kata çıktık. Çok değişik, hoş kokuların havayı doldurduğu hayattan iç odalardan birine buyur edildik. Timurtaş Alp da dahil, konukla birlikte dört kişiyiz.

Selamlaşma ve hoş safalar faslından sonra konuk, söz alarak durumlarını özetledi.

-Otacı Dede’m, her şey buyruğun üzere ikmal edildi. Demirkapan kayaları Sivri Kaya dibindeki geçide tarif ettiğin şekilde yerleştirildi. Tam beş sıra yaptık..

-Şimdiki bilgilerimize göre öncü olarak Germanlar geliyor. Bir kısmı Ayasuluk’tan gemiyle Kostantin kentine dönmüşler. Buraya gelecek olan kuvvetleri pek önemli değil.

-Niye ki?

Otacı Dede, boynunu büktü, cevap vermedi.

Kam kılıklı acayip insanlar

ERİŞ DEDE’NİN evinden ayrıldım. Evime doğru gidiyordum. Bir alay kam kılıklı, davullu-zilli adamlar peydahlandı. Görünüşleri o kadar gülünç ve acayipti ki insan geceleyin görse ödü patlar, oracıkta ruhunu teslim eder. Her ne kadar kılıkları pejmürde ise de hepsi sanki bir ordu mensubu gibi adımlarını uydurarak yürüyor ve bu hâlleri ile de daha da korkunçtular. İnsanın, deli bunlar, diyesi geliyor ama hiç de deli gibi değiller. Sadece görünüşleri, kılıkları acayip. 

Bu acayip adamların başı olmalı, bana yönelip bir iki adım kala Otacı Dede’nin evini sordu. 

-Buyurun, ben şimdi oradan geliyordum. Sizi götürebilirim, dedim.

Beraberce ben önde arkamda bir takım acayip kılıklı adam Eriş Dede’nin kapısına dayandık. Kapıyı yine oğul Timurtaş Alp açtı. Gelenleri görünce, hemen babasına koştu. Durumu anlatmış olmalı ki Eriş Dede kapıya çıktı. “Hoş geldiniz.” dedikten sonra: 

-Alp Gazimize kadar bir zahmet, buyurun. Sizi beklemekteydi.

Beraberce Gaziler Ocağına geçtik. Sakçıya, içeriye haber iletmesini buyurdu. Sakçı, gidip geldi:

-Alp Gazi Beyim sizi bekliyor, buyurun, diye içeri aldı. Dede bana, “Sen kal, gelme.” işareti yaptı. Ben dışarıda kaldım. Bu sırada müezzin akşam namazına davet etti. Barkın mescidine geçtim. İmamlık etmek bana düştü. Namaz ve sonrası duaları bitirip de kapıya çıktığımızda yirmi kadar katırın anlamadığım türden eşyalarla yüklü olarak geldiklerini görüldü. Katırların başındaki görevliler yükleri dikkatle indirdiler. 

Avlunun yağış almayan bölümüne taşıyıp yerleştirdiler.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.