GÜNDEM : CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI

1985 Yılında Camiler Haftası olarak kutlanmaya başlayan ve sonra Din Görevlileri ibaresi ilâve edilen 1 Ekim Camiler ve Din Görevlileri haftası, Diyanet İşleri Başkanlığının programı ve etkinlikleriyle bu yılda kutlandı. Her zaman olduğu gibi bu yılda ciddi manada ses getirici bir etkinlik olmadı. Seçilen tema enteresan “Cami, Din Görevlileri ve Vefa” son zaman içinde bulunduğumuz ortam, bu durumu yorumluyor! Gerçi seçilen temadaki ibareden ne demek istendiği tam anlaşılmış değil. Camilere namaz kılmak için giden cemaatten biri olarak, Covid-19 sebebiyle camilerin tenhalaştığını görüyoruz. Bu durumun değerlendirilmesinde Diyanet camiasından merak ve heyecan uyandıracak anlamda herhangi bir bilimsel çalışma ve buna yönelik bir tebliğ ne yazık ki görmedik ve duymadık. Yine, bildik, duyduk nasihatler ve klâsik manada ifadelerle haftayı geçirdik. Herşey kendi alanında gelişim, değişim ve dönüşüm sağlarken, dinimizde bu yöndeki duruma Kur’anî açıklamalar, yorumlar, çözümler ve çareler serdedilmiyor. Duyuyoruz ve zaman zaman da tevafuk ediyoruz, Gençlik arasında, Deis denilen statik bir tanrı inancı var ve yaygınlaşıyor. Bu kişilere, bir takım dini meselelerde eski klasik usul, tarikat ve tasavvuf kaynaklı verilen cevaplar ikna edici olmuyor.  Bu durum nasıl önlenir? Gençliğe, tevhit inancının temel esasları nasıl anlatılır düşünmek ve cevaplar bulmak zorundayız. Bu konuda zamanın şartları ve yaşam şekil ve özellikleri göz önüne alınarak, bilimsel hutbe, vaaz, komferanslar verilmeli, özel gün ve haftalarda bu çalışmalar belirlenmelidir.

Cami, din görevlileri ve vefa, bu ibareyi düzenleyiciler nezdinde ne kastedildi anlamı ve muhtevasında ne amaç düşünüldü bilmiyoruz. Cümlenin, içindeki kelime anlamlarının bütünleyici bir ifade sıkıntısı oluşturduğunu sorgulamayacağız, ancak müstakil olarak kelimelerin taşıdığı anlam yükünden biraz bahsedeceğiz. Cami, Kur’an-ın ifadesiyle Mescid, islam ülkelerinde ve mü’min gönüllerde ciddi ve önemlidir ve özel bir değer ifade eder. Caminin olduğu yer bir islam beldesi, göklere yükselen minaresiyle de tevhidi simgeleyen bir şehadet âbidesi olduğunu gösterir. İlki, Mekke’de Mescidi Haram (Kâbe) dır. Sonra, Allah’ın emri ile burası Müslümanların Kıblesi oldu, İbrahim Peygamber bunu bütün dünyaya ilân etti. Burası Tevhit dini İslâmın kıblesi, her müslümanın namaz kılar, ibadet ederken yöneldiği birlik ve beraberlik göstergesidir dedi. Din Görevlisi de, islâm dinini insanlara öğreticisi, öğrenmek isteyenlere yardım edicisi ve yol göstericisidir. Bunlar, bu alanda özel eğitim ve öğretim almış, dini bilgilerle donanımlı kişiler demektir. Vefa, bir sıfattır, her hangi bir kişiye isim de olabilir, neye ve ne amaçla kullanıldığına bakılır. Burada, cami ve din görevlisine atfedilmiş gibi bir anlam çıkıyor veya ben öyle anladım. Camiye ve din görevlisine vefa göstermek veya vefalı olmak ise, bu konu üzerinde ciddi bir şekilde durmak gerekir. Bu hafta bu yapıldı mı? Bence tartışılır. Camiler yapılış anlamına uygun ve amacına yönelik hizmet veriyor mu? Bu konudaki malûm müktesebata göre resmi görevini yapıyor, minarelerinden ezan okunuyor, içerisinde namazlar kılınıyor, vaazlar ve hutbeler veriliyor, mevlitler okunuyor ve musalla taşına getirilip konan cenazelerin namazları kılınıyor. Din görevlileri de bunları fiilen yapıyor ve yönetiyor. Bunlara gösterilmesi gereken vefa da, camilere gelenler tarafından gerektiği gibi gösteriliyor. Bütün bunların sonucunda gereken mana ve maksat hasıl oluyor mu? İşte burası tartışmalı, çünkü camilerin ihtiva ettiği özellikler çok muhtevalıdır. Yukarıda maddeler olarak ifade etmeye çalıştım, onların tek tek detayları üzerinde durup düşünmek lâzım. Orada ibadet kastı ile toplananlar bir birlik, beraberlik ve dayanışmayı ifade ediyorlar. Hayatta olanlarla görüşülüyor, hasta olanlardan haber alınıyor ve vefat edenlere de son görevler yapılıyor. Ayrıca, çok önemli ve gerekli bir görev daha yapılıyor, en az haftada bir gün vaaz ve hutbe ile cemaat bilgilendiriliyor. İşte burada da durmak lâzım, cemaate dini açıdan gerçekten gerekli ve güncel bilgiler veriliyor mu? Bu konuda din görevlileri, kendileri bilgilenmek için okuyor, araştırıyor mu? İlin veya ilçenin haber kanallarını takip ediyor mu, dini, ilmi ve kültürel manada ayda kaç kitap okuyor? Dinine vukufiyetin vefa hakkını veriyor mu? Yaşananlar açısından yorumunu siz değerli okurlarıma bırakıyorum. Yüce Allah yar ve yardımcımız olsun, esen kalınız efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.