TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Altımız üstümüz tamamen keçe kaplıydı.

Sabah olup uyandığımda, henüz güneş Elma Dağı ufuklarından görünmüyordu. Hava gayet açık ve aydınlık. Ama ayaz çok sert ve keskindi. Nöbetçi alpkız, benim çadırdan çıktığımı görünce selam verdi. Karşılık verdim.

-Şimdiye kadar her şey iyi gitti. Allah’ın izniyle şu vazifeyi hakkıyla yerine getireceğiz. Bütün dua ve dileklerim bir aksilik çıkmaması için.

-Dik Oyuk grubunun başı siz misiniz? Gökçe Kız, Ulu Çukur başında kaldı.

-Evet, yapılacak bütün işler bana emanet edildi.

-Diğerleri ne yapacaklarını bilmiyorlar mı?

-Onlara verilen görevin ilki, bu yükü halel getirmeden buraya ulaştırmak. 

Nöbetteki alpkızlar başı hem benimle konuşuyor hem de karşı Çukur Alan üzerlerindeki tepeleri gözlüyordu. Devam etti:

-Buradaki görevlerini bildirmek ve uygulanmasını sağlamak ise bana ait.

-Burada ne yapacağımızı sorabilir miyim?

-Cevap alamazsın. Bilmen gerekseydi, Alp Karaca Ay Gazi Bey daha gaziler ocağındayken buyururdu.

-Anladım. Allah muvaffak eylesin.

Döndüm, çadır dışında kar suyu ile abdest aldım. İçeri girdim, molla arkadaşlar beni bekliyorlarmış. Sabah namazını eda ettik. Birer aşır okuduk, Fetih Suresi ve Fatiha ile dualarımızı da ikmal eyledik. 

Gün doğup Elma Dağı ufuklarından yükselirken alpkızlardan biri bize dumanı üstünde tüten ayran çorbası getirdi. 

-Teşekkür ederim. Ateşi ne zaman, ne ile yaktınız ki?..

-Birazdan görürsün, şimdilik sır... Afiyet olsun.

Mollalar olarak ne kadar da cahiliz. Şu kızlara bak. Dumansız, alevsiz ateş yakıyorlar... Bunlara boşuna alpkızlar denmemiş. Söylediğine göre burada biz herhâlde şu koca Khonas Dağını ateşe vereceğiz. Çuvallardaki gizli şey bu olmalı. Bekleyip göreceğiz.

Gökpınar Kapuzu’nu sel basıyor

AZ SONRA karşıdaki tepelerden dumanlar yükselmeye başladı. Alpkızların başı olan hatun emri altında bulunan kızları birer birer götürerek görev yerlerini gösterdi. Dik Oyuk adını verdiğimiz bu vadi German askerlerinin geçmeye çalışıp da geçemedikleri dar kapız başına kadar iniyor. Ve alabildiğine kar dolu. Yukarıdan bir kavuk düşse dereye kadar kar yığını üzerinden yuvarlanır gider.

Dumanlar kesildi. Çok geçmeden Frank Kıralı Sanluviz’in askerlerinin Kızık Beli’ne çıktıklarını gördük. İlk çıkanlarla geriden gelenler tepede biraz bekleştiler. O kadar kalabalıklardı ki bizim gazilerin bunlarla baş etmesi mümkün değil. Hepsi kalın demir zırhlı. Oklarımızın tesir etmesi mümkün değil. Oklarımızın temreni açıkta kalan uzuvlarına tesadüf edecek ki yaralayabilsin. Bir müddet Kızık Beli sırtında bekleştiler. Daha sonra tepeden aşağılara doğru harekete geçtiler Serçe Gözü önündeki Kızıl Düz’e indiler. Anlaşılan o ki tepede soğuktan eğleşemediler. Daha kuytu olan Kızıl Düz’de ordugâh kurdular. 

Anlatıldığına göre Haçlı Frankların hepsi bu kadar olmamalı. Gerisi vardır muhakkak. Çünkü yayaların ve yük arabalarının bulunduğunu da duymuştuk.

Alpkızlardan her birine yağlı deri torbalar verildi. Katırla getirilen yük içindeki kara taşlar bölüştürüldü. Önceden kendilerine gösterilen görev yerlerine dağıldılar. Alpkızlarbaşının vereceği talimata göre beklemeye başladılar. Onun gözü de karşı yamaçlardan verilecek duman işaretinde idi. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.