İMANIN 6. ŞARTININ DÜZENLEMESİ

Sevgili dostlar, kâinatta her yaratığın bir anlamı ve amacı vardır. İlâhi yasalar çerçevesinde bu böyledir. Dolayısıyla evrende, abes, başıboş ve hiçlik ifade eden bir şey yoktur. Yani, her yaratık Allah’ın yasaları çerçevesinde ölçülü, anlamlı ve amaçlı olarak yaratılmıştır. Dini bir ifadeyle her şeyin bir kaderi vardır derken, bir ölçüsü olduğu ifade edilmektedir, Allah her şeyi bir ölçüye göre yaratıyor demektir. Meselâ, uzağa gitmeden vücudumuzdaki organlara bir bakalım! Gözlerimiz, kulaklarımız, ağzımız, burnumuz, ellerimiz ve ayaklarımız nasıl hepsinin bir ölçüsü var. Ayni şekilde vücudumuzun iç organlarını da bunlara dahil edebiliriz, gelişi, güzel, rastgele hiç bir şey yok, hepsi ölçülü bir kader çerçevesinde düzenlenmiş. Şimdi bu ifade edilenlerden anlıyoruz ki kader, bir ölçü, miktar ve mikyastır. Bunu taktir, tanzim ve dizayn eden Allah’tır. O zaman bunu bir tarafa kaydedelim ve unutmayalım. Bu, Allah’ın yarattığı maddi varlıklar üzerinde belirlediği bir ölçülülük hareketidir. İman esaslarına 6. şart olarak ilâve edilen “Kader, hayır ve şerrin Allah’ın taktiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmak” da, Kader, burada, nerede ve nasıl bir amaçla kullanılıyor? İmanın 6. şartı olarak müslümanlara dayatılıyor bir bakalım. Bu şartın açıklamasını yapanlar ne diyorlar? Kader, 6. şartın temel kuralı, Allah tarafından ezelde taktir ve tayin edilmiş insanın ne yapıp ne edeceği! İş, uğraş, söz, davranış, hâl ve hareket hepsi ezelde yazılmış, avamın anladığı bir alın yazısı, bu bir kaderdir. Vakti geldiğin de kaza olarak kişi bunu işleyecek, yapacak bu onun kaderidir. Hayır ve şer her ne ise, Allah onu, ona taktir etmiş yaşamak zorundadır.

Aziz dostlar, önce böyle bir inancı ifade eden bir ibareye Kur’an da rastlamak mümkün değil, çünkü yok. Bu ibareyi oluşturacak bir kelimeler manzumesi dizimi derlemeden müteşekkildir. Öncelikle “Kader” kelimesi yaratıkların maddi yapılarıyla ilgilidir, hâl, hareket, eylem, söz ve davranışlarla ilgili değil. Ha, Allah bunları bilmiyor mu diyeceksiniz! Elbette biliyor, ama Kur’an-ın da ben bunları yapsınlar diye ezelde yazdım demiyor, ben kullarıma irade verdim, bunları yapıp-yapmamakta seçim onlara ait diyor. Bu konuda, onların kaderleri, iradeleridir diyor. Burada, bu ayrıntıya iyi dikkat etmek lâzım. Kur’an-ın da her şeyi açık-seçik ifade ettim diyen Rabbimize, bilgisinin sonsuzluğu açısından, insanlar için bunları da yazmıştır düşüncesiyle böyle bir inancı insanlara dayatmak doğru değildir. Yüce Allah’ın demediğini-dedirtmek, nasıl bir anlayıştır düşünmek istemiyorum. Kader kelimesini, kendi özgün yapısından farklı bir amaç uğruna kullanmak, insanlara neye mâl olduğuna bakmak lâzım. İkincisi, hayır ve şerrin Allah’ın taktiri ile yaratılması, Allah, kuluna şer taktir etmez, bu Allah’ın en azından Rahman ve Rahim olan sıfatlarına aykırıdır. En güzel bir şekilde, sevgi ile yarattığı “Et-Tin ve Alâk surelerine bakılsın” kuluna şerle muamele etmesi hiç  mümkün mü? Çünkü, Allah şer yaratmaz, bu nedenle “Halkı şer-şer değildir, kesbi şer-şerdir. Yani, o şey yaradılışta şer değil, kulun işleyişiyle o şer oluyor. Anlaşılan o ki, Yüce Allah kimseye şer taktir etmez. Ancak kişi, kendisi iradesiyle şer işler.

Değerli dostlar, imanın bu ilâve 6. şartı müslümanlara müspet yönde bir şey kazandırmadığı gibi, zararda veriyor. İşlediği herhangi bir kabahat ve suç karşısında, ne yapalım kaderimizde varmış, başa gelen çekilir diyor. Yaptığı yanlışı, işlediği suçu yargılayıp kendisini gerektiği gibi sorgulamıyor.  Ezelde bizim başımıza yazılmış bir alın yazısı vakti gelmiş şimdi cezasını çekiyoruz. Dolayısıyla ceza evinde bunlara “Kader kurbanları” deniyor. Âdeta, onların suçları yokmuş gibi, kaderlerinin kurbanı olmuşlar, bunlar zavallılardır! anlayışı içinde değerlendiriliyorlar. İslâmdan önce böyle bir anlayış o topluma hakimdi. Kur’an bunu yıkmak için geldi, Hz. Nebi-Rasulümüzün tebliği ve tatbikatıyla bu kaldırıldı. Ama, Nebimiz vefat edince bu cahiliyet anlayışı yeniden hortlatıldı. Muaviyenin oğlu Halife Yezid, Hz. Hüseyini Kerbelâ da şehit edince, utanmadan onu ben öldürmedim, kader onun ölümünü bizim elimizden yazmış, bu konuda bizim suçumuz yok. Onları Allah öldürttü demiştir. Yani, yanlış kader inancı o zaman bir daha hortlatılıp gündeme getirildi. Onunla beraber daha pek çok cahiliyet âdeti hayat sahnesine dahil edildi. Kötü kader, zalim kader sözleri toplumlara mal edildi ve şimdi birçok cahil müslümanın ağzından bu sözleri duyuyoruz. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, Kader kelimesinin anlamıyla hiçbir alâkası olmayan olaylar ona mâl ediliyor ve bir yanlış inançtır ki sürüp gidiyor. Bütün bunlara dayanak noktası olarak da imanın 6. şartı olan “Kader, hayır ve şerrin Allah’ın taktiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır” ibaresidir. Kur’an da imanın şartı beştir. Delil olan ayetler Bakara suresi ayet 177. Nisa suresi ayet 136’dır. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.  LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder

# kaza, vefat

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.