TEFEKKÜR : GÖREMEDİKLERİMİZ VE DUYAMADIKLARIMIZ

İlim-Bilim ve Din adamları bazen çok enteresan şeyler söylüyorlar. Gözlerimizle göremediğimiz, kulaklarımızla işitemediğimiz, hatta aklımızla bile idrak etmekten ötede. Hayalleriyle bazılarını bırakırlar gölgede. Kimi yobazlar bunlara günahtır demede. Hani o dinde derinleşenler, varya şeyhın-şıhlar, mutasavvıf ve dervişler. Nerden, nasıl uçtuğu bilinmeyen deniz-derya geçenler. Bir takım saf mü’minlerin inandığı uçarken görünmez, yanından geçse bilinmez, her kişinin aklı buna ermez diyenler. Muammalar içinde yüzen kendini bilmezler, daha doğmamış çocuğa don biçenler, içmeden sarhoş olup Dünya’da  kendinden geçenler, uçsuz bucaksız sonsuzluğu ölçenler, rüzgâr ekip, fırtına biçenler, gerçekler karşısında çaresiz kalıp diz çökenler. Kaçırdıkları trenin arkasından gözyaşı dökenler, artık anladılar yolun sonuna geldiklerini. Ama, mehtaplı gecelerde, ufkun derinliklerinde, yıldızların cazibedar gerginliklerinde, kara deliklerin kaybolup yeni sistemler olarak göründüklerinde hava, su arayan kâşifler hâlâ cezbede. Bilimde, Fende ve felsefe de çağ atlayıp hayallerinin gerçek olduğunu görmede. Ancak, yine durmayıp ilerlemede, ufkun sonsuz enginliğinde yol alıp yürümede, zaman-zaman da tasavvurlarının içinde kendini kaybetmede. İlk ve son gördüğü ile güya mücadele etmede, yine ilk ve son direnişini çaresiz seyretmede. Elveda deyip o hep koştuğu sonsuz ebed ülkesine artık kesin olarak gitmekte olanların, çok önemli eksikleri var!           Arkalarında, yolun başında olanlara bıraktıkları görüş, düşünce, fikir, proje ve eserleriyle bir ufuk gösteriyorlar. İşte ölümsüzlük yolculuğuna çıkanlar bunlardır. Bunların selfileri, o bir anlık nefsin keyfileri değil, zaten onlar böyle şeylere hayatta vermediler hiç mehil. Ama her zaman haset ve bencillere oldular hedef! Birde bu yola girmeyip karşıdan bakanlar, şarampoldan laf atanlar, aşkı ezberden okuyanlar, entrika tezgahlarında yalan, dolan dokuyanlar, bilmeden yarı yolda konaklayanlar, bende bilirim havasında pişmiş aşa su katanlar, dolma tüfek hesabı işkembe-i kübradan atıp tutanlar, haram-helal demeyip deveyi havuduyla yutanlar, kendince her şeyi yakıp yıkacak büyük sırlar tutanlar, kerameti kendinden menkul olanlar, külhanvari palavra atanlar ve nihayet ebedi sonsuzluk uykusuna! yan gelip yatanlardır bunlar. Kendilerince her şeye hakimiyet kurmuş malûm hâli ilân ediyorlar. Gizli sırlarımız var, görünmez ordularımız var, hiç duymadığınız gücüm kudretimiz ve her şeye hükmedecek vukufiyetimiz var bizim diyorlar. O para babaları, biz korkmayız bizim safkan ırk dijital hatlarımız var, onları kullanmak için bir tuşa dokunmak bile uzun hikaye!  İyi ama unutuyorlar pusuda bekliyor tanrısal vikâye. O kudret, son zaman onların hâli serencamını, bir anda bozup dağıtır bütün insicamını, oda pek uzakta değil, şah damarlarının hemen yanında! Neyse, durma hadi göster bakalım şu erişilmez dehanı da, fırsatı kaçırmadan bizde meçhule giden o sonsuzluk kervanına katılalım diyoruz. Çünkü biz eksiğimizi tamamlayıp da geliyoruz, unutmayın meçhule değil, yerimizi biliyoruz. Size de hidayetler diliyoruz. Dostlar! o görünmezler ve bilinmezler diyarından selâmlar var; inanana, güvenene ve inanıp, güvendiğine dayanana, üzülmeyin size korku yok, mahzun olmak da yok deniyor. Zaten geldiğin yer orası değil mi, şimdi gideceğin yerde orası olacak elbette. Düşünsene özünden geldiğin toprağına can veren kim? Bu canı sana neden verdi? Anandan doğdun canlı idin, canlı olduğuna herkes sevindi, seni canlı gören herkesin yüzü güldü. Yunus misali sen, ete, kemiğe büründün, farzı misal Ahmet-Mehmet diye göründün, sonuç kaybolup gittin. Biliyorsun, gelip-gitmekte senin hiçbir dahlin, payın, katkın ve etkin yok. Neden bunların bir hikmeti vardır deyip araştırmadın. Öldükten sonra bir daha dirileceğine inanmıyorsun. Yahu, senin dünyaya gelip gitmene itirazlık bir durum söz konusu değil!  Tutturmuşsun, ben! ben! ben!.. Yahu kimsin sen? Şımarman ve bir çok şeyleri inkâr etmen boşuna. Yukarıda bir takım örnekler verdik sana, çeşitli alanlar da çalışan, üreten ve bir takım fikirler yürüten insanlar hakkında. Ama sen ahmaklığına doyma, görünmezlik, işitilmezlik ve bilinmezlik âlemine hiç merak sarmamışsın. “Düşünüyorum öyle ise varım” tezini o noktaya çekip doğru anlamamışsın. İnsanın gelipte bilmediği yere, imansız geri dönmesi ne garip. Oysa, gayba imanın bir rizki yoktu. Ama o, görme, duyma gizem âleminin bilinmezlik mesajlarının çağrısına itaatsizliği yok saydı. Lâkin artık, irade elden alındı, muhtariyet kalktı. Şimdi artık, metallerin, mıknatısa koştuğu gibi koşacaksın. Gayba imansızlık sırrını anlamış olacaksın! Önceden önlemini alanlara ne mutlu diyor, hoşça ve dostça kalmanızı diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# proje

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.