NÜKTEDAN: ÖLÜLERE KUR’AN DİRİLERE HADİS OKUNUR

Sevgili dostlar, enteresan bir başlık değil mi? Ne demek yani, ölülere Kur’an, dirilere Hadis okunur? Hiç öyle şey olur mu diyenleri duyar gibiyim! Yaşanan sosyal hayatı şöyle bir analiz ediniz! Din adına en çok duyduğunuz isimlere dikkat ediniz, uyarıcı manasında Allah’ın Ayetleriyle mi, yani Kur’an’la mı, yoksa Hz. Peygamberin Hadisleriyle mi karşılaşıyorsunuz? Din görevlileri addedilenlerden bile hepsinden Kuran’dan bir ayetle uyarıldığınız pek olmaz. Genellikle Hz. Peygamber ve Ashabı dile getirilir. Kur’an-ın şu suresinin şu ayetinde Allah şöyle emrediyor diyenleri pek duymazsınız. Neden acaba? Bununla görevli olanlar bile bunu neden düşünmüyorlar? Evet Mü’minler, dinimizin kitabı olan Kur’an dostlar sohbetinde konuşulmuyor? Bu kitabın sahibi olan Allah neden kitabıyla anılmıyor? Oysa O, kitabında “Benim adım anıldığında kalpler ürperir” diyor. Allah’ın adının anıldığında hiç ürperen, irkilen bir kişiye rastladığınız oldu mu? Hz. Peygamber anılınca hemen sağ elimizi kalbimizin üstüne koyar ve ona saygı niteliğinde salâtü-selâm ederiz. Ne güzel, Nebi-Rasulümüze sevgimizi izhar ediyoruz. Her şeyimizi borçlu olduğumuz, bize sonsuz iyilikler, hesapsız ikramlar lûtfeden Yüce Allah’ımıza ifade edeceğimiz bir minnettarlık duruşu göstermemiz gerekmez mi? Bu bir eksiklik değil mi? Evet, bütün bunların sorgusunu kendi nefsimizde yapalım. Kimse-kimseye fatura kesmesin, bu bütün müslümanlar olarak hepimizi ilgilendiriyor. Birbirimize Kur’an okumamızın, anlamı ve amacı üzerinde düşünmemizin gerekliliğini ihmâl etmemiz ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu belki idrak edebiliriz diye düşünüyorum.

Aziz dostlar, Kur’an ölülere okunmak için inmemiştir. Araştırın ve dikkat edin Hz. Peygamber Kur’an-ı hep dirilere okumuştur. Hiçbir ölünün başucunda ve kabrinin karşısında Sevgili Nebimizin Kur’an okuduğu vaki değildir ve hiçbir kayıtta da yoktur. Onunla birlikte olan ashabı (yakın arkadaşları) onun arkasından kabrinin başında toplanıp Kur’an okumamış ve onun adına üçü, yedisi, kırkı, elli ikisi ve sene-i devriyesi diye Kur’an okuma günleri yapılmamıştır. Keza o yakın arkadaşları da yapmamış ve kendilerine de yapılmamıştır. Hatim ve devir-ıskat merasimleri tertip edilmemiştir. O zamanlar, Kur’an hep diri insanlara, hayatta olanlara okunmuştur. Ama, ne zaman dini anlayışta bölünmeler olmuş, farklı görüş ve düşünceler oluşmuş, mezhepler, meşrepler ve tarikatler, işte o zaman “Din Kültürü” oluşmuş, din zenginleşmiş!  Örf, âdet, anane ve gelenekler meşguliyet alanları olmuş ve Kur’an’dan uzaklaşılmış. Bu dünyaya inen Kur’an, öbür dünyanın kitabı olmuş. Ölü ve hasta kitabı olmuş. İnsanların dünya yaşamlarını düzenleyici ayetler, birtakım hastalara şifa ve deva diye okunur olmuş. Uygulanması bir kenara bırakılıp, şu sureyi veya şu ayeti bilmem kaç sefer okursanız cennette dayalı-döşeli köşkünüz olur, anlamında  hadisler uydurulmuş. Tabi, bu dünya içinde! buna benzer hadisler vardır, zengin olmak, kazalara, belalara uğramamak için okunacak sure ve ayetler de belirlenmiştir. Zamanımızda bile bu konularda kitaplar yazan ve telkinlerde bulunan özellikle tarikat mensubu kişiler vardır. 

Değerli dostlar, ölülere Kur’an, dirilere Hadis okunuyor dememiz elbette boşuna değildir. Lütfen yaşamımıza girmiş ve her gün uygulamakta olduğumuz bir takım hâl ve hareketleri dikkatle bir takip edelim göreceğiz. Nasıl Hz. Peygambere hadis diye atfedilen birçok şeyin, Hz. peygamberle alâkası olmadığını. Ama, Kur’an-ı Kerim de emredildiği, tembih veya tavsiye olarak nitelenen çok şeyinde terk edildiği. Meselâ Kur’an da Allah’ü tealâ evlerinize girerken selam verin diyor, içeride insan olsun olmasın. Yaptığınız iyilikleri reklâm etmeyin ve başa kakmayın diyor. Biz ismimize tabelâ yapıp asıyor, iyilik yaptığımız bize karşı bir konuda muhalif oldumu, yaptığım iyilikleri unutmuşa benziyorsun deyip başa kakıyoruz. Veya iyilik yaptığımız, Allah razı olsun demezse, ölmüşlerimize bir Fatiha okumazsa onu kınıyoruz. Sevap kazanmak için okuduğumuz Kur’an-ın tecvit kurallarına gösterdiğimiz itina kadar, anlamlarına ayni özeni  göstermiyoruz. Kur’an-ı Kerim öteki dünyadan çok bu dünyanın kitabıdır. Bazıları İslâm devleti kurmaktan bahseder ve onu arzu ettiğini söyler. Oysa, insan devleti öncelikli değil mi? Din adına mı, dünya adına mı bilmiyorum! Kabirleri gösterişli yapmak için harcadığımız paraları, fakirlerin zaruri ve gerekli ihtiyaçlarını karşılamak için yapsak, inanıyorum ki ekonomik aksaklığın bir yanını tamir etmiş oluruz. Evde veya camide bir kenara oturup bilmem kaçbin sefer Hz. Peygambere Salâtü-selâm okuyarak cennetin baş köşesine kurulacağını hesap edenler, boşa tespih taneleri çevirdiklerini öğrenmek için, Hz. Peygamberi Kur’an’dan öğrenmekte geç kalmamalıdırlar. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.                                                                                                                                                                                    LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.