KÜLTÜR İSLÂMININ BAZI ÖZELLİKLERİ

   İslâmın safiyetinin temel değeri Kur’an’dır. Bunu kendi ifadesinin zahiri anlamıyla ortaya koyarak bir hayat kitabı olduğunu belgelemektedir. Ancak, bazı insanlar bir takım hesaplar yaparak Kur’an-ı, tasarladığı menfaatları için kutsallığı noktasından hareket ederek bir sırlar hazinesi durumuna getirmişler. Kur’an-ı zahiri ve batıni anlamı olan ve özellikle batini yönüyle bilinmez mana derinliklerine sahip olduğunu ve bunların bazılarını keşfettiklerinin iddiasında bulunmuşlardır. Bu konuda geliştirdikleri bilgileri Kur’an-ın eşya, zaman ve insanlar üzerinde etkinlikler oluşturduğunu iddia etmişler. Sihir ve büyüler katagorisinden, psikiyatrik metotlarla kimi insanların zaaflarını ele alıp kullanmışlar. Kehanetler, kerametler ve duygusal hafiflikler bu alanda gökteki yıldızlarla, cinlerle ve ruhlarla irtibatlandırılarak insanların yaşamları kutsallanmaya çalışılmıştır. Harflerle ilgili bir ilim oluşturulmuş, ebced ve cifir hesabı. Adı Hurufilik olarak şuyu bulup, temelini Hz. Ali’ye ithaf etmişler. Torunlarından Cafer’i Sadık bu hususta Burçlarla ilgili Yıldızname diye bir kitap yazdığını ve bu kitabı muskacılar, Kenzi Mahfi kitabıyla ilişkiledirip kullanmaktadırlar. Daha başkaları da var, astroloji adı altında toplanan bu kitaplar, Ünlü mukaddime yazarı İbni Haldun tarafından bir ilim olarak kabul edilmiş. Ama birçok ilim adamı, Simyacılık gibi saçmalıktır diyorlar. 

    Batıniler, Kur’an ve din hakkında derin bilgi sahibi kişilermiş. Bunların kalbine o kesbi ilimden öte ilhamla vehbi bir ilim ilka edilirmiş, dolayısıyla bir takım sırları çözerler ve geleceğe aitte bazı şeyleri bilirlermiş. Bu konuda ebcet ve cifir hesabı çok önemli bir problemmiş. Ayetlerden çıkardıkları bir takım kehanetleri veya kerametleri bu hesaplarla açık ederlermiş. Oysa, bunlar kaynak itibariyle yahudilerin kitaplarına dayanıyor. Meselâ, Kabala kitabının bu alanda önemli bir yeri varmış. Diğer taraftan bazı filozoflar da bu hususta çok önemli rol oynamışlardır. Filozoflar arasından Pisagor ve Tales bu işin öncüleridir diyorlar. Tasavvuf da müslümanlardan Muhiddin’i Arabi ve Mısri Niyazi de en önemlileridir. Aslında birçoğu dini kültürde isim yapmış âlim, evliya az çok hurufilikle meşgul olmuştur. Ama, hurufiliğin en çok yaygın olduğu dini ekol Şiadır. Öncülerinde günahsızlık ve kutsallık vardır. Üçler, yediler, kırklar, babalar, dedeler, ermiş ve evliyalar çoğu onlardandır. Kehanet veya keramet olarak çok menkıbeleri vardır. Kayıp olan onikinci imamı bekliyorlar, mehdi gelecektir ve İsa da gökten inip insanlığa islâmla hükmedecektir. Sanırım bu konuda eğrilik ve doğruluk tartışmasına girmeye gerek yoktur. Çünkü, Kur’an ortada duruyor ona bakmak ve düşünüp karar vermek kişinin kendisine kalmıştır, bu hususta didişmeye hiç gerek yoktur inancındayım.

     Pisagor’a göre sayı birdir, herşey birden çoğalmıştır. Ama o bir’in, iki farklı görüşü vardır, birinci görüş kozmosta odaklanan, bir kere bir, bir eder. Herşey birden zuhur eder ve sonuç yine birde karar kılar. Bir, bütün bölünmüşlüklerin merkezinde yine birleşmeyle bütünleşir ve bir olur. İkinci görüş, mana kaynaklı ruh odaklıdır, birinci görüşün farklı bir versiyonudur. Mutlak varlıktan, mukayyet varlığa intikal, misal âlemi ve yansımalar ismi verilerek değerlendiriliyor. Mutasavvıfların vahdeti vücut inancına çok yakındır. Yahudi inancında kitapları Talmut’da çift sayılardan sakınılması ve tek sayılara itibar dilmesi tavsiye ediliyor. Bize de oradan geçmiş zaar, biz müslümanlarda tek sayılar üzerinde durmak ve o tarz bir düşünceye kutsiyet izafe etmek bir gelenektir. İbni Hâldun, İslâmın ilk dönemlerinde Hurifilik ve cifrilik yoktu diyor. Doğrudur, İslâm fütuhatlarla dünyaya açılınca, feth edilen ülkelerin kültürlerinden hâliyle etkilenilmiştir. Özellikle İran ve Mısır bu konuda en etkin olanlarıdır desek yanlış olmaz sanırım. Mısır’a gelen Pisagor bir okul kurmuş hurufilik ve cifrilikle ilgili. Orada önemli etkisi olan Tales’ten de yararlanmış. Yani, eski kadim bir medeniyet olan Mısır, Firavun mezarları olan Piramit’leriyle dünyaca ünlüdür. Selçuklu ve Osmanlı Piramit’lerle pek ilgilenmemişler. Selçuklu döneminde gelişen İhvanı Safa Pisagor’a bağlıdır. Bu düşünce, yaradılıştan her varlık bir sayıya tekabül eder diyor. Hurufilik ilk, Maykıl Brotnil tarafından ortaya atıldığı iddia ediliyor. Reşat Halife’nin ortaya attığı 19 rakamı da önemli bir taraftar buldu. Sırrı ve kutsiyeti bir süre tartışıldı. Ne var ki, insanlık var oldukça bu tür inanç ve düşünceler de var olacaktır. Yüce Allah doğru yoldan ayırmasın diyelim ve bu günkü tefekkür yolculumuza burada bir mola verelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.