TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam

Oysa içse bir şey olmazdı. Sadece belki çürümüş sarımsak midesini bulandırır, ama susuzluğu geçerdi. Onlar Ayasuluğ’dan çıkmadan önce German kralı Konrad ile ayrılırken buradan geçme kararında olduklarını beyan etmişler. Ve Konrad da askerlerine burayı tarif etmiş. Zaten bunlar birbirlerinden hoşlanmayan, birbirini çekemeyen iki Haçlı devleti. Germanlar öncü olmak, önden varmak telaşındalardı. Hiçbiri Kızık Belini aşamadı. Daha birinci geçitte telef oldular. Germanlardan epeyce tutsak aldık. Çiftçilerin yanına verdik tutsakları. Yevmiye ile çalışıyorlar. Her gün paralarını alıyorlar. Bu durumdan onlar da çiftçiler de memnun. Müslüman olanları bile var şimdiden. 

Ha bir de o gün alpkızların Frank başıbozukları elinden kurtardığı kadın var, German’mış. Henüz kendine gelememiş. Otacı kadın ana tedavisi ile uğraşıyor. 

-Beyim önümüzdeki cumayı cumartesiye bağlayan gece er yemeğine kalkacağız. Ramazan oruçları başlıyor.

-Hatırlattığın iyi oldu. Bu şamata içinde unutmuştum.

DEFTERİN son sayfasına yapıştırıldığı anlaşılan şöyle bir yazı vardı:

“İki yıldır Karaca Ay Gaziler Ocağı’ndan ayrıyım. Ocakla ilgili bilgim yok. Bu deftere de uzun süre el süremedim. Ama hep yanımda taşıdım. Yancığımdan hiç çıkarmadım. 

Sultan kentindeki bir alp eğitim ocağında bir yiğidin yapması gereken işleri, saldırı ve savunma taktiklerini, ok yapımından tutun da yaya yaslanma ve çile çekmeyi öğrendim. Hangi tür ağaçtan ok yapılacağını, temren için gerekli olan demir teminini, körük ateşinde kızdırmayı ve örs üzerinde çekiç darbeleri ile elimle yapmış olduğum oka uydurmayı, oka yine yülek takmayı, at üzerinde düşmanın mızrak, kılıç ve topuzla yaptığı saldırılardan kendimi korumayı ve akabinde düşmanın can alıcı yerine gerekli darbeyi indirmeyi öğrenene kadar çok zahmet çektim. Ama değdi. Çeviklik kazandım. Daha açık düşünür oldum. Kısacası uyuşukluğum gitti.

Karaca Ay Gaziler Ocağına dönmeme izin verilmedi. Sultanın ordusunda Urum kralının ordularına, Killi Kaya Ermenilerine ve yukarılardaki Puntus Tekfurlarına karşı cihada katıldım. Ayrı bir deftere bu savaşların hikâyelerini yazmayı düşünüyorum. Bu yüzden Karaca Ay Gaziler Ocağı ile ilgili kayıtları burada bitiriyorum. Bu risale tamam oldu. Bu defteri benimle cihada katılan Pazar Hanlı alpa, Gaziler ocağındaki barktaki dede mezarının yanına bir kap içinde gömmesini tembih ettim. 

 Kutlutaş Ali İkinci ve küçük risale

DOĞAN DAĞLI takma adlı Turan Karluk, Uygur yazısını okumayı öğrendikten sonra görüldüğü gibi elinde bulunan birinci defteri yeni yazıya ve günümüz Türkçesine çevirip bitirmişti. Kendini bu işe öyle kaptırmıştı ki günlerin nasıl geçtiğini bilmiyor, yalnızca aktardığı kitabın sonuna geldiği zaman biraz nefes alabildi.

Az değil, üç ay kadar üniversitedeki hocadan Uygur yazısını okuma kursları almış ve sonunda kendisinin bu işi becerebileceğine aklı yatmıştı. Arada okuyamadıkları olduğunda e-posta yoluyla hocaya gönderiyor, hoca da cevabı geciktirmeden veriyor, böylece yeni yazıya aktarma işi tamamlanıyordu. 

Merak etmesine rağmen ikinci risaleye başlamakta biraz yavaş davrandı. Ailesiyle yeteri kadar ilgilenmediğini, çevredeki eş ve dostlarının zaman zaman serzenişte bulunduklarını hesaba katarak kendisine biraz tatil fırsatı vermeyi düşündü. Öyle de yaptı. DEVAM EDECEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.