TEFEKKÜR: RÜYALARLA HAYALLERİN KARDEŞLİĞİ

Sineklerin kanatlarında seyahat, papatyaların gölgesine uyku uyumayı pek çok insan düşünmez. Karıncalarla yarışa, kelebeklerle de dövüşe hiç bir insan kalkışmaz. Her şey dengi dengine, uygun bir muhatap bulur kişi kendine. Poyrazlı havada harman savrulmaz, yağmur yağarken buğday ekilmez. Yolun ortasından, çayın içinden gidilmez, yolu olmayan ormana, dibi görünmeyen suya girilmez. Huyunu bilmediğin ata binme, her kavgayı ayırmaya girme, olur-olmaz her şeye gülme derler!  Ruyalarına bir sınır koyamazsın ama, hayallerini de ne kadar uzatırsan uzat bir noktada istesende istemesende duramazsın. Ruyalarla, hayallerin ufukları farklı, ama her ikisi de zihninde saklı. Ruyalar, ruhun gibi senin iradeninin dışında, hayaller ise iradenin içindedir. Boyutlar arası frakanslar, matematiksel hesaplarla uzağı yakına getirmek zamanımız da gerçekleşti. Yakını uzaklaştırmak için matematiğe gerek yok! İki nefes arasının uzadığını yaşamak, gözünü açıp gördüğün mesafeyle, kapadığında da düştüğün karaklın ânı ölçenler o matematiği yapabilenlerdir. Hz. Süleyman’ın zamanınadaki medeniyete yakında gidenler olur. İki dağın arasına, bakır ve demiri eritip dökenlerin dönemi de var, onuda unutmamak lâzım. Evet, lâzımın, kâzımı olmadan, nazıma iş düşmez! Sakın nedir bu enteresanlıklar demeyin, kendinize bakın, gözünüz, kulağınız, ağzınız, burnunuz, diliniz, dişiniz, damağınız, dudağınız ve kursağınız, hepsinin görevleri ayrı, hiç birbirleriyle görevlerini karıştırdıklarını gördünüz mü? Sair organlarınızı da bunlarla kaşılaştırabilirsiniz!.. Hiç düşündünüz mü, insan en güzel hayalleri ne zaman ve nerede kurar? En güzel ruyaları da hangi uykular da, nasıl duygular da ve ne tür düşünceler de görür. Bu hallerin her ikisinin de öncesi önemlidir. Adamın biri arkadaşına hep anlatır ve yakınır durumuş, ruyamda Hz. Peygamberi görmek istiyorum, yalvarıyor, yakarıyor, ona salâtü selâmlar ediyor, ağlıyor ve sızlıyorum , ama bir türlü ruyamda göremiyorum dermiş. Bir gün o arkadaşının evine gidip bir gece misafiri olmuş. O gece arkadaşı ona tuzulu bir balık yemeği yedirmiş. Adam yanmış susuzluktan su istemiş, arkadaşı evde hiç suyun kalmadığını, yakınlarda da su tedarik edecek bir yer olmadığını ve ancak sabahı beklemek zorunda olduklarını söylemiş. Arkadaşı su! Su!.. Diyerek uyumuş, ev sahibi olan arkadaşı sabah uyandıklarında hemen buz gibi bir tas su getirip arkadaşına ikram etmiş, suyu afiyetle içip bir derin nefes alan arkadaşına ev sahibi kahvaltı hazırlanırken sormuş, nasıl rahat uyudun mu, inşallah bir rahatsızlık olmamıştır demiş. Misafir arkadaş, iyi uyudum rahatsız olmadım ama! Sabaha kadar pınarlar, ırmaklar, gürül gürül akan dereler ve çeşmeler gördüm ve onlardan kana kana sular içtim demiş. Ev sahibi, misafir arkadaşına tebessün ederek, işte görüyorsun ya sevgili dostum, eğer Hz. Peygamberi görmeye böyle susamış olsaydın görürdün demiş. Aziz dostlar,bu hikâyeyi neden anlattım biliyormusunuz? Bilemezsiniz, çünkü benim yaşadığım olayı siz yaşamadınız. Anlatayım, geçen hafta bir sosyal etkinlikte bulundum, eski dost, arkadaş, ahbap ve tanıdıklarla bir arada olduk. Esas oraya gitmemin amacı da buydu, yani onlarla bir arada bulunup hasret gidermekti. Ama, ne yazık ki umduğumu bulamadım, göremedim ve tabi yaşayamadım. Tek kelimeyle söyleyeyim, üzüldüm; inanın ki bu kadarını beklemiyordum. Bana karşı takınılan bu tavrı anlayamadım demiyeceğim, çünkü anladım ve geçmişle karşılaştırarak, daha önce yaşadıklarımı hatırladım ve gerçekten eskiden olduğu gibi hiçbir şeyin değişmediğinde şahit oldum. Demek ki, insanlar içlerindeki yaşattıkları bir takım duygu ve düşüncelerini yaşları ilerlese bile bir değişim ve dönüşüme uğratmıyorlar. Anlaşılan o ki, insanı çok yaşamak, yaşlanmak, çok gün görmek olgunlaştırmıyor. İnsanlar kendilerini yenilemezse, yaşamını ve düşüncelerini zaman zaman sorgulamazsa, hani derler ya boşuna çiğnedim yalan dünyayı! Dünyanın fani olduğunu idrak edemeyipte, yalan olduğunu iddia edenler, gerçekten bu dünyayı boşuna çiğniyorlar. Ahiretin tarlası olan bu dünyaya yalan ekiyorlar.Hayatlarını da, o yalanlarla yaşıyor bir adım ileri atmayıp o yalan bildikleriyle, duyduklarıyla ve onlara inandıklarıyla  dolma tüfek hesabı ezberledikleriyle yaşıyorlar. Bunlar, birilerinin şartlandırdıklarıyla, kendilerini hiç sorgulamayan acınacak insanlardır. Kim bunlar mı diyorsunuz, sormayın düşünün; unutmayın bu köşe tefekkür köşesidir. Onun için yukarıda yaptığım hatırlatmaları düşünüp bildiklerimizle irtibatlandırıp, tefekkür ufkumuzda sorgulayıp dolaştıralım diyorum, inanıyorum ki bir çok şeyi anlamamızı sağlayacaktır.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.