TeKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam

 Ordu manastıra dokunmadan önünden geçti, öğleye doğru Kaysariya sırtlarına ulaştı. 

Kızılca Delü yanına Osman’ı da alarak hâkim bir tepeden, vadinin dibine doğru kurulmuş bulunan Kaysariya’yı inceledi. Yazı tarafından saldırıyı hiç aklına bile getirmedi. Hem mevcudu az hem de bütün asker açıkta kalacak hiçbir savunma engeli bulamayacaktı. Vadinin iki yanından Tahtalı eteklerinden ve Domuz Deresi yamacındaki Çamlık’tan hücum etmeyi uygun buldu. Bu görüşünü açıklamadan önce Osman’a düşüncesini sordu. Osman:

-Mevcudumuz Kaysariya’yı tam kuşatmaya elverişli değil. Her ne kadar erlerimiz cesaret ve maharet sahibi iseler de bu girişim çok kanlı olur, kaybımız çok olur.

-Ben de öyle düşünüyorum.

-Önce barış yolunu denemeyecek miyiz?

-Evet, o bizim vazgeçilmezimiz, töremizin bir parçası... Şimdi, beni düşündüren çaşıt Alpar, acaba bizim mevcudumuz hakkında bilgi vermiş midir? Vermemiş veya verememişse işimiz kolaylaşıyor.

-Nasıl?

-Bugün akşama kadar buralarda at kişnetip boru ve davul çaldıracağım. Tekfurun moralini bozalım. 

-Bugün saldırıya geçmeyecek miyiz?

-Deminden beri konuştuklarımızı unuttun mu? Mevcudumuz burayı kuşatmaya ve sonuç almaya yetmez, demedin mi? Az kişi ile çok iş yapmak istiyorum. 

-...

-Gece olunca, etraf tepelerde ve yazı düzünde öbek öbek ateşler yaktıracağız. Tekfur ve adamları etrafının kalabalık bir ordu tarafından kuşatıldığı zehabına kapılsın ve yarınki teklifimizi hemen kabullensin.

Akşama kadar Kızılca Delü ile Osman Kaysariya etrafındaki vadileri, tepeleri, yamaçları ve yazıyı dolaştılar. Nerelere ateş yakılacağını, nerelere çadırlar kurulacağın bir bir planladılar. Karanlık basmaya yakın alplar görevlerinin başına gönderildi. Geceleyin Tepelice eteklerinden aşağılara doğru baktıklarında tekfurluğun ateşten bir çember içine alındığı açıkça görülüyordu. Sabah gün doğumuna kadar ateşler söndürülmedi, boru ve davul sesleri ile ortalık velveleye verildi. Sabah ezanı hemen her çadırdan en gür sesli alplar tarafından hep birlikte okundu.

Kuşluk vakti yazı düzünden birkaç manga atlı, atlarının arakasına iple bağladıkları çalıları sürümeye başladılar. Sürünen çalıların çıkardığı toz duman göklere direklendi. Az sonra esen rüzgâr bu tozları Kaysariya üstlerine doğru sürdü. Kentte göz gözü görmez oldu. Halk bunaldı. Kilisenin çanları durmadan çalıyor, papazlar, rahipler, keşişler ve halktan katılan kişiler bir ağızdan kilise ilahileri okumaya başladılar.

Toz dağılıp, ortalık biraz yatışınca kalenin karşı yamacına üç alp ellerinde beyaz bayrakla göründü. Kale kapısı aralanarak içeri alındılar. Tekfurun huzuruna çıkarıldılar. Sözcü:

-Komutanımız Kızılca Delü’nün sözlerini size ulaştırmak üzere görevlendirildik. 

Sıkıntıdan ve gecenin yorgunluğuyla moral bozukluğunun verdiği bitkinlik yüzünden akan Tekfur:

-Buyurun, neymiş bakalım pis Türkmen’in diyecekleri?

-Kızılca Delü beyimiz, bu hakaretini size oldukça pahalıya ödeteceğini belirtmekle söze başlayayım. İki gün önce size Khonas Tekfuru’ndan gelen haberci ile yanına kattığımız iki alpın hemen şu an kale kapısından dışarı bırakılması ilk isteğidir. Diğerlerine geçmeden bunun yerine getirilmesini hemen ister.

-Bak şu küstaha... Bana Khonas’tan gelen ulağı ne hakla talep eder. 

DEVAM EDECEK 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.