TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam

Diğerleri ise buralarda tekfurluğumun sınırları dahilinde ne ararlar ki...?

Tekfur sözünü bitiremedi. Havada kuyruklu oklar vızlamaya durdu. Ne olduğunu, neye uğradığını anlayamayan Tekfur kılıcına davrandı... Okların ardı arası kesilmiyor ve yakındaki yamaçtan tekbir, salavat, davul boru sesleri ortalığı inletmeye başladı. Bir ara düşünür gibi bir havaya giren Tekfur:

-Başka ne ister bu at çobanı?

-İyi bir at çobanı olduğunu biz de kabul ederiz. Ama şimdiki mevzumuz bu değil... Üç kişi derhal serbest bırakılmadıkça diğerlerini söylemeye mezun değiliz.

Ok vızıltıları arttı, oklar kalenin içinde rastgele yerlere düşüyor temrenleri çarptıkları yeri deliyor, rüzgârdan okların yelekleri küçük birer bayrak gibi dalgalanıyordu.

Tekfurun emri ile Baltar ve diğer iki alp serbest bırakıldı. Onlar salimen, yamaçtaki arkadaşlarının yanına ulaştı.

-Şimdi söyle diğer isteği neymiş sizin büyük çobanınızın?

-Kenti, savaşmadan teslim ederseniz, kimsenin kılına dokunulmayacak, sadece sizden yirmi tümen Bizans altını cizye ve bunun beşte biri kadar yıllık vergi...

-Mümkün değil?

-Bizden söylemesi...

Sözcü sözüne devam edemedi, kapıdan bir görevli telaşla girip izin istedi:

-Haşmetmeap, özür dilerim... Kâfirler, şişme tulumlarla hendek sularını aştılar kalenin dibine sokuldular. Kale burcundaki nöbetçilerimizin mızrakları işe yaramadı. Tulumları delemedi. Kendilerini de iyi koruyorlar, mızrakları havadan yakalıyorlar. Nerede ise kaleye girmek üzereler.

-Evet, Kaysariya dün gece ateşlerini gördüğünüz Türkmen ordusu tarafından az sonra ele geçirilecektir. Fazla zamanınız yok. Ya güzellikle teslim olur canınızı, malınızı korursunuz, ya da...

-Ya da ne?

-Her şeyinizi kaybedersiniz. Tacınız, tahtınız... Eşiniz, kızınız, siz esir... 

-Söyle, ne yapmalıyım?

-Hemen burca bir beyaz teslim bayrağı çektirebilirsiniz. O zaman kimse saldırmayacaktır.

-Bu ne demek olur?

-Savaşsız kaleyi teslim ediyorum. Belirttiğiniz miktar cizye ve vergi kabulümdür.

-Sonra...

-Kaysariya tekfurluğunuz devam eder... Herkes eskisi gibi işine gücüne bakar.

Kızılca Deli ile Osman, kaleye hâkim sırtlardan ordunun harekâtını izlerken kale burcuna beyaz bayrağın çekildiğini gördüler. Bey, derin bir nefes aldı. Kayıpsız bu işi halletmiş olduğuna sevindi. Osman da bu ustalığı akıl defterinin bir kenarına yazdı.

Tekfur Kızılca Delü’nün huzuruna çıkarıldığında, komutandan daha çok Osman’ın heybetinden korktu. Aslında Osman’ın, ona hiç de kötü bir niyetle veya düşmanca baktığı yoktu. Tekfuru acınası bir zavallı gözüyle inceliyor, titreyen dudaklarını takip ediyordu.

***

Akşama doğru ordu Kaysariya’nın etrafını boşalttı. Çevredeki tepelere çekilmiş, verilecek emri bekliyordu. Kaysariyalılar birer ikişer sokaklarda görülmeye başlamıştı. Domuz Deresi sırtlarındaki Çamlık içinden bir işaret verildi, dumanla. Saldırı haberi iletmekteydi. Kızılca Delü, Osman’a “Alplarını al işaret verilen yere yetiş.” emrini verdi.

Osman emri alır almaz toparlanma ve atlanma emrini art arda verdi. Birliğin başına geçti. Bulundukları tepenin üst yamaçlarından dolaşarak zaman geçirmeden Domuz Deresi’ni geçti. Çamlığa tırmandı. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.