TEFEKKÜR : SON ASRIN OSGAR ÖDÜLLÜLERİ MUTSUZ

      Sahtekârlığı sanat, yalancılığı hayat edinenler, şeytanın iksiriyle dünyada sarhoş gezinenlerdir. Büyük plâtolarda son asrın osgar ödüllülerini alan bunlar, geçmişin hortlak gönüllüleridir. Bilimsel takılırlar gerçeklerin inkâr fırtınasına tutulurlar. Hortumla  savrulup hangi dünya cehenneminin çukurunu doldururlar bilinmez. Bollukta sıkılan, aksırıncaya kadar tıkınan ve bir sefahat kuytusuna sokulan bu kendini bilmezler bir sekteyle giderler ve geri gelmezler. Heva ve heveslerinin sefahatine, nefislerinin tükenmez arzularının menfaatine ihtirasla yelken açarlar, ama hiç bir liman da demirleyemezler. Bunlar yaptıkların da hesapsız, inançlarında kitapsız ve kendilerince kanunsuzdurlar. Sonu gelmez hazları var onların, ihtiraslarını durduramazlar. Çünkü, kendilerini sorumsuz, imkânları olduğu müddetçe de doyumsuzdurlar. Onların yolunda trafik derdi olmaz, nereye gidiyorsun diye onlara sorulmaz, suç ve ceza kuralları onlara konulmaz.   Her şeye kanunu, kuralı onlar koyar, herkesi vicdanı sızlamadan soyar, menfaatı için her şeyi kıyar, bir tek endişesi vardır sadece ölümden korkar. Dünya imtihan meydanın da bir bunlar vardır, birde diğerleri. Bunlar çoğunlukta değillerdir ama çoğunluğa  hükmederler. İnsanları korkuturlar, aldatırlar, yanıltırlar avutur ve uyuturlar. Dünyanın şu hâli- ahvalini görüpte hâlâ kim bunlar diyenler çıkar mı bilmiyorum! 

Ama artık maymun gözünü açtı, tilkinin tebdili şaştı, kurt yüksek tepeleri aştı, sırtlanın eli ayağı dolaştı, ormanlar kralı aslan bu olanlara hayretle baktı kaçtı, ayılar inlerinden çıkıp şehirleri dolaştı ve filler bütün bunlara baştı, toplanıp bir karara varmak için hepsi anlaştı. Bakalım bu kış nasıl geçecek? Hangi atlar hangi ırmaktan su içecek? Eskiden İslâmiyeti ve Türklüğü kötülemek için manastırlarda rahipler, Asya’ya hiç uğramadıkları hâlde hikâyeler ve romanlar yazıyorlarmış, kahramanlık destanı ve azizler menkıbeleri düzenliyorlarmış. Şimdi her şey ayan oldu, dünyada gizli bir yer, hatta bilinmeyen bir ev bile kalmadı. Devran değişti, teknik ve fen gelişti, bu yolda kendilerini erişilmez zannedenlere de erişildi, ama bunlardan bazılarını bir telaştır aldı, kalplerini bir korkudur sardı. Dönülmez akşamın ufkunda mehtaba çıkanlar, artık nerde ve nasıl sabahlıyorlar biliniyor. Yıldızlara bakanlar şimdi bir başka bakıyorlar, oralarda yaşam kurma projelerini saklıyorlar, şimdiye kadar yaptıklarının hesabının sorulacağını anladılar, kurtuluş teorileri hazırlıyorlar ve gece uykularında buralarda kuracak oldukları saltanatlı günleri sayıklıyorlar. Lâkin bir gerçeği unutuyorlar, taşıma suyla değirmen dönmez, her sistemin bir kanunu yaşan şartlarını oluşturduğu yasal ölçüleri vardır. Çünkü, Yüce Allah yasasız, ölçüsüz, anlamsız ve amaçsız hiçbir şey yaratmamıştır ve yaratmıyor, unutmayalım yaratması da devam ediyor. 

Artık, yanlış yanan kandillerin yağı tükendi, antik tarih kalıntıların ucuna eklendi, sıratımüstekimi engelleyen Levhi mahfuz okuyucuları şarampola sürüklendi, Kur’an’dan kopuşların sonu geldi, öze dönüşlere Hakk yol verdi. Allah adına konuşanların ehliyetsiz avukatlığı, Allah adıyla konuşanların her mü’min evliyadır Kur’an ifadesi, istismarın yolunu kesti. Ermek için Allah’a gitmek, aracısız tevbe etmek, Allah’ı, Elçisini ve müminleri hakiki dost bilmek, bütün yardımcı ilâhlara rest çekmek zamanı geldi. Artık önce kabul edip sonra sorgulamak devri bitti, önce sorgulamak, sonra kabul etmek devri başladı. İman bilinci bunun sabitlenme ifadesidir. Duydum, işittim, demişlerdi, konuşuluyor, sohbetlerde geçiyor, filân demiş, feşmekân söylemiş makliyat firması miadını doldurdu ve sevkiyatı son buldu. Çünkü, çeşmeden herkes su içer, ama o çeşmenin bir adı olması gerekmiyor mu? Allah, her şeye bir orijinallik vermiş, hiçbir şeyi diğerleriyle karıştırmamış, bir insanı bir diğer insana eşit kılmamış, sen bunun idrakine varmamış, kendini bilmem kime kodlamışsın. Hâlâ daha ayni yolda gözü kapalı, aklı kiralı, idraki damgalı, ayakları yedek ilâhlarla prangalı nereye gidiyorsun? Oturduğun yerde, yüz-yüze dünyanın her köşesinde insanlarla istediğin zaman, istediğin kadar konuşuyorsun, hâlâ uyanmak için son saatte üflenecek sur’u mu bekliyorsun? Gördüklerinle kıyametin kopsun ve gerçeklere buluşasın ve inşallah hidayete ulaşırsın. İnsanlığın sağlığı ile oynayanlar, açlığına ve sefaletine çalışıp bu iğreçliği kullananlar sözüm sizedir!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# trafik, yol

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.