NüKTEDAN: ALLAH’IN LÂFZI VE KEVNİ AYETLERİ

Sevgili dostlar, İslâmın bilgi sistemi iki ayak üzerine oturmaktadır =Gayb ve Şehadet= hayat kitabımız Kur’an bunun kılavuzudur. Düşünen, anlayan bir insan olarak ben böyle inanıyorum. İnsanın aklına gelen, hayalinde kurgular üreten, ama mahiyetini bilemediği ve hakkında boyutunun şeklini ve şemailini belirleyemediği varlıklar vardır. İnkârı mümkün olmayan, idraki beyinleri yoran, ancak varlıklarına inanmakla kalplerin tatmin olduğu gayb âlemindedir bunlar. Şehadet âlemine etkin olan, insanın birçok hasletlerini teskin eden bu iman bilinci, insanı mutlu eder ve hayatı dengeli bir şekilde yönetmesini sağlar. Zatının varlığına iman ettiğimiz Yüce Allah, yarattıklarıyla bize kendisini tanıttığı, hayat kitabıyla da öğrettiği iman bilincimizle O’na kulluk eder ve O’ndan yardım dileriz. Bu konuda çok şeyler söyleniyor, şirk ve küfür noktasında, biz bir şey söyleyelim; gürültü ve görüntü arasında yaşayan düşünemez. Tevhit ve itaat, istikrarda sebat ve tefekkür ufkunda seyahat, insana huzur ve mutluluk veren hayattır. Bunun için müslüman hayat kitabı Kur’an-ı böyle okumalı, böyle anlamalı ve böyle yaşamalıdır. Kur’an-ın ayetleriyle, kâinatın ayetlerini birbirleriyle ilişkilendirmeyen müşkillerle mücadele eder, gönül evinde kopan kıyametleri, nefsin heva ve heves yolunda teskin etmeye çalışır. Çizgiden sapmış, yoldan çıkmış, şeytan ve şeytan tiynetlilerle dostluk kurmuş olanlar bu değerlendirmelerimizin dışındadırlar. Biz İslâma iman ettik, diyenler muhatabımızdır, Rabbimiz hayat kitabımız Kur’anda, “Ey iman edenler!” deyip bunlara yani bize hitap ediyor. O nedenle, muhataplığımızı bilelim ve O’na yönelelim. Bizim kurtuluş reçetemizi O veriyor. Aziz dostlar, biliyorsunuz reçeteler sadece okunsun diye yazılmazlar. Ama, biz nedense sadece okuyoruz ve bir çoğumuz bu okumayla şifa bulacağına ve kurtuluşa ereceğine inanıyor. Okuduğunu düşünmek, inceleyip araştırmak ve anlamını, amacını öğrenip gerekeni yapmak nedense pek aklımıza gelmiyor. Kur’an-ı okuyup da sevap kazanmak, cennete girmek ve cennette makamlar ve mevkiler elde etmek anlamında bir ayet yok. Ama, ayetlerin işaret ettiği, yapın diye tavsiye ettiği ve yapmayın diye de yasak ettiği şeyleri gerektiği gibi uygularsak cennete girebileceğimizi ve cennette makam-mevki ve nimetlere gark olacağımızı bize bildiriyor. Yani, çalışmak, üretmek ve ürettiği ile insanlara faydalı olmak, öyle ki, namaz kılıp, infak etmek, yetimi, fakiri gözetmek, zorda kalana, zulme uğrayana ve yardıma muhtaç olanın ihtiyacını karşılamaya gücü yettiği oranda çaba göstermeyi emrediyor. Lâkin, biz ne yapıyoruz, Yarabbi, fakir-fukaraya yardım et, hastalara şifa ve dertlilere deva ver Allah’ım diyoruz. Yani, Allah’ın sen yardım et, sen ver ve sen kurtar diyoruz. Bu iyi bir müslüman olmayı temsil ediyor. Allah sana infak et/ver, yedir-içir-giydir-tedavi ettir, ev-bark sahibi yap-yapması için yardım et, karzı hasen de bulun, borç ver diyor. Sen ver, sen yap deyip Allah’a havale ediyoruz. Demek ki, Allah’ın ayetlerini okuyoruz ama anlamıyoruz veya anlamamaktan geliyoruz. Allah, bunları bizim yapmamızı, bizim için istiyor, çünkü, kurtuluşumuzu bunlara bağlamıştır. Evlerinde türlü, çeşit hayvanlar besleyip bakanlar var, bunlar doğadan serbes yaşamdan alıkonuyorlar. Bunlara bu yapılanlar iyilik değildir. Ama, bir yetimi, bir fakiri veya bir kimseyi kontrolüne alıp bakıp gözetmek, Allah’ın bir emridir, insani ve islâmi bir görevdir. 

Değerli dostlar, yazımızın konu başlığı “Allah’ın lâfzı ve kevni ayetleri” olduğunu ifade etmiştik. Buraya kadar hayat kitabımız Kur’an-ın ayetlerden müteşekkil olması dolayısıyla, lâfzı ayetlerin ve Kur’an-ın anlaşılması noktasında durduk. Kur’an-ın ismiyle, sıfatlarıyla ve cisimleriyle zikrettiği, işaret ettiği ve bildirdiği kevni ayetlerine değinmemiştik. Evet, lâfzı ayetlerin sayısını bilmediğimiz gibi, kevni ayetlerinin de sayısını bilmiyoruz. İlk peygamberden son peygambere kadar hepsine Allah vahiy göndermiştir. Ayrıca, bazı peygamber olmayan kişilere de Allah’ın vahyi vardır, Hz. Meryem ve Hz. Musa’nın annesi gibi. Kevni ayetlerde ucu-bucağı belirsiz olan kâinat, hayat kitabımız Kur’an bütün bunların hepsine dikkat çeker ve işaret eder. Rabbimiz çok önemli bir nokta olan bunların yaradılışlarına yönelik bir genelleme yaparak, bakın bakalım size en yakın olan üzerinde yaşadığınız dünyada yaratılış nasıl başlamış, hayat, zaman ve mekân nasıl oluşmuş diyor. Canlılığı oluşturan ilk hücre nedir? Bunların hepsi birer ayettir, hücre, doku, kas, organlar ve insanlar hepsi birer ayettirler. Ağaçlar, kuşlar, taşlar, otlar, ağaçlar, dağlar, denizler, gök gürültüsü, şimşekler, yıldırımlar, rüzgârlar, yağmurlar bunlar hep birer kevni ayettirler. Yüce Allah Kur’an’dakilere lâfzı ayetler derken Kur’an dışındakilere de kevni ayetler diyor, dikkat ederseniz mucize lâfzını kullanmıyor. Ayet diyor, işaret diyor, delil diyor ve belge diyor, mucize demiyor. Meselâ, Rabbimiz kendisinin tanınması için insan ayetinden söz ediyor, insana işaret ediyor ve insanı delil gösteriyor. Demek ki, Allah’ın ayetlerini telâffuz edip saymak ve bu sayılardan sevaplar hesap edip cennet hayali kurmak, Kur’an-ı ve kâinatı anlamamaktır. Her türlü gafletten Allah’ sığınıyor, hoşça ve dostça kalmanızı diliyorum. LEBİD 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.