NÜKTEDAN : KUR’AN-I ANLAMAK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Sevgili dostlar, insan bu dünyaya imtihan edilmek için getirilmiştir. O zaman, imtihan edileceğimiz konulara çalışmak gerekir. İyi de o konular nelerdir, nerelerde bulunur ve nasıl bir çalışma sistemi kurmamız lâzım? Evet, imtihan edileceğimiz konular hayat kitabımız olan Kur’an’dadır. Konu başlıkları olarak Kur’an da, konu başlıklarından sonra işaret edilen çalışma alanı dünyamız, güneş sistemimiz ve kâinat âlemidir. İnsanın yaratılış ve dünyaya getiriliş amacı imtihan olduğuna göre, amacına yönelik yaşaması gerekir. İnsanı bu konuda başıboş ve çaresiz bırakmayan Rabbimiz, neden ve nerelerden sınava çekileceğimizi bir rehber göndererek gereken kolaylığı sağlamıştır. O gönderdiği rehber hayat kitabımız Kur’an-ı Kerimdir. O zaman, önce o rehberimiz olan hayat kitabını doğru, iyi ve güzel okuyup anlamalıyız. Çünkü, ahiret gününde o rehberin konu başlıklarının işaret ve ihtiva ettikleri alanlarla ilgili sorulacak suallere cevaplar, yine imtihan rehberi olan Kur’an-ı Kerimden olacaktır. Raflara kaldırdığımız ve odalarımızın içinde en yüksek yerlere, genellikle oturup kalktığımız odalarda değil de çok seyrek uğradığımız odalarda, güzel korunaklı yerlerde muhafaza ettiğimiz, kutsiyetinden ötürü bir merasimle (abdest alarak) kılık kıyafetimize ve oturma sitilimize dikkat ederek, arada bir cuma geceleri veya kandil gecelerinde, elimize büyük bir saygı ve edeple alıp ölmüşlerimize, sevap kazanma inancıyla okuduğumuz KUR’AN-I, artık gözümüzün önüne, elimizin altına ve masamızın üstüne koyalım. Anlamını ve amacını anlamaya çalışarak, düşünerek, araştırarak ve yaşamımızla karşılaştırarak ve karşılıklı sorgulayarak =İMTİHAN REHBERİMİZ= olan KUR’AN-I böyle okuyalım. Çünkü böyle okunması ve anlaşılıp yaşanması gereken bir kitaptır ve bu amaçla gönderilmiştir. Aziz dostlar, Kur’an, ifadesi itibariyle çok okunan kitap demektir ve gerçekten de dünyada en çok okunan kitaptır. Ama, ikinci bir gerçek, dünyada o okunuşuna göre en az anlaşılan kitaptır. Aslında, en doğru, en iyi ,en güzel anlaşılması ve üzerinde en çok durulması ve düşünülmesi gereken kitap Kur’an olmalıdır. İnsan ve özellikle mü’min bu konuda başı çekmeli ve insanlığa örnek model olmalıdır. Bu nedenle, Kur’an’la ilgili yazılanları, söylenenleri ve yapılanları dikkatle takip etmeli, Kur’an’la karşılaştırmalı ve tedebbür edip üzerinde düşünmeli, ama her hangi bir kişinin görüşüne çakılıp kalınmamalıdır. Maksatlı ve ön yargılı tenkit ve eleştirilerin üzerinde fazla durmamalıdır. Yapıcı, katkılı ve samimi eleştirilere değer vermeli, bu konuda açık kalpli, hoş görülü ve mütevazi olmalıdır. Ama mutlaka Kur’an merkezde yerini almalı, Nebi-Rasulümüz böyle yapmıştır, onun sünneti pratik olarak Kur’an-ı yaşamaktır. Onun üzerinden ona mâl ederek paralel bir din kurma- maktır. O, insanlara Kur’anı tebliğ etmiş ve insanları Kur’an-a çağırmıştır. Gelin, ben bir sistem kuruyorum orada toplanalım dememiş, ben sizi Allah’ın kitabı olan Kur’an’a çağırıyorum demiştir. Onun

için, kendi adına kaleme alıp, bunlar benim size emir ve tavsiyelerim dememiştir. Ama, onun adına çok şeyler uydurulmuştur. Onları anlamak için Kur’an-ı merkeze alıp karşılaştırma yapmak yeterlidir. Çünkü Nebimiz Kur’an’la çelişen hiçbir şey söylemez ve yapmaz. Bunu anlamak için yol belli yordam bellidir, Kur’an-ı anlayarak okumak yeter. Bu alanda kendilerini bu yola vakfetmiş olanlar var ve bir de bu yoldan geçinen, sömüren ve servet, saman yığanlar var. Bunları da anlamak için yine Kur’an-a gitmek gerekiyor.

Değerli dostlar, Kur’an bütün insanlığın kitabıdır. Bu ayetler bana da indi demeli, iman bilinci her mü’minin idrakine girmeli. Kur’an-ın hayati sürekliliğini şimdiki zamana veya geçmiş zamanın yorum ve tefsirine takılıp kalıp, artık bu iş tamamlandı anlayışına saplanıp kalınmamalıdır. Biliyorsunuz, asabiyet, geçmişle yaşamak demektir. Geçmiş âlimlerimizin görüş ve düşüncelerini zamanımıza taşıyıpta yeterli görmek, Kur’an-ı önünü tıkamaktır. Yüce Allah, ey kullarım gelin tarihi beraber yapalım diyor ve önceliği insana veriyor. Yani önce insan isteyecek, dileyecek ve de teşebbüse geçecek ve Allah da ona yardım edecektir. Unutmayalım, iradenin olmadığı yerde din yoktur. Evet, “Lâ ikrahe fiddini” dinde zorlama yok. Necm suresi ayet 39 “Bilsin ki, insan kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” O zaman, can kulağı ile ve akleden kalple Kur’an-ı dinliyeceğiz, alınyazısı, kadercilik ve kader kurbanı diye bir şey yoktur. Bu nedenle veya daha bir çok nedenlerle Kur’an’la bağdaşmayan hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz. Ama, Kur’an-ı iyi ve doğru öğrenmekten de asla geri durmayacağız. Kur’an rivayetsiz anlaşılmaz diyenler, varsınlar rivayetlerinin içinde bocalayıp kalsınlar. Biz, Kur’an-ın işaret ettiği ayetler üzerinde çalışacağız, düşüneceğiz, projeler üreteceğiz, insanlığın yararına, salih amellerde, eylemlerde bulunacağız. Kâinat ayetlerini gösteren Kur’ana yetlerini doğru ve iyi okumaya çalışacağız. Çünkü, parmağın gösterdiği yere bakan sadece insandır. Kur’an-ın her çağa, her döneme bakan anlamları vardır, her insan bu anlamlardan farklı anlayış çıkarabilir. Son olarak bir daha tekrar edelim, sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez. Sorgulanmayan dindarlığımız da bizi kurtarmaz, o zaman kendimize gelelim ve Kur’an-ın dosdoğru yolunda Nebi-Rasulümüzün izini takip ederek yürüyelim. LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# yol

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?