TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam

O da ne? Çal Dağı’ndan Khonas Dağı’na doğru kaba dumanlar yükseliyor. Arada sırada Aktepelerle Küçük Çal arkasından alev uçları görülüyor, kuz yandan esen rüzgârla dumanlar bulundukları düzlüğe doğru savuruluyor, küller dökülüyor... Ne yapabilirdi?.. Bunda da mutlaka bir Bizans oyunu vardı: Dikkatleri bu alana çekip tedbirsizce harekete geçirmek, Urumlar da biliyordu ki Yatgağan Osman Baba’nın fetih alanın sınırları içinde bu Alp Karaca Ay Gaziler Ocağı da vardı.

-Alacağınız olsun, alçaklar!.. Erce yapamadıklarınızı böyle itçe yapmaya kakışıyorsunuz. Bu tepeciğe tırmanırken yapmayı düşündüğü şeylerin hepsi zihninden silindi. Artık olan olmuştu. Yanan ve yakılan yerleri yeniden hayata geçirmek de boyunlarına borç olmuştu. Fetihten sonra yapacağı ilk iş, Alp Karaca Ay Gaziler Ocağını yeniden canlandırmak ve iyi bir askerî üs hâline getirmek olacaktı.

-Mutlaka birtakım kılıç artıklarının işidir, diye içinden geçirdi ve mırıldandı.

O geceyi kara tümsek yığınının kuz yanında uzanan geniş çayırda konaklayarak geçirdiler. Akşam Yatgağan Osman Baba alpbaşlarını otağında toplantıya çağırdı. Günün değerlendirmesi yapıldı. Obaların sorunları görüşüldü.

-Obaların bundan sonraki geçecekleri yerlerde ekili dikili alan ve bağlar bahçeler çokçadır. Obabaşı erler,  önceden geçecekleri yerleri iyice gezsinler en az zararla geçilecek yerleri tespit ederek obaları yönlendirsinler. Mesela bizden haber gelene kadar bu çayırda konaklasınlar. Etraf otluk, çayırlık... Su bol... Yarın biz buradan hareket eder etmez gelip bu çayırda çadırlarını kursunlar. Bu buyruğu içinizden biri hemen obalara iletsin.

Beylerden biri davrandı otağdan çıkarken sakçı içeri girerek bir ulak geldiğini bildirdi.

-İçeri alınız...

Alnından ve ensesinden terler damlayan ulak diz vurup selam verdikten sonra kolu ile yüzünün terlerini sildi.

-Hüsameddin Bey tarafından gönderildim. Kendisi Zıpır Yokuş Başı’nda ordugâh kurmuştur. Karaca Ay Gaziler Ocağı ve etrafındaki ormanları yakan hainleri ele geçirmiş olduğunu bildirmektedir. Bunu bilmenizde yarar umulur diye şu mektubu gönderdi.

Yatgağan Osman Baba yazılanları alplara yüksek sesle okudu. Selam sabah ve Allah’a hamt ve senadan sonra Hüsameddin Bey mektubunda şöyle diyordu:

“Son Haçlı Seferinde iken Göksu’da boğulan German Kıralı Barbaros’un ordusunda bulunan Adolf Kristop adında biri ile birlikte geri dönen otuz kadar asilzade, Kostantin kentini ele geçirmek üzere hareket eden Venedik ordusuna katılarak Germanlarla Kostantin kentine geldikten sonra birliklerinden ayrılıp Ulu Su vadisine geçmişler. Feledefiya’da bir süre eğlendikten sonra Khonas’a gelmişler. Kostantin kentinin Venedikliler tarafından işgal edilerek Romana İmparatorluğu adında bir Katolik devlet kurmaları üzerine Kostantin topraklarındaki bazı tekfurlar ayaklanmış, kendi devletlerini kurmaya kalkışmışlar; Nikea, Nimfenon, Epir, Tırabezüs Urum devletleri gibi.

Bu Adolf Kristop adlı German’ın babası Kızık Beli’nde kırılan şövalyelerden biriymiş. Babasının intikamını almak için yanıp tutuşuyormuş. Üçüncü sefere de katılmış, o zamanda Gaziler  Ocağı’na zarar vermiş ama bununla tatmin olmamış. Bu gelişinde önce Khonas Tekfurunu kışkırtmaya çalışmış. Aynı Nikea ve Trabezüs devletleri gibi müstakil devlet olmalarını öğütlemiş.

Devam edecek..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?