TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam

Yanına adam istemiş, Karaca Ay Gaziler yurdunu yakmak için. Fakat Khonas Tekfuru yaklaşmakta olan Türkmen ordusuna karşı tedbir almakla meşgul olduğundan bu teklife yanaşmamış. Doğruca Kaysariya Tekfuruna gelmiş, aynı şeyi ona teklif etmiş. Köpek Beli hezimetinden sonra gelecek Türk akınlarına karşılık hazırlık içinde olması dolayısıyla kabul görmemiş. Bu kez Çal burnundaki Manastır’a gitmiş. Buradaki keşişleri kandırmış. On iki keşişe, her birini on iki Havari sıfatıyla teçhiz ettikten sonra ellerine yangın malzemelerini vermiş, yakacakları alanlara bırakmış. Ve kendilerine tembih etmiş:

-Yangın aynı anda başlayacak, ilk ateşi ben yakacağım, hepiniz güneş batıya eğildikten sonra gözünüz güneşin önündeki tepelerde olacak. Ben oradan başlatacağım. Sizler bu dumanı görür görmez ormanı tutuşturacaksınız. 

Seçtiği dört keşişten ikisine:

-Siz karşı yamacın eteğindeki kaba ardıcın dibindeki yapıyı dört yandan tutuşturacaksınız. Ben ve adamlarım önceden içindeki kâfir kalıntılarını cehenneme göndereceğim. Size, karşı çıkacak kimse bulunmayacaktır.

Seçtiği diğer iki keşişe ise köydeki evlerin tamamını ateşe vermelerini söyledikten sonra:

-Böylece bu vadiyi hiçbir dikili ağaç kalmayacak şekilde yakacağız, demiş.

Denileni yapmışlar. Keşişlerin ne olduğu bilinmiyor, ama bu German kafadarlar, Kavak Yaylası üzerinden geçip Khonas Dağı’ndan yükselen dumanları seyretmişler. Biz, Çürük Su vadisinden Beşparmak dağına doğru ilerlemeye başlamıştık. Zıpır yokuşunda nöbetçilerimiz yabancı adamlar yakaladıklarını haber verdiler. Huzuruma getirtip ifadelerini aldım. Keyfiyet bundan ibarettir. Dilersen adamları sana gönderirim. Gazan mübarek olsun.” 

Haberciye:

-Beyimize çok selam ediniz, yazmaya fırsat bulamadım. Şu anda bu German sergerdelerini muhafaza için alp ayıramayacağım. Eğer kendisi de aynı durumda ise hepsinin oklatsın. Eğer muhafazaya muktedirse ben fetihten sonra icabına bakarım.

Yatağan vadisine sefer başlıyor

SABAH alpları ile birlikte kuz yöne doğru harekete geçti. Yangın kokusu genizleri yakıyor, gözleri yaşartıyordu. Çamlık alana geldiler. Gözcüler çamlı tepeden Çal eteklerine kadar gördüklerini, yerleşim yerlerini, kaleleri, hisarları bir bir anlattılar. Yatgağan Osman Baba, en sağdaki yerleşim yerinde savaşçı Urum bulunup bulunmadığını keşif için alplardan birkaçını görevlendirdi. 

Bu arada ele geçirilecek yerleşim yerleri ile kale ve hisarların dökümünü yaptı. Üç yerleşim yeri, iki dinî merkez ve iki de hisar vardı ilk ağızda. Hisarlardan birisi Çal ve Küçük Çal arasında yolun kontrolünü yapıyor olmalı. Diğeri ise sarp kayalıkların üzerinde oldukça büyük bir yapı olarak görülüyordu. Durum ve konuma göre kendince bir saldırı planı hazırladı. İlk hedefi birkaç yıl önce kıskaca aldığı Urum güçlerinin kendilerine saldırmak üzere harekete geçtiği köy olacaktı. Burası biraz büyükçe görünüyordu. Çatlağan sırtlarına at sürdü. Araziyi kendi gözüyle görüp incelemeliydi. Her ne kadar Asar ve Küçük Çal’dan birkaç yıl önce buraları görüp incelemiş ise de ayrıntısına o zamanlar vakıf olmamıştı. Bu fetihlerini kayıpsız veya en az zayiatla bitirmek istiyordu.

Devam edecek..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?