TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Cumartesi’den devam

Oklarımız gezlerde takılı kaldı, kolumuzun gücünü deneyemedik.” gibi fısıltı ve homurdanmalar Yatağan Baba’nın kulağına kadar gitti. Şöyle bir geri dönüp alpları süzdü, o da kendi duyabileceği bir sesle şöyle mırıldandı:

-Obalarımın kadınlarını dul bırakmaya gönlüm razı değil.

Eliyle tekrar gerileri işaret etti. Bu kez bezirgânın adamı iki alp arasında getirildi hisara yönlendirildi. Hisar dibindeki toz yığınına varana kadar ilerleyen bezirgân, önce Türkçe, sonra da Urumca olarak yukarıdakilere bağırdı:

-Kale komutanı ile görüşmek istiyorum.

Yukarıdan:

-Komutan yaralandı. Ben yardımcısıyım.

-Hisarı havaya uçurmak zor değil, gördünüz.

-Orası uçurumdu da ondan...

-Burası ondan da kolay.

-...

-Burçlardan eğilip de duvar diplerine bir bakın hele... Bu yığılı barut, bekleniyordu. Uluğ Borluğ’dan dün geldi. Hani yamaçtan yukarı doğru tırmanan yüklü katırları seyretmiştiniz ya... İşte yükleri şimdi duvar dibinde yığılı... Bu gördüğünüz görünen kısmı, temelin altına kadar dolduruldu.

-Söyle, nedir teklifiniz...

-Yatağan Baba der ki: ‘Eğer hisarı çatışmadan güzellikle teslim ederlerse kimsenin canına, malına dokunulmayacak. Herkes dilediği yere gidebilecek veya içimizde rahatça yaşayabilecek... Ulu ardıcın gölgesi gölün üzerinden çekilene kadar süreniz var. Görüşün, kararınızı bildirin.’

Alplar, şimdi duvar diplerindeki siyah toz yığınının ne olduğunu iyi anlamışlardı. Eğer bu toz da deminki gibi patlayacak olursa, ortalıkta hisar diye bir dam kalmaz.

Çok geçmeden Ak Yar başına çıkan yolda bir takım yaralıların taşınmakta olduğu görüldü. Yaralılar hemen otacı çadırına alındı. Kurtarma grubunun başında olan alp koşarak Yatağan Baba’nın huzuruna geldi. Diz vurdu, selam verdi:

-Beyim, bütün yaralıları kurtardık. İki ölü Urum var. Ne yapmamızı buyurursunuz.

-Katırcıyı alınız, o nasıl derse öyle yapınız.

Katırcı ve alp uzaklaştılar. Yatağan Baba, bezirgânın adamını çağırdı, yanına. Bir şeyler söyledi ve bedene gönderdi. Bezirgân hisar dibine vardığında yukarıya el etti. Burçların arasındaki mazgaldan bir baş uzandı. Bezirgân:

-Yatağan Baba der ki: ‘Yaralılarınızı tedaviye aldık. İki ölünüz var, onları da sizden biri ile defin için adamlarımızı gönderdik.

-...

-Size herhangi bir kötülüğümüz olmayacaktır. Demin verdiğimiz sözün ardındayız. Sürenin dolmasına az kaldı.

Bu arada yayla yolunun başında bir grup atlı göründü. Atlıların başında Sultan Baykara Abdi Bey, ardında da alpkızlar sökün etti. Yatağan Baba’nın önüne gelince alpkızlarbaşı attan atlayarak koşup el göğüs durdu hafif eğilerek selam verdi. Ardından ekledi:

-Beyim, Sultan’ımız iyileşti. Sizinle birlikte cenk etmeyi çok arzuladı. Kıramadık birlikte geldik.

-Teşekkür ederim. Sağ olun. Demek ki hisarın teslim törenine Sultan Baykara Abdi Beyi’miz de iştirak etme onuruna erecekler.

Alpkızlarbaşı Bengü Aydanaru hemen “İzninizle Beyim” diyerek çekildi. Bey ile Sultan’ı baş başa bıraktı.

Yatağan Baba ile Sultan Baykara Abdi Bey, bir müddet kendi aralarında konuştular. Göl kıyısına doğru yaya olarak yürüdüler. Bey’in anlattıklarını Sultan dikkatle dinliyor, arada sırada hisara doğru bakıyor, gözleri zaman zaman bedenlerin dibine yığılmış olan siyah toza bakıyor, hayretini gizleyemiyordu.

Devam edecek... 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?