TEFEKKÜR : İNSAN KENDİ AKLI İLE DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMELİ

İnsanlık âlemi, çok hareketli bir dönem yaşıyor, bunu geçmişe bakarak söylüyoruz. Bu hareketlilikte bedenen değil, ruhen, aklen ve zihnen yaşanan hareketliliktir. İnsanlar şimdi çok düşünüyor, aklını çok şeylerle meşgul ediyor, zihni hep hareket hâlinde, tabi bir de çok konuşuyor. Yani meşhur bir tabirdir ağzı olan herkes konuşuyor ve hep konuşuyor. Ancak, bu hareketliliğin çoğu planlı-projeli, delilli ve belgeli değil. Çoğu boşuna ve havada kalan boş, eylem değeri olmayan hareketlilik ve konuşmalardır. Bütün bunlar insanın kendi ürettiği ürünlerin içinde, kendini onlara mahkûm etmiş, elektronik bir hayatı yaşarken oluyor. Dolayısıyla bu insanların çoğu başkalarının aklıyla, fikriyle düşünüyor, hareket ediyor, o akılların yedeğinde gidiyor. Bunlara, kendinden bir katkı olmadığı halde ben! Ben!.. Demekten de geri durmuyor. Düşünmüyor, o ben dediği benliği, hangi aklın emrinde ve kimin yedeğinde. Yaşadığı hayatta kendinden ne var ve ne kadar kendini yaşıyor. Aklını kenara çekip, başkasının aklını dümene geçiren, kimin limanına demir atar? Evet dostum, ben, ben diyorsun da, bu hâlinde sen, senmisin? Dönde bir akleden gönül aynasına bak, ben dediğin kendini görüyormusun? Sen akıl denen kaptan köşkünü, başkasının aklına terk etmişsin, gaflete bak ki bu gemiyi ben yönetiyorum diyorsun. Bu, kendini aldatmak değilmidir? Silkinip kendine dön, aklına kendin bir yön ver. Uyarmak isteyenlere bakma öyle bön bön! İnsan kendi aklı ile kendi olma yolunda gitmesi değil mi kendi olmak?                                                                                    

Geçende internette birini gördüm, din kisvesi altında konuşuyor hükümler ve kararlar veriyordu. Bir çuvalda sakalı vardı, gerçi son zaman sakalın da itibarı sarsıldı, sakallı insanlar çoğaldı. Neyse, konumuz sakal değil, evet adam diyordu ki, “Sübhanellahi ve bihamdihi” demek, mizanı ağdıracak en büyük hayırdır.” Ispatı nedir, delilin nedir ve neye dayanak bunu söylüyorsun diyen yok. Gerçi öyle bir topluluğun içinde bunu söylemek başına belâ almaktır. Ama, konuşan dayanağını ve belgesini kendisi ortaya koymalı. Lâkin, adam ayni ibareyi durmadan tekrar ediyor. İbare Arapça, Türkçesi *Allah’ım seni noksan sıfatlardan tenzih eder ve seni zatına ve şanına lâyık överim (Hamdederim). Bu kelimeleri söylemenin çok büyük hayır olduğu ve yarın ahirette hesap gününde mizanı ağdıracağı nerde yazıyor? Bu kelimelerin anlamı ve amacı insanı şirkten alıkoymayı hatırlatmak ve şirke düşmemeyi uyarmak içindir. Oysa çok büyük hayır ve kazanç iman bilinci ile yapılan ameller, eylemler ve işlerdir. Onlarda “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası olanlardır” denilenler. Delilleri, biri salih amel olarak Kur’an da en az yüz sefer geçiyor “İllellezine âmenu ve amilussalihâti). Diğeri de Hadis kitaplarının çoğunda *İnfak ve Karzıhasen” bölümlerinde geçiyor. Yani, bazıları insanları yanlış yönlere çekip, dini ibarelere ve kelimelere farklı anlamlar vererek tarikatlarına taraftar toplamaya çalışıyorlar.                                              

Bu da din adına insanları bilgilendirmek oluyor öyle mi? Öyle bile olsa, düşünmeden, araştırmadan ve kendi aklını o şey üzerinde çalıştırmadan, geldisine-gittisine bakmadan, sibak ve siyakını sorup-sorgulamadan peşin kabulcülük yapmayacaksın arkadaş. Eğer doğruyu bulmak, doğruluğunu delilleriyle kanıtlamak ve isnadını yakalamak istiyorsan, aklını devreye sokacaksın, emek verecek, zahmet çekecek ve ter dökeceksin. Başkasının aklıyla, onun düşünce alanında ve kabul salonunda kurulup kalmayacaksın. Bu tür adamın fikrini sorguluyor veya nakliyeciliğini eleştiriyorsun diye seni dışlıyorsa kızmayacaksın. Varsın o hazır mal pazarlasın, emeksiz, zahmetsiz tezgâh açsın. Sen, ambalajı açılmamış, özelliği olan tabiiliğinden hiç bir şey kaybetmemiş Allah’ın ayetlerini anlamaya çalış. Taklide bakma, müstağrip olma, mukallitliğe bulaşma. Bırak, kendisini gassalın eline teslim eder gibi etmiş olan ve aklını kiraya vermiş trans medyunu seans kurbanlarını. Ayıkacakları güne kadar uyusunlar figuranlıklarına devam etsinler. Sen, devamlı ayık ol, uyanık ol ve aklını kullan, Allah’ın apaçık Kur’an ayetlerini ve yaşadığın dünyada hayatiyetleriyle hayat bulduğun kevni ayetleri okuyup anlamaya ve onlarla kurtuluşu yakalamaya bak. Öyle, sırlı, saklı ve gerçek hayattan uzaklı, gizli ve kapaklı, uyuşup, uyutulmaya tuzaklı hayalperestlerin peşine takılma.                                          

Allah bize, bizimle olanlarla mutlu olacağımız, rızasına ulaşacağımız bir dünya vermiş, birde bu hayatla özdeşleşen bir kitap göndermiş. İkisini yaşamımızla kaynaştırmış, anlaştırmış ve insanlığın benliğine nakşetmiş. Hz. Âdem ve ümmeti ile başlayan ve o günden bu güne değişmeyen ve değişmeyecek olan bir insanlık hayatı var. Ayetleriyle kurduğu bu hayatı ayetleriyle devam ettiriyor. Bu ayetlerin özünde bir değişiklik olmadan bu günlere gelinmiş, son saate kadar da devam edecek. Bu ayetlerin kevni olanları, sistemimizi oluşturan güneş, ay, gezegenler, yıldızlar ve kâinatta ne varsa hepsi Allah’ın ayetleridir. Meselâ, su bir ayettir, rüzgâr bir ayettir, toprak ve topraktan çıkan bitkiler hep birer ayettirler. İnsanlar ve hayvanlar hep ayettirler. Bunlar hepsi özünden bir şey kaybetmeden yaratıldığından beri hayatiyetlerini sürdürüyorlar. Bir de Allah’ın lâfzı ayetleri var, Hz. Âdem’den bu güne devam eden, onlarda asliyetiyle devam ediyor, örneğin şimdi elimizde bulunan Kur’an-ı Kerim. Nasıl ki, ekmek su, hava ve diğerleri maddi yaşamımız için gerekli ve zorunlu ise, en az onlar kadar Kur’an-ın lâfzı ayetleri de yaşamımız için zorunludur. Bu gerçeğin idrakine varamayan, ayni zamanda insanlığının da yaradılış anlam ve amacına kavrayamayanlara Allah’tan hidayet dilekleriyle noktayı koyalım. Ne demişler; anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?