TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam

Ordugâh kuruldu. Dinlenmeye geçileceği sırada günbatısından bir takım atlıların tozu dumana katarak geldiklerini fark etti gözcüler. Hemen karşıcı çıktı alplardan bir takımı... Yakına gelince anlaşıldı ki, Urumları Sarı Yazı sınırına kadar geçiren alplardır. Yalnız, yedeklerindeki atlarda başka kişiler ve kadınlarla çocuklar vardı.

Atlıların başı olan alpbaşı atından indi Yatağan Baba’nın önünde diz vurup selam verdi.

-Beyim, buyruğunuz yerine getirilmiştir. Sarı Yazı’dan öte Keyre’ye kadar Urumları geçirdik. Hiçbir olay olmadı. Hepsi de minnet duyarak ayrıldılar. Yalnız iki aile, onlarla gitmek istemedi. Siz, kabul buyurursanız bizimle yaşamak isterler.

-Neden olmasın, bizimle yaşamak isteyeni buyur etmek bizim şiarımızdır. Getirin şu aileleri bir de ben görüp konuşayım.

Az sonra huzura iki adam, iki kadın ve hangisinin olduğu belli olmayan üç çocuk geldi. Yatağan Baba, Türkçe bilip bilmediklerini sordu. Erkeklerden birisi:

-Anlıyorum, konuşma yok.

-Peki Urumca?

-Bilir men...

Tercüman çağrıldı. Onun aracılığıyla konuşuldu. Ve adamların kim oldukları anlaşıldı.

Kostantinlerin Türklerle savaş için Karadeniz’in kuzeyi ile Balkanlar’dan toplayıp getirdikleri Peçenek ücretli askerlerden geri dönmeyip buralara yerleşen kişilerin çocukları imiş. Erkeklerden birisinin adı Kurkut Çopan, diğerinin ki de Kangar Temir imiş. İki erkek kardeşlermiş. Eşleri Urum’muş. Babalarının adı Maycan Tekiz’miş. Babalarından çok az Peçenek dili öğrenebilmişler. Ama bizim konuşmalarımız hoşlarına gidiyormuş. Kısa sürede öğrenmeyi vaat ediyorlar. Hatta, o gün alpların topluca kıldığı Cuma namazı ve öncesinde okunan ezan çok hoşlarına gitmiş.

-”Biz de kâfir dininden olacağız...” diye çevirmişti tercüman...

Kâfir sözünü işitince Yatağan Baba’nın dudaklarında bir gülümseme belirdi. Biliyordu ki Urumlar, Türkmen’e kâfir diyordu. Zavallı Peçenek ne bilsin Urumların ağzındaki bu “kâfir” sözünü Türkmenlerin dini sanıyor ve Müslüman yerine kullanıyordu. Yatağan Baba’nın uyarısı üzerine tercüman Peçenek’e “kâfir” değil de “Müslüman” demesini ikaz etti. Bundan sonraki konuşmalarında adamcağız hep önce “kâ” diyor sonra “Müslüman” olarak devam ediyordu.

Bu olay Türkmenlerin yerleştirilmesinden hemen sonrası için Yatağan Baba’nın hedeflerine bir şey daha ekledi: “Öğretim merkezi kurmak.”

Alman şövalyelerinin verdiği sıkıntı

YATAĞAN BABA’NIN ordusu, alplar önde ağırlıklar geride olmak üzere yavaş yavaş Señir üstünden Yayla’ya doğru ilerlerken geriden bir alp atını çapıp geldi. Bey’in hizasına gelmeden attan indi, diz vurup selam verdikten sonra:

-Beyim, Hüsameddin Bey’den ulak geldi. Yanınıza gelmek diler.

Atını durdurup “Buyursun!” dedi ve eliyle alplara dur işareti verdi. Atından inip kıyıdaki pınarı gölgeleyen söğütlerin dibine çekildi. Alplar da attan indiler, atlarını biraz soluklanmaya bıraktılar. Çok geçmeden Hüsameddin Bey’in ulakları huzura geldiler. Diz vurup selam verdiler. Yatağan Baba:

-Tañrı selamı sizin de üzerinize olsun. Hoş gelmişsiniz, hoşluklar getirmişsiniz.

-Hoşluklar getirdik Bey’im, katınızdan hoşluklar gördük.

-Hüsamaddin Bey’imiz nasıllar?

-Şükür iyidirler, çok selamları vardır.

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder

# kadın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?