TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam

Belki de Ahi Evren Yatağan Baba’nın torunu ile görüştükten sonra bu esnaf birlikleri demek olan ahi teşkilatlarını kurmuştur. Yatağan Baba’nın Çamlık bitişiğindeki alanda büyük bir türbesi var. Bu sadece bir türbe değil aynı zamanda bir medrese gibi, kitaplığında pek çok eser var. İsteyen gibip okuyor, dilerse istinsah edebiliyor. Ben de Yatağan medreselerinden birine intisap edebilirsem beğendiğim kitaplardan suretler çıkaracağım, Allah’ın izniyle.

Bu açıklamalardan sonra... Hacdan dönen Muslihiddin Karaca Hoca göreve başlayınca yaylalardaki obaların arasına karıştım. Bir süre çobanlık yaptım. Ama obaların dinî ihtiyaçlarını görünce onlara hem hocalık hem de imamlık yapmaya karar verdim.

Karaca Viran, Bektaş Ekinliği, Kökne, Kavak, Elmalık Çayırı, Hisarcık, Geyikli, Tepelice yaylaklarındaki obaları dolaştım. En çok ihtiyaç duyan ve en kalabalık obaların bulunduğu Söğütlük Yaylağı’nda karar kıldım. Orada bir çadırı derslik hâline getirdim. İsteyenlere dersler verdim. Çadırım her gün genç, yaşlı, kadın kız demeden ders dinlemeye gelen, okuma öğrenmeye çalışan kişilerle doldu. Kış gelince obalar kışlaklara yani köylerine çekiliyorlar. Ben de bu zaman Karaçay’daki eskiden kalma Karaçay Ocağına sığınıyorum. Artık burası kocaman bir köy olmuş. Halkı bağ bahçe ve çiftçilikle geçindiği gibi, Yatağan’ın kömür ihtiyacını karşılıyor. Burada iki türlü kömür yakılıyor. Birisi meşe kömürü ki demirciler; ikincisi ise çam kömürü, onu da barutçular kullanıyor. Bunun dışında ısınmak için de kömür alanlar oluyor. Asıl bu köyü meşhur eden değirmenleri. Yedi adet değirmen var. Bu değirmenler, benim medresesinde kısa süre görev yaptığım Abdi Sultan Medrese ve Tekkesi mütevelli heyetinin yönetiminde. Bir süre önce bu köyde ve aşağıdaki ikinci Karaçay’a ait yedi bin çadır varmış. Timur tehlikesi baş gösterince Aşağı Köydeki Kayılarla bu yayladakilerin çoğu Karaman Eli’ne  göç etmişler. Buralarda çok az sayıda oba kalmış.

Yatağan’da yeni bir medrese açıldı. Bana da hocalık teklifi geldi. Güz sonu obalarla vedalaşacağım.

Bu satırları yazan Turgut Çelebi’nin bu satırları okuyandan tek dileği bir Fatiha’dır.

[Burada kitap bitti... Amma kitabın ismine dair bir şey geçmedi. Turan Karluk, şöyle düşündü: Bu olsa olsa Yatağan Baba Fetihnamesi olabilir.]

Yatağan Baba’nın torunları

TURAN KARLUK, çoktandır merak ettiği hâlde bir türlü gidemediği Hasan Tahsin’in anneannesini ziyarete karar verdi. Yani İlhan Balıkçı’nın evine gitmek niyetindeydi. Elinde okunacak kitap kalmamıştı. Kitap merakı yüzünden yaşlı kadına da dolaylı olarak zararı dokunmuştu.

Meşhur yokuştan ağır ağır, dinlene dinlene tırmandı. Enikli kapıyı bulunca kalın tokmağı çaldı. İçeriden Hasan Tahsin’in sesi geldi:

-Kim o...

-Ben Doğan amcan, Tahsin...

Hasan Tahsin koşarak geldi kapıyı açtı.

-Buyur, Doğan Amca...

Çocuk karşısında bildiği Doğan yerine başka suratla karşılaşınca afalladı.

-Sen, Doğan Amca değilsin!..

-Anlatması uzun sürer, ben yüzümü değiştirtdim, estetik yaptırdım. Bak kimliğimde ne yazıyor?

Çocuk Turan’ın uzattığı kimliği okudu: “Doğan” yazıyor.

-Bir de şuna bak!

Çocuk uzatılan polis emeklisi kardına baktı.

-Ha, anladım... Sen sivil polismişsin!...

-İşte öyle...

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?