Haftanın Yorumu : İnsan İlkeleri Sadakatle Ölçülür

İnsanın, insani özellikleri onun kıymet hükümleridir. Bu noktada toplum içinde insan, kişiliğini o kıymet hükümlerini ihtiva eden ilkelerini sadakatle ispatlar. Bir takım şeylerden fedakârlık yapabilir, ama o ilkelerinden asla fedakârlık yapmaz. Birçok zorluklarla karşılaşır, çile çeker, zulme uğrar ve işkenceler yaşar, lâkin o ilkeler söz konusu oldu mu, bütün benliği ile dimdik durur asla eğilmez ve o kıymet hükümlerinden taviz vermez. Gerekirse canını bile vermekten çekinmez. Vakarıyla ve onuruyla haksızlıkların karşısında pes etmez, bütün benliği ile ilkelerini savunur. Bu konuda bazı insanlar vardır, her şey tıkırında iken atar savurur, ama sıkıntıya geldi mi hemen çark eder. Bunlar, ulaşmak istediği noktaya ulaşamadıysa, hesap ettiği menfaati toplayamadıysa veya canını tehlikede görüyorsa, hemen kendisini garantiye alacak bir tarafa sığınır. Bunun, düşman bir taraf olması onun için hiç önemli değildir. Yeter ki, canı emniyette olsun. Nitekim, tarihte bunun örnekleri çoktur. Özellikle, Osmanlı devletinin son zamanında ibretlik olarak çok görülmüştür. Devletin önemli noktalarında bulunan-şimdiki tabirle-Bürokrat kesimden İngiliz Elçiliğine sığınanlar çok olmuştur. Birazcık tarih okuyan o kahramanları!.. bilirler. Şimdi de aynı yolu takip eden ve ihaneti tescil edilen az mı hain var? Demek ki, insanı-insan yapan, makamı, ilmi, itibarı, dindarlığı değil, ilkesizliğidir. Yaşamının üzerine bina edemediği kıymet hükümlerini oluşturacak ilkesizliğidir. Allah, gâvurlarla dost olmayın diyor, bu ne demektir, gâvurlarla sırlarını, samimiyetini paylaşamazsın, ilkelerinle ilgili temel değerlerini onlarla sohbet konusu yapamazsın. Çünkü, onlara kesinkes güvenemezsin.

KÜRESEL SIKINTILARIN KAYNAĞI NEDİR?

    Üç-dört yıldır dünyada küresel sıkıntılar yaşanıyor, önce bunların neler olduğunu, doğuş sebeplerinin kaynağı ve kimlere dayandığını iyi ve doğru bilmek zorundayız. Son zaman içinde yaşadığımız, sağlık, ekonomi, enerji ve gelecekte bekleyen bunlara bağlı bazı tehlikeler bu sıkıntıları oluşturuyor. Bunları sıkıntı hâline getirenlerin camaziyel evvellerine bakınca bunlar, bilimde, teknolojide önde olup övülenler, özlenenler değiller midir? Bunlar bu devletler, en çok canlıyı ve insanı öldüren, doğanın dengesini bozup, birçok yaratığı, hayvan ve bitkiyi yaşamdan silen, mevsimlerin düzenliliğini sarsan, kuraklığa ve kıtlığa mahlûkatı mahkûm edenler ve etmeye çalışanlar değil mi? Evet, Bir taraftan doğal yaşamın gerekliliğini ve dengesini savunup propagandasını yapan, diğer taraftan sanallığı zirveye taşımak için, her türlü teknolojik robotlaşma, yapay zekâ ve akılda yarışma adına, doğayı tahrip edip, küresel sıkıntılar meydana getirme çalışmaları yapan bunlar değil mi? Bu iki türlü riyakârane tutum ve davranışlarıyla, insanları avutan ve daha çok canlı öldürüp, bitkisel hayatı felç etmeye çalışarak insanları korkutanlar bunlar değil de, Mars’tan gelen hilkat garibesi yaratıklar mıdır? İnsanlar uyanmak için daha ne bekliyorlar? Ellerindeki oyuncak hâline getirdikleri cep telefonlarını bırakıp ta bu gidiş nereye diye düşünmeleri gerekmiyor mu? Yoksa, İsa-Mesih, Mehdi-Müceddit mi bekleniyor? Eğer bekleyenler varsa hiç beklemesin, yok öyle gelecek olanlar. Ama, kesin ve muhakkak gelecek olan birileri var mutlaka, son saatte, Azrail kapıyı çalınca, Ahirette hesabı vermek için canları almaya gelecek ölüm melekleri.

DEĞİŞMEYENLERİN DEĞİŞMESİ İŞİN SONA ERMESİ

   Bugün kış mevsiminin son günü, Cemrenin toprağa düşmesi ve bahar mevsimine giriş yapılması. Allah’ın kurduğu sistemin devam etmesi ve hayatın sürmesi anlamında bir ortamda bulunuyoruz. Allah’ın değişmez kanunlarının hükmü devam ederken, insanlar bu kanunları kendi aleyhlerine bozmaya çalışıyor. Meselâ, Rusya Ukrayna’ya saldırıyor, kendine göre birtakım menfaatlerini korumak için. Ukrayna kendi toprak bütünlüğünü korumak için bu saldırılara karşı koyuyor. Türkiye olarak biz de, bu olayın sınırlarımızda olması dolayısıyla zarar görmemek için bu duruma karşı tavır koyuyoruz. Olayın daha fazla büyümeden bir an önce barışla sonlandırılmasını istiyoruz. Çünkü bu tür olaylar aslında insanlığa ve doğaya çok büyük zararlar vermektedir. Üzerinde yaşadığımız dünyanın malûm hâli bu durumun ispatıdır. Bile bile bir takım ihtiraslar uğruna böyle olumsuzluklara tevessül etmek, insanlık ve doğa adına büyük cinayetler işlemek değil midir? Neden bunun önlenmesi için çok ciddi bir müdahale de bulunulmuyor? Genelde iki büyük kampa ayrılmış dünyanın önde gelen aktörleri inanç ve düşünce yapıları itibariyle, sadece kendi çıkarları açısından dünyaya baktıkları için insanlığın ve doğanın durumu onları pek rahatsız etmiyor. Yoksa, geniş kapsamlı bir savaşın ne büyük kayıplara mâl olacağı tarihi tecrübelerden bile belli olmaktadır. T.C. Devletimizin devlet adamları elbette onlar gibi inanmaz ve düşünmez, ama devletine ve milletine de bir zarar verilmesini istemez ve üzerine düşeni de gerektiği gibi yapar. Biz bu devletin vatandaşları olarak, devlet adamlarımıza güveniyor, inanıyor ve üzerimize düşen sorumluluklarımızla destekliyoruz. İnşallah bu olumsuzluklar bir an önce son bulur, baharı sevinçle karşılar ve güzelliklerini huzur ve barış içinde yaşarız. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?