Rusya’nın Ukrayna Topraklarını İşgali

Emperyalist anlayıştan vazgeçmeyen sözde “Modern, Gelişmiş ve Büyük” ülkelerin, dünya coğrafyasının belirli bölgelerinde sürekli sahnelemek istedikleri iç karışıklık, işgal, savaş, toprak kazanımı, ekonomik sömürü ve yıkım planlarına bir yeni girişim daha eklenmiştir. Henüz geçen yüzyılda gerçekleştirilen dünya savaşlarının, toplumlar üzerinde yarattığı ekonomik bunalımlar, sonlandırdığı hayatlar ve meydana getirdiği sosyo-kültürel tahribatlar ise tüm insanlığın hafızasında tazeliğini korumaktadır. Bu noktada küresel çapta toplumsal huzur ve barış ortamının yaratılamaması sorununa odaklanmak, bütünsel açıdan daha fazla önem arz etmektedir. Uluslararası huzur ve barış ortamının sağlanması anlamında Türkiye Cumhuriyeti’nin, kuruluşundan bugüne sürdürdüğü savaş karşıtı, insan haklarına saygılı ve diğer ülkelerin iç barışını temel alan yaklaşımı karşısında, bazı sözde “Modern, Gelişmiş ve Büyük” ülkelerin, geniş kapsamlı küresel-barışçıl bir toplumsal mutabakatta uzlaşmayı reddetmeleri ile birlikte emperyalist heveslerinin peşinden gitmeleri esas sorunu oluşturmaktadır. Bu bağlamda İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan iki kutuplu dünya düzeninin dışında yer alan Türkiye gibi uluslararası huzur ve barış ortamına destek veren ülkelerin, yeni bir dünya düzeni söylemini dile getirmeleri çok anlamlı bir nitelik taşımaktadır. Bu noktada Türkiye özellikle son yıllarda izlediği barışçıl dış politika yaklaşımı ile çoğu ülkenin takdirini toplamaktadır. Uluslararası ilişkiler düzleminde barış ortamının sağlanması konusunda ise, bu sözde ”Modern, Gelişmiş ve Büyük” ülkelerin yöneticileri tarafından kurulan “süslü cümlelerin”, somut açıdan hiçbir anlam ifade etmediği açıkça ortaya çıkmaktadır. Yukarıda belirtilen bütün bu olgulardan hareketle makalede Rusya’nın Ukrayna topraklarını işgali konusuna yönelik geniş, kapsayıcı ve çok yönlü bir değerlendirme yapılacaktır.

Bu bağlamda Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna topraklarını işgal etmeye başlaması, iki ülke arasında kökleri uzun yıllar öncesine dayanan gerilimin, savaş gibi olumsuz bir olgu ile birlikte gün yüzüne çıkmasına neden olmuştur. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasının sonucunda, Ukrayna, Rusya ve Belarus ülkeleri yeni birer bağımsız devlet statüsü kazanmışlardır. Sonraki süreçte Ukrayna, dış politika bağlamında Batılı ülkeler ile yakın ilişkiler kurmuştur. Bu noktada Rusya, Ukrayna’nın Batılı ülkeler ile kurduğu ilişkilere daima karşı çıkmıştır. Bu süreç ile birlikte iki ülke arasındaki gerilim günümüze kadar sürmüştür. Daha sonraları ise Ukrayna’ yı tehdit unsuru olarak gören Rusya, 2014 yılında hâkimiyeti Ukrayna’da bulunan, Kırım’ı yasadışı bir şekilde işgal etmiştir.  Rusya daha sonra yine yasadışı bir biçimde bu toprakları bünyesine katmıştır. Bu noktada Kırım Hanlığı’nın, 18 Mayıs 1944 tarihinde Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesini milli şuur ve bilincimiz açısından hatırlatmak yerinde olacaktır. Çünkü 1944 yılında diktatör Stalin’in emriyle birçok Kırım Türkü sürgüne zorlanmıştır. Sürgüne zorlanan soydaşlarımızın, yarısından fazlası hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu bağlamdan hareketle Rusya’nın, Ukrayna’yı işgal etmesi de kabul edilemez bir durumdur. Ukrayna bağımsız bir ülkedir ve bu doğrultuda Ukrayna Batı ile ilişkiler kurabilir. Rusya işgal konusunda ısrarcı olmaya devam ettiği sürece uluslararası dış politikada itibarı sarsılacaktır. Özellikle uluslararası ticaret alanında Rusya büyük bir olasılıkla zarar görecektir. Bu bağlamda uluslararası bütün alanlarda Rusya’ya çeşitli ambargo ve yaptırımların uygulanma ihtimali çok yüksektir. İşgal girişimi Ukrayna açısından değerlendirildiğinde ise, Batı yanlıları ve Rus yanlıları olmak üzere iki ayrılıkçı grubun varlığından söz edilebilir. Ayrıca dünya basınında Rusya’nın ayrılıkçı gruplara verdiği desteklerden de söz edilmektedir. Bu kutuplaşma durumu Ukrayna vatandaşlarının geneline sirayet etmemiş gibi görünmektedir. Ancak bu tip anti-ulusal taraftarlıkların varoluşu bile bir ülkenin bağımsızlığının istikameti açısından olumsuz bir durumdur. Ancak Rusya, Ukrayna’daki Rus yanlılarını gerekçe gösterse dahi komşu ülke topraklarını işgal etmesi uluslararası ilişkiler düzleminde asla kabul edilemez bir durumdur. Bu noktada Batılı ülkeler ile ilişki geliştirme konusunda Ukrayna bağımsız bir konumda bulunmaktadır. Rusya derhal komşu ülkesine yönelik barış yanlısı bir tutum göstererek, işgal ettiği bölgelerden çekilmelidir.

TÜRKİYE’NİN İKİ ÜLKE ARASINDA ARABULUCULUK ÜSTLENME GAYRETİ TARİHİ BİR ADIMDIR.

Son gelişmelere göre Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodomir Zelensky yaptığı açıklamada, iki ülke arasında ateşkes sağlanması konusunda, Türkiye ve Azerbaycan’dan arabuluculuk teklifi geldiğini belirtmiştir. Bu bağlamda öncelikle Türkiye’nin arabuluculuk rolünü üstlenme isteği bile, dünya dış politika tarihine geçebilecek bir adımdır.  Çünkü Batı dünyası ve NATO’nun sorumluluk almaktan kaçındığı böyle bir ortamda, Türkiye’nin arabuluculuk sorumluluğu üstlenmeye talip olması bile uluslararası siyaset açısından çok anlamlı bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca bu arabuluculuk isteği makalenin giriş bölümünde belirtilen, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri dünya barışının sağlanması konusundaki kararlı ve ısrarlı duruşunu doğrular niteliktedir.

Sonuç olarak iki ülke arasında böyle bir savaş durumunun meydana gelmesi, diğer tüm ülkeleri ve milletleri de iktisadi temelde etkileyebilme potansiyeline sahiptir. Türkiye tarihi boyunca sürdürdüğü dış politika anlayışındaki gibi yine uluslararası huzur ve barış ortamının sağlanması noktasında pozisyon alacaktır. Makalede belirtildiği üzere Rusya eğer işgali sürdürürse, ekonomik sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır.  Bu işgali bütün olumsuz sonuçlarına rağmen, sürdürüp sürdüremeyeceğini ise gelecek süreç gösterecektir. Bir başka yönden Ukrayna‘ya uluslararası müdahale ihtimalinin de zayıf olduğu görülmektedir. Çünkü Ukrayna’nın güvencesi olabilecek batılı veya uluslararası bir organizasyon bulunmamaktadır. NATO’ya üyeliği de söz konusu değildir. Dolayısıyla bu türden bir müdahalenin önünde Uluslararası hukuk faktörü bir engel yaratabilir. Ancak yine de sözde “Demokrasi Savunucusu” batılı ülke ve organizasyonların, işgale karşı müdahale güçlerinin bulunmasına rağmen somut adımlar atmaktan kaçınıp, sadece olayları kınamak ve izlemekle yetindiği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Ukrayna-Rusya arasında bugün başlayan ve devam eden müzakere sürecinin ise, savaşın gidişatı gözlendiğinde, aktif arabuluculuk rolü üstlenmeyen bir ülke olmadan barış ile sonuçlanma ihtimali zayıf görünmektedir. Ukrayna’nın yaşadığı işgal ve karışık iç eğilimleri göz önüne alındığında ise Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşlar olarak, ülkemizin bağımsızlığından, milli birlik ve beraberliğimizden asla taviz vermemek gerektiği fikri önem kazanmıştır. Türkiye’de bulunan tüm siyasal partilere düşen başlıca görev ise iç siyaset üstü bir anlayış göstererek, milli birlik ve beraberlik olgularına, her zaman olduğundan daha fazla sarılmaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cumhur Kartal YILDIZ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?