NÜKTEDAN: KUR’AN-IN ANLAMI VE AMACINI ÖĞRENMEK

Sevgili dostlar, biliyorsunuz kâinatta anlamsız ve amaçsız başıboş hiçbir şey yoktur. Dolayısıyla Yüce Allah’ın biz insanlara kılavuz-rehber olarak gönderdiği Kur’an kitabı da ismi üstünde anlamı ve amacı olan bir kitaptır. Mana ve muhtevasıyla Allah’ın indinden yazılı metin olarak Nebi-Rasulümüz Hz. Muhammed Aleyhisselâma indirilmiştir. Daha önce ilk Nebi Hz. Âdeme de ayni asliyetten Suhufların indirildiği de Kur’an da bildiriliyor. Bu durum ve bu süreç insanlıkla devam edip zamanımıza geldi. Rabbimizin insanlığa bu öğretisi ilâhi bir sistem olarak tektir, eşsizdir, gayb ve şehadet âlemini kapsamaktadır. Âdemden bu yana adına İslâm dini adını verdiği bu sürecin Kur’an kitabıyla ve son Nebi-Rasül Hz. Muhammed Aleyhisselâmla tamamladığını Rabbimiz söylüyor. İnsanlar kendilerini yahudi, hıristiyan, sabi, mecusi, hindu ve daha ne isimlerle din adına vasıflanırlarsa-vasıflansınlar, Allah’ın gerçek dini İSLÂM açısından bir değer ifade etmezler. Çünkü, Allah’ın çeşit çeşit dini ve şeriatı yok. Onun indinde din ve şeriat tektir, eşi ve benzeri yoktur. Aslında-esasında insanlığın dini tektir ve oda İslâm’dır. Eşi, benzeri ve ortağı olmayan Allah’ın dininin de eşi, benzeri ve başka şekli yoktur. Yahudilik ve hıristiyanlık gibi Nebi-Rasullerini tanrılaştıran, kral yapan ve tanrılarını insana benzeten, Tevrat ve İncil kitaplarını tahrif edip o ifade edilenlerle kaynaştıranlar Tevhid inancından sapmış müşriklerdir. Yüce Allah ilk insanlara Nebi tayin ettiği Hz. Âdeme de Tevhid dini olan İslâmı verdi. Bu öğretinin temeli tevhid olmak kaydı ile emir ve yasaklar çerçevesin de iman, amel ve sosyal ilişkilerle ilgili herşey vardır. İnsanlar, hak yoldan saptıklarında Rabbimiz onlara içlerinden birini Nebi-Rasul tayin edip, o gerçekleri onlara hatırlatıp uyarmıştır. Nebi-Rasullere ayrı ayrı şeriat gelmemiştir. Şeriat tektir ve tevhid çerçevesi içindedir. Çünkü, şeriatteki hükümler evrenseldir.   

Aziz dostlar, ilk insanlarla son insanların yaratılış özellikleri aynidir, anatomi, fizik, biyolojik ve psikolojik yapılarında bir farklılık yoktur. Ne diyor Rahman suresinde Rabbimiz, “Rahman, Kur’an-ı öğretti. İnsanı yarattı, ona beyanı/kendini ifade etmeyi öğretti.” Yani, insan evrim geçirerek ve tekamül ederek insan olmadı. O yaradılışıyla insandı, hemde dörtbaşı mamur bir insandı. Şu asrın insanı gibi, konuşan, çevresiyle ilgilenen, ihtiyaçlarını paylaşan, bütün özellikleriyle ortaklaşan ve sosyalleşen bir varlıktı. O, seküler bilim ve tarihçinin dediği gibi bir hilkat garibesi değildi. Kur’an doğru okunduğu zaman bunlar anlaşılmaktadır. Yahudi, hıristiyan ve seküler inançlı insanlar bunlara inanmıyorlar. İlkellik ve vahşilik, evrimsellik ve kökten seleksiyonluk merakı genlerine işlemişlik hâliyle biz böyleyiz diyorlarsa, âmenna! Öyle olsunlar, yarı insan yarı ekonomik hayvan takılsınlar. Biz böyleyiz diyorlarsa, varsın öyle desinlen, her yaveyi yesinler. Kur’an medeniyetine gelmesinler ve ikinci yolu seçsinler. Oda onların özgürlüğü olsun, imtihan gerçeği yerini bulsun, arkadaşı şeytanın yanında dursun, ne yapalım, ne demişler *kendi düşen ağlamaz* ben ne yaptım deyip *karalar bağlamaz* seçim onun, geçim onun, beğendiği biçim onun. Tepe tepe kullansın, allansın-pullansın, yoluna-yollansınlar. Benim üzüntüm onlara değil, inandım deyipte, aklını kiraya veren, inandıklarını sorgulamayanlara. Taklite takılıp, mukallitlik yapan, müstağriplere acıyorum. Hiç emeksiz aldığı inancını kontrol etmeyen, sadece inandım deyipte, inandığı ile eyleme geçmeyenlere üzülüyorum. O kişiler doğru bildiklerini Kur’an süzgecinden geçirmeyen, imanını ilim-bilim ve eylemlerle yenilemeyen, âdeta kalaysız bakır kaplarda yemek yiyenlerdir. Yarın, nasıl bir karın ağrısı, yürek burkuntusu ve bunalım sıkıntısına düşüp krizler ve cinnetler mustatiline düşeceklerini hesap etmeyenlerdir. Feryatları göklere yükselirken, şimdi  heva ve hevesleriyle nasıl bir gaflet ve dalâlet içinde olduklarını idrak edemeyenlere acıyorum ve üzülüyorum. 

Değerli dostlar, Kur’an-ın iyi ve doğru anlaşılmasında bazı hususlar ileri sürülmektedir. Meselâ sure ve ayetlerin nüzul sıralamasını bilmek. Bu hususta, Hz. Rasulümüze ilk inzal olmaya başlayan ayet ve surelerin rivayete göre ne anlama geldiğinin anlaşılması. Dolayısıyla ayet ve surelerin hangi olaylar üzerine indiği veya indikten sonraki duruma nasıl bir çözüm getirdiği. Sure ve ayetlerin bu olaylara göre izahı ve yorumlanmalarını yapmak. Yani, Kur’an-ı anlamak için nüzul sırasını bilmek ve bu konu ile ilgili rivayetleri öğrenip, onları takip ederek ayetlerin ve surelerin anlamlarını çözmek gerekmektedir diyenler. Bu hususları bilmezseniz Kur’an-ın anlamını ve amacını anlayamazsınız demektedirler. Bu noktalardan yola çıkanlar, Kur’an-ı bir mekâna, zamana bir  kavme, dile ve o dönemin olaylarına mâl edip mahkûm ediyorlar. Dolayısıyla tarihselciler bu noktadan hareketle, Kur’an-ın tarihte kaldığını, modası geçtiğini iddia etmektedirler. Onların bu iddialarına Kur’an-ın noktalanıp, harekelenmesi ve ayet bölünmelerinin yapılması da mesnet oluşturmaktadır. Nebi Rasulümüz Hz. Muhammed’e Kur’an harekesiz, noktasız ve ayetlere bölünmesiz yazılı bir metin olarak 15 işareti ihtiva eden bir kitap olarak inmiştir. Meleklerden Cebrail aleyhisselâm Rasulümüze böyle bir kitap vermiştir. Böyle olduğu, kitap olarak indiği Kur’an da 300 yerde geçmektedir. Bu sebeple Kur’an, geneli ihtiva eden anlamda cihanşumûl bir kitaptır. Bir devre, bir kavme ve bir bölgeye hasredilemez, elbette onlarıda içine alan, yönlendiren ve sorunlarına çözüm getiren muhtevadadır. Dolayısıyla bütün insanlığın kitabıdır, hayati bir hareketlilik içindedir, her âna-her zamana, bütün olaylara, canlı ve cansız mahlûkata yönelik yasalarıyla etkinliği olan bir hayat kitabıdır Kur’an. Çünkü o, kâinatın halikının, hükümdarının gaybi ve şuhudi yasalarının kavli ve kevni belgeleridir, işaretleridir ve ayetleridir. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.

                               LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?