Uyuşturu Belasından Korunmak

Aziz sohbettaşlarım, geçen hafta Cuma günü namazdan önce yetişebildiğim kadar vaaz dinledim. Vaiz efendi uyuşturucu maddeler ile ilgili konuşuyordu. Bu maddeleri kullanıp, uyuşturucu illetine yakalanmanın ne kadar kötü olduğunu anlatıyordu. Özellikle de bu konuyla ilgili gençlerin üzerinde duruyor ve çocuklarımıza sahip çıkmayı öğütlüyordu. Dolayısıyla uyuşturucu illetine dikkat çekiyor ve bu illetin toplumda yaygınlaştığından ve özellikle de gençleri hedef aldığından söz ediyordu. Bu konuda önceliği alkollü içkilere veriyor ve diğer uyuşturucu nesneleri de dile getirip bunlardan sakınılması üzerinde yoğunlaşıp durdu. İyi güzel de, insanı bu uyuşturucu illetine çeken, özendiren ve merak ettiren bu olayın bir altyapısı yok mu? Neden ve niçin insan bu illete tevessül eder? Onu bu illetten sakındırıcı ve koruyucu bir dayanağı veya bir sığınağı yok mu? Şunu unutmayalım ve aklımızdan da hiç çıkarmayalım. İnsanı bu uyuşturucu nesneleri kullanmaya hazırlayıcı ve yaklaştırıcı başka bir uyuşukluk veya uyuşma olmadan bu yola girmek mümkün değil. Din Eğitimi uzmanı olduğunu öğrendiğim vaiz efendi, nedense o noktaya hiç değinmedi. Sadece O bir takım uyuşturucu nesnelere değindi ve vaazını sonlandırdı. Dolayısıyla, uyuşturmayı rakı, şarap, esrar, toz, hap v.s.’nin yapmış olduğu anlamında bir konuşma yaptı. Bana göre bu konuşma eksik ve dipsiz bir vaazdı.

 Oysa, bazı inançlar, fikirler, ideoloji ve sistemler insanları uyuşturmuyor mu? Bu uyuşturucular onlardan daha mı az tehlikelidir? İnsanı uyuşturucuya iten, insanın aklını, iradesini etkileyen, doğru düşünmesine zarar veren inançlar yok mu? Akli-muhakemeyi yanlış yönlendiren, bir takım hurafelerle yıkanan beyinler ve şartlanan dimağlar, uyuşturulmuşlar kategorisine dahil edilmesi gerekmiyor mu? Zamanımızda bu konuda yıkanan beyinlerin, saptırılan zihinlerin, deizm ve ateizme kaydığından bahsediliyor. Ben bu konuda bu akımın çok abartıldığını düşünüyorum, ancak bunun hafife alınmaması gerektiğine de inanıyorum. Ne var ki, eksik ve dipsiz uyarılar da, ortada kalmaya mahkûmdur. Çünkü, hurafelerle uyuşturulmuş beyinler, akleden kalbi, eleştirel aklı harekete geçirmeyen bilgiler, bu ameliyeden mahrum yetişmiş saf zihinler, o uyuşturucu nesnelere özenir ve daha rahat onlara tevessül ederler. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Din Kurulu’nun bir çalışması ve araştırma yapması gerekir inancındayım. Yoksa masa başı yazışmalarla bu tür olaylara çare bulmak, doğru tespitini yapmak ve işin özüne vakıf olmak mümkün değil. Haliyle  olumlu neticeler alınmasına da fayda sağlamaz. Çünkü, ne demişler; lafla peynir gemisi yürümez!..

   Evet, aklı, dimağı, zihni, fikri ve düşünceyi uyuşturan inançlar, hurafeler ve bidatler ortada kol gezerken, yanlış kader inancı, alınyazısı hikâyesi, ilk insan Âdem efsanesi zihinlerden kazınmayınca, evliya menkıbeleri yaşanan pozitif gerçekler diye lanse edildiği müddetçe, eleştirel akıl da devre dışı bırakıldığı sürece, seküler tarihte durmadan doğru diye dayatıldıkça, dini, kaynağı Kur’an’dan değil de, dudaktan-kulağa dolma-tüfek misali yeterli görüldükçe, hiç bir uyuşturucunun hakkından gelemezsiniz. Deizm olarak tarif edilen, tanrı, akıl ve ahlâktan başka kutsal tanımayan inançta insanı kurtarmaz. Kur’an’dan olmayan veya alınmayan tanrı, akıl ve ahlâk inancı, muğlâk ve sabitesi olmayan, isnatsız bir iddiadan öte geçmez ve  insanı kurtuluşa götürmez. Allah’ın yokluğuna inanan ateizme gelince, bir şeyin yokluğu üzerine düşünce geliştirilemez onu geçiyoruz. Ancak, şunu da unutmamamız ve her an görebileceğimiz bir yere kaydedelim, genelde insanlık, Allah’ı dikkate alarak gelişmemiştir ve Allah’sız bir medeniyet yaşanmış ve halen yaşanmaktadır. Önce kendisini, inandıklarını, düşündüklerini ve yaşadıklarını sorgulamayan bir akıl, başkalarını sorgulamaya ve eleştirmeye hakkı yoktur. Unutmayalım, uyuşturucu sadece ağızdan, burundan ve damardan alınmaz, gözden, kulaktan, akıl ve yanlış bilgi ve diğer duygu ve düşüncelerden de alınır. Evet, bütün bunların karşısına dikilip, dur!.. diyecek bir tek güce dayanan irade var; Kur’an kaynaklı Allah’a iman bilinci. Her uyuşturucunun karşısında insanı uyandırıcı ve uyanık tutucu güç budur. Yüce Allah hiçbir zaman ve hiçbir an bizim bütün benliğimizden eksik etmesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kara Köpek - Bir bira bakkalda 28 lira olursa 70lik bi şişe rakı 270 lira olursa bu insanlar bırakın uyuşturucuyu tiner bali çekicek. Özgür irademizle alkol alamıyoruz bu kadar vergi almak tekelden namussuzluktur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Mart 20:35


Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?