Tefekkür : Bilim ve Teknoloji Önderleri

Mutlak değerinden kopmuş, ekseninden kaymış ve ilkelerinden sapmış Müslümanlar, gücün, heva ve arzuların kulu olmuş. Yüz metre ilersini göremez, rızık endişesiyle midesinden başka bir şey düşünemez ve kendi aklını da işletemez hâle gelmiş. Onların bu hâlini gören gayrimüslim düşmanları, aman uyanmasınlar diye akıl ve idraklerinin üzerlerini hurafe ve bidat çullarıyla örtmüşler. Kendileri ise durmamış bilim ve teknoloji üretmişler. O üretip, türettiklerini de Allahsızlık patentiyle Müslümanlara ihraç etmişler. Bununla da kalmayıp içlerine misyonerler koyup, oryantalistler yerleştirip Allahsızlığın tarihini de empoze etmişler. Eşyanın kanunlarını ve kurallarını keşfedip, öğrenip kendilerine bir takım ödüllerle insanlık içinde bir farkındalık yüklemişler. Allahsız bilim ve tarih anlayışını zihinlere kazımışlar. Onların etkisinden ve güçlerinin korkusundan âlim ve ulema dediğimiz ve dinde otorite olarak kabul ettiğimiz zevatı kiramın bir kısmı taklitte sınır tanımazken, bir kısmı da gel bana tabi ol, kendini zora sokma ben seni istediğin cennete sokarım demektedirler. Müslümanlar arasında bu inanış “İman” hâline gelip beyinleri uyuşturmuş. Bu müptelâlıktan meflûç olmuş kalpleri ve akılları uyandırmak istiyorsun, uyanmayı bırak adam sana düşman oluyor ve kolayını bulsa seni bir kaşık suda boğacak. Hâlbuki sen ondan maddi bir talepte bulunmuyor ve hiç bir şey versin istemiyorsun. Sadece bildiklerini, inandıklarını ve yaşadıklarını düşün, araştır ve sorgula diyorsun. Allah Kur’an-ın da “Ey iman edenler! İman edin” diyor. Nisa suresi ayet 134. Lütfen bunu bir düşünün! Ne kaybedersiniz ikazında bulunuyorsunuz. Adam, dinimi bana sen mi öğreteceksin diyor.

Evet, sosyal bir ortamda yaşayan herkesin birbirinden öğrenecek olduğu şeyler vardır. Cemiyet halinde yaşamanın önemi bunu gerektirir. Bu bir aile birlikteliğinden başlayıp, komşuluk ilişkileri, milli ve dini paylaşımlardan devletler arası ilişkilere kadar giden bir hiyerarşiyi oluşturur. Bu çerçevede gayrimüslimin Humanizm, insan eksenli dünya görüşü, İslâmın Kur’an odaklı insanlık muhtevalı evrensel görüşüne ters düşmektedir. Ama ne yazık ki, islâm âlemi de o Humanizmin çapraşık kibarlığındaki bireysellik egoizminin etkisi altındadır. Kur’an-a inandığını söylüyor, lâkin yaşayışı ona dayanmıyor. Bilim yapmak =onların tabiriyle söylüyorum= bilimsel deneylerde bulunmak, yaratıklar üzerinden keşfe çıkmak için laboratuar kapısının dış tarafına koyduğu imanını, içeride geliştirdiği teknolojinin hayranlığı ile unutup, keşfettiği teknolojiyi Allah’sızlık patentiyle dünyaya sevk etmektedir. Bunun böyle olmadığını iddia edenlere soruyorum: Ürettikleriyle, doğada tükettikleri canlılar ve insanlar bunu ispatlamıyorlar mı? Nesillerini ve türlerini yaşamdan silip yok etmeleri imansızlığın eseri değil mi? Yoksa, yeni teknolojilerle daha çok, daha çok insan öldürmek ve doğayı tahrip etmek, sayısız canlının hayatına kast etmek başka nasıl izah edilir? Ama, imanlı gönüllerle bu teknolojik gelişmeler keşfedilseydi bu insafsızlık ve vicdansızlık yapılmaz, ancak zalimlerin zulümlerine mani olmak, insanlığın huzuru ve mutluluğu için kullanılırdı.

Bilim ve teknoloji önderlerinin esas amacı nedir? Sadece bu dünya hayatını neye mal olursa-olsun mamur etmek değil mi? Bunun için ne gerekiyorsa yapmıyorlar mı? Evlerinin baş köşesine oturttukları köpekleri kadar, sadece derileri siyah olduğu için zencilere o kadar bile değer vermeyenler hangi medeniyetten veya onların tabiriyle nasıl bir uygarlıktan bahsediyorlar? Tuvaletlerinde su bulunmayan ve suyla taharet yapmayan ve düne kadar evlerinde tuvalet ve hamam olmayıp yıkanmayanlar, hangi nezahetten ve kibarlıktan bahsediyorlar? Teknolojileriyle, sanal dünyalarıyla, aile mutluluğundan kopuk yalnızlıklarıyla, bunalım nöbetlerini, psikiyatriklerin teskin etme seanslarına mahkûm yaşamaları mı özenilecek bir durumdur? İşte, savaşan iki komşu devletin durumu ve onları seyreden diğer devletler. Birisi, diğerinin üstüne çullanmış pes etmesini bekliyor. Diğeri, ikide bir TV. ekranlarının karşısına sıradan bir kişi gibi çıkıp, pes etmeyeceğini ve sonuna kadar direneceğini söylüyor. Saldırılar karşısında ülkesi harap oluyor, insanlar ölüyor, ülkelerini terk edip komşu ülkelere sığınıyorlar, saldıran ülkeye ise sadece dışarıdan bazı ülkeler yaptırım uyguluyorlar. Bu durumu anlamak mümkün değil, buna bir an önce son vermek gerekirken, bu anlaşılmaz savaş durdurulmuyor. İşte, uygar dünyanın insanlık anlayışı ve insanlara verdiği değer ölçüsü!.. Evet, bu gidişin sonunda mutluluk var mı?..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?