Gündem : Ukrayna'da Yıkım ve Kıyıma Devam

Bir aydır Ukrayna ateş altında, Rusya’nın saldırısı devam ediyor. Asker, sivil demeden, bazen hedef gözetmeden tesisler, sivil yerleşim alanları vuruluyor. Sefalet günden-güne artıyor, açlık, susuzluk ve ilâçsızlık ölümleri çoğaltıyor. Ama, savaş durmuyor silâhlar susmuyor ve barış olmuyor. Türkiye yapılması gereken bütün imkânlarıyla çalışıyor, çabalıyor savaşan tarafları  bir araya getirmek ve barışı tesis etmek için, ama amaç hasıl olmuyor. Sözüm onlara dünya devleri denen süper güçler ve Avrupa devletleri oturdukları yerden savaşın durmasını istediklerini söylüyorlar. Lâkin ciddi manada candan bir mücadele vermiyorlar. Ukrayna boşalıyor, evlerini, barklarını bırakıp komşu ülkelere sığınıyorlar. Ülkesini terk etmeyenler sığınaklara, metro istasyonlarına ve apartmanlarının bodrum katlarına sığınıp canlarını kurtarmaya çalışıyorlar. Bunlar medyadan gördüklerimiz, göremediklerimiz de elbette vardır. Belki de bunlardan fazladır. Savaş başlayalı bir ayı geçti, ne zaman duracağı da belli değil. Ukrayna, Cumhurbaşkanı daha önce kendisine ümit verenlere çıkışıyor ve sitem ediyor, durdurun bu savaşı diyor. Sitem ettikleri ise yaptırımlardan bahsediyorlar, dolayısıyla Rusya’da gıda konusunda ekonomik sıkıntının baş gösterdiğinden dem vuruyorlar. Rusya bildiğinden ve girdiği yolundan sapmıyor, Ukrayna’yı dört bir tarafından kuşatmaya çalışıyor ve saldırılarını aralıksız sürdürüyor.

Rusya, Ukrayna’ya karadan, havadan, denizden saldırıyor. Ukrayna kendisini savunmaya ve saldırıları püskürtmeye çalışıyor. T.V. Ekranlarında savaş kayıplarından bahsediliyor, asker ölümleri, mühimmat ve savaş araçlarının tahribatı hakkında rakamlar veriliyor, bu bir teselli mi karşı tarafa bir tehdit mi? Öyle veya böyle esasında bir şey fark etmez, ama savaşı lehine yönlendirmek için bir politika denebilir. Belki moral açısından etkin olması düşünülüyordur, bu da bir etken. Bu tür teşebbüsler, her iki taraf için savaşı karşı tarafın aleyhine olumsuzluk oluşturacak bir imaj vermeye çalışmak anlamında yapılmış olabilir. Hepsi bir tarafa, bu savaşta daha farklı bir durum var, iki ülke savaşıyor ama savaş bir ülkede oluyor, kıyıma ve yıkıma uğrayan ülke tek. Buna dünya mutlaka mani olmalı ve bu savaşı durdurmalıdır. Saldıran taraf nükleer silâhlardan bahsediyor ve kendisi zora düşerse üçüncü dünya savaşıyla ülkeleri tehdit ediyor. Bu ifadeler hadsizliktir, sen bir ülkeye gir yak-yık, o ülkeyi harap et, sana dokunurlarsa üçüncü dünya savaşı ile kendini savun. Bunu anlamak mümkün değil. Savaşanlar iki komşu ülke bu savaşı neden başlattılar veya nasıl başlattılar? Az çok dünya devletleri tarafından biliniyor. Bu nedenle, bu savaş bu kadar uzamamalıydı. Çünkü, bu savaşın kazanan ve kaybedeni komşu olmaları dolayısıyla olmayacak görünüyor. Ha, güçlü görünen tarafın eski hayalleri nüksettiyse başka, oda hoş değil. İnşallah öyle bir emelleri yoktur.

Evet, dünyada bu savaş konuşuluyorsa da, amaçlar ve hesaplar sanırım başka başka. Meselâ, bu hengamede bir takım ürünler, kartelleşen güçlerin elinde farklı farklı silahlar olarak kullanılıyor. Sonra da bunlardan kaynaklanan suni krizlerle, küresel sıkıntılar oluşturulup devletler ekonomik açıdan zor durumlara sokuluyor. Toplumlara da bunlar doğru haberlerle yansıtılmıyor, bir takım ellerin kurguladığı senaryolarla piyasada problemler türetiliyor. Ukrayna meselesi de belki böyle bir senaryonun uygulamasıdır. Bu olayın dünya çapındaki o güçlü kartellerin hesabı olmadığı ne malûm! Her ne şekilde, nerede ve nasıl oluşturulursa-oluşturulsun insanlığı sıkıntıya sokan bu çirkin olumsuzluklara prim verilmemelidir. Örneğin, ülkemizde birden bire temel tüketim ürünlerimizin gıda, temizlik, enerji iki katına, bazılarının üç-dört katına çıkması düşündürücü değil mi? Bu olumsuz gelişmeyi hemen kıtlık-yokluk politikasıyla çevirip, savunanlar, gerçekte ise stoklarla bunu desteklemiyorlar mı? Başta Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan ve devletin yetkili kurumları o kadar mücadelelerine rağmen, o ifade edilen ürünlerin fiyatları istenilen düzeye getirilemedi. Görüyoruz ki, kapitalizmin serbes piyasa ekonomisi kaynaklı bu hareketlilik üzerinde bir denetleme yapıp, vatandaşı rahatlatacak bir düzeye çekmek pek kolay olmayacak gibi görünüyor. Ancak, yasal bir düzenleme olursa diye düşünüyor insan. Neyse, diğer önemli bir mesele olan Covid-19 artık çok ciddi bir tehlike olmaktan galiba çıktı-çıkıyor! Daha sağlıklı, huzurlu ve esenlikli günler dileğiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?