Cuma Sohbeti : Kur'an Kurslarında Öğrenilen Kur'an

Aziz sohbetdaşlarım, geçen hafta Cuma vaazının son bölümü Kur’an Kursları ile ilgili olsa gerek, vaiz efendi onlardan bahsetti. Geç geldiğim için az biraz dinledim. Vaizin yaptığı konuşmasından bahsetmeyeceğim. Kur’an Kurslarının işlevinden, fonksiyonundan ve etkinliğinden bahsedeceğim. Hayat kitabımız Kur’an, yaşam kılavuzumuz ve yol gösterici rehberimizdir. Elbette her mümin onu okumasını öğrenmeli bu onun en tabi hakkıdır. Onun kılavuzluğunda sürdüreceğimiz hayatımızı, onu bize gönderen Yüce Allah’a yapacağımız kulluğumuzu, Allah’ın istediği gibi olması açısından bu çok önemlidir. Elbette önce aslını öğrenip okumak gerekmektedir. Ama bununla kalmamak lâzım, anlamını ve amacını da öğrenmemiz gerekir. Bu hususta ihtisas yapmak isteyenler ayrı mesele, onu geçip üzerinde durmayacağız. Sıradan bir mümin için dinin kitabı olan Kur’an-ı öğrenip okuması üzerinde duracağız. Çünkü, Kur’an kurslarının görevi de bu olsa gerektir. Dini görevlerimizi, insani sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmek için öğreneceğimiz temel bilgi kaynağımız Kur’an-ı Kerimdir. Nebi Rasulümüz Hz. Muhammed Aleyhisselâm dini Kur’an’dan öğrendi, Şura suresi ayet 52. Her insan dinini Kur’an’dan öğrenmelidir. Bu konuda her müminin evinde güvenilir bir Kur’an meali (Türkçe anlamlı) bulunmalıdır. Çünkü, Kur’an-ın okumasını öğrenmek onu hayatına rehber edinmek içindir. Bu asla unutulmamalı ve akıllara kazınmalıdır.

Kur’an Kurslarında genelde Kur’an-ın anlamı ve amacı öğrenilmiyor. Seslendirilmesi öğreniliyor, bunun için tecvit kuralları çerçevesinde seslendiriliyor. Eğer Kur’an adına bir şeyler öğreniliyorsa, bu da Kur’an dışında yazılmış kitaplardan öğreniliyor. Bu konuda da birinci başvuru kitabı İlmihâllerdir. Kur’an Kurslarından din görevlisi yetiştirilmediğine göre, Kur’an-ın tecvit usullerine riayet edilerek öğrenilmesi, daha açıkçası seslendirilmesi noktasındaki amaç nedir? İmam ve müezzin olunmayacağına göre bu şekilde Kur’an kıraat edilmesi veya tilâvet yapılması, toplumun anlayışında kullanılan bu kelimeler üzerine ifade ediyorum maksata varmak için. Çünkü, Kıraatin ve tilâvetin halkın anlayışının üstünde farklı manaları var. Yoksa kıraat ve tilâvet sadece ve sadece Kur’an-ı seslendirmek anlamında değildir. O zaman, bütün bunlara açıklık getirecek amaca baktığımız da, Kur’an öğrenmenin esas gayesi tecvit kurallarına riayet ederek seslendirilmesinde kast edilen birinci kural sevap kazanmak, İkinci kural da ölmüşlere Yasin okumak, hatim etmek veya en azında kabir ziyaretlerinde yakınlarına bir Fatiha olsun okumaktır. Bu çok eskilere dayanan ananevi bir gelenektir. Bu, dini açıdan önemli bir görev addedilerek tekrar edilmektedir. Kur’an kurslarına gidenler ve çocuklarını buraya gönderenler bu amacı gütmektedirler.

Bu, ilk etabıyla Kur’an-ı aslından öğrenip okumak her müslim-mü’min için gerekli ve önemli dini bir görevdir. Kur’an-ı düz okumasını öğrendikten sonra ikinci etap anlamını ve amacını öğrenmektir. Burada, dil olarak Arapça öğrenmek isteyenler ayrı, öğrenmek istemeyenler ayrı çalışmalar yapmalı ve Kur’an-ın mutlaka anlamı ve amacı belirli bir program dahilinde ana hatlarıyla, temel kurallarıyla bir noktaya kadar öğrenilmelidir. Yani, Kur’an Kursuna giden kişisel sorumluluk çerçevesinde ibadetlerin uygulanması, ailevi ve sosyal ilişkilerin Kur’an da tarifi istikametinde belirleyici ve yönlendirici özelliğini öğrenmeli ve yaşamını Kur’an’la inşa edecek bir yol tutmalıdır. Meselelerin, sıkıntıların çaresini ve problemlerin çözümünü Kur’an da aramalıdır. Çünkü, Yüce Allah Enam suresi ayet 38’de şöyle buyuruyor: Meali/anlamı “Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” diyor. Yani, müminler Kur’an-ı kaynak, Nebi Rasulü de örnek edinecektir. Kur’an, Allah’tan gelen bir kurtuluş reçetesidir. Evet, reçete neden yazılır, okuyup uygulamak için değil mi? O zaman, Allah’tan gelen bu reçeteyi, sadece seslendirmek =Güzel bir sesle okumak= okuyanı ne kazandırır? Reçetenin içindekiler uygulamadıktan sonra! Rabbimiz, mezarın başında seslendirerek okuduğumuz Kur’an için diyor ki; Fatır suresi ayet 22’de “Sen kabirdekilere işittiremezsin.” Yani, Kur’an ölülerin kitabı değil, dirilerin kitabıdır. Kur’an-ı yaşamak için öğrenmemiz gerekmektedir, Kur’an Kursları da bu görevi yapmalıdır. Yoksa, yarın ahirette hesabı çok çetin olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?