Tefekkür : Ramazan Ayı, Oruç ve Düşündürdükleri

İslâm âlemi için ciddi öneme haiz mübarek ramazan ayı geldi. Hakkında birçok methiyeler düzülen, fazileti hakkında Hadisi şerifler rivayet edilen, müslüman âlim ve ulemanın sayısız yorum ve tefsirleri yapılan ramazan ayında Yüce Allah’ın bir emri var Oruç tutmak. Tutulacak bu oruç hakkında bazı dini kâide ve kurallara riayet etmek o kadar. Ama, ramazan ayına gelmeden iki ay önce başlıyor, din adına bir sürü bilgi, övgü, sevap ve faziletler süreci. Önce, “Üç Aylar” kutsiyeti devreye giriyor, Hz. Nebi Rasulümüze salavatı şerifeler külliyatı 99 luk tesbihler ele alınır on binlerce salâvat okunur, binlerce tevhit çekilir, hatimlere başlanır, arada Yasin ve Tebarekeler okunur. Okunanların ne manaya geldiği bilinmez, sorulmaz ve onlara kafa yorulmaz. Bunlar Arapça lisanıyla yapılır, Türkçe olmaz, çünkü Arapça okumak sevap. Bu okumanın telaffuzunda hatalar ve yanlışlar oluyormuş , olsun Allah affeder, bizim niyetimiz hâlis. Bunları yapanlar meşgul edilmez, yapanlara müdahale de edilmez günahtır. Nedenine gelince bu mübarek ayın boş geçirilmemesi gerekmektedir. Bunun böyle olacağını kimseye sormaya gerek yok, kimsenin de bu gidişata karşı koymaya hakkı yok. Biz anamız babamız ve atalarımızdan böyle gördük böyle biliyoruz. Bu mübarek ayları Kur’an okuyarak, namaz kılarak, tesbih çekerek, geçmişlerimize dualar ederek ve fakir, fukaraya az-çok sadakalar vererek kendimiz için de bol bol sevaplar kazanmaya çalışarak geçirmeye çalışıyoruz. Çünkü bu bizim için  çok büyük kazançtır. Buna da ancak Ramazan ayında ulaşabiliriz, bu nedenle Ramazan ayına önem veriyoruz ve değerlendirmeye çalışıyoruz.

Bundan dolayı medyada ramazan öncesinden programlar hazırlanır, bazı kişilerle pazarlıklar yapılır. T.V. Kanalları bu konuda haberlerde bilgilendirmeler yapar, hitabeti güçlü ve etkileyici hatipleri iftar ve sahur vakitlerine yakın zamanlarda ekranın karşısına çıkarırlar ve sohbetler yaparlar. Nabza göre şerbet verenden, Kendi dini anlayışını ve inancını hazırladığı programlar çerçevesinde dinleyicilerine, seyircilerine sunmaya çalışırlar. Ayni şekilde olandan, daha muhtevalısına kadar Sosyal Medyada da programlar yapılır ve videolar hazırlanır. Bazıları çok uzun soluklu olur ve akşamdan başlayıp sabahlara kadar devam eder. Hâliyle tabi halk içinde hepsinin müdavimi vardır. Bazı TV.’ ler her inanç, anlayış ve düşüncede olanlara hitap ederler, seyredilirlik noktasından reytinlik meselesine kadar bu hesaplar yapılır. Medyanın bu seyirlilik yelpazesinde yasalara uymak, genel ahlâka ve inanç kurallarına riayete dikkat edilir. Ayrıca TV. kanallarının da kendilerine seçtikleri bu husustaki adamları, temel frekansları var onların çerçevesinde yayınlarını sürdürürler. Bu konuda ifade ettiğimiz temel değerlere dikkat edilir, aşmamak için azami gayret gösterilir. Bir noktaya kadar suç olmamak kaydı ile yasaları zorlayanlar da oluyor. Bunu, düşüncesini, fikrini ve inancını topluma ulaştırmak için özenle yapıyorlar. Dolayısıyla mezheplerinin, meşreplerinin, tarikatlerinin ve cemaatlerinin müntesiplerini kendilerine göre bilgilendiriyor ve aydınlatıyorlar.

Dolayısıyla neler duyuyoruz neler! Akla ve mantığa sığmaz bidat ve hurafelere kadar ne saçmalıklar. Dini konulara ilâve evliya hikâyeleri, tarikat menkıbeleri bilgi diye insanlara anlatılıyor. Oysa, insan olmanın, müslüman olmanın ilkeleri nedir? İbadetin, namazın anlamı ve amacı nedir? Kur’an da bunlarla ilgili ayetler, bunları nasıl tanımlıyor bu konuda bilgiler verenler çok az. Meselâ, oruçla ilgili ayetler Kur’an-ın hangi suresinde, orucu nasıl anlatıyorlar? Bu konuda Kur’an da kaç ayet var? Oruçtan bahsedenler, söz ettikleriyle ilgili ayetleri konuştuklarına dayandırıyorlar mı? Kur’an-ı Kerimde Ramazan Orucu ile ilgili Bakara suresinde 5 ayet var 183-84-85-86 ve 87.  Bu ayetlerle ilgili doğru dürüst bilgi verenler yok. Olmadığı gibi, daha çok Hadisler üzerinden konuşuluyor ve ayetlerde olmayan birçok meseleyi hadisler adı altında alim ve ulema isimleriyle dine mal edilerek anlatılıyor. Örneğin, orucu bozan şeyler adına, konuyu sulandırıcı bir üslûpla ve gevşek ağızlarla ciddiye alınmayacak ifadeler kullanılıyor. Diğer taraftan zikrettiğimiz ayetlerde olmayan hükümler ihdas edilip, Allah’a ortaklık yapanların yasak ve emirlerini insanlara dayatıyorlar. Kadınlar ay halinde namaz kılamaz, oruç tutamaz diyorlar. Orucunu keyfi bozana 61 gün kefaret orucu yüklüyorlar. Allah’ın kitabında bildirdiğine ilâveler yapıyorlar. Oruçla ilgili bütün meseleleri o 5 ayette bildiren Allah, haşa! eksik bırakmış da onlar tamamlıyor ve ne yazık ki, Kur’an esas alınmıyor. İşte bundan sonra bu konunun üzerinde durup, orucu, ibadeti ve Allah’a itaati Kur’an’dan anlatacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?