Nüktedan : Kur'an-ı Anlamak Üzere Çalışmalar -4

İnsanı yaratıp başıboş bırakmayacağını bildiren Allah, Rahman suresi baştan dört ayette mealen şöyle buyuruyor: “Rahman Kur’an-ı öğretti, insanı yarattı, açıklamayı öğretti. ”Bakara suresi ilk ayetlerde de şöyle buyuruluyor: “Bu işaretlerden oluşan kitapta asla şüphe yoktur. Allah’a itaat edenler için bir hidayet rehberidir.” Demek ki, Kur’an insansız, insan Kur’ansız olmaz. İnsanı tanımlayan Kur’an’dır, insan kendisini tanımakta Kur’an-a muhtaçtır. Yüce Allah yarattığı insana Kur’an- ı öğretiyor, bu öğreti insana Kur’an’la başlıyor. İnsanın lisanı, Kur’an-ın lisanıdır, insana lisanı/dili öğreten Allah’tır. İlk insanlar birbirleriyle konuşuyor, anlaşıyor ve bu dil Kur’an-ın dilidir. Bu dille insanlara önderlik, Nebi-Rasullük yapan Hz. Âdem’dir. Halk tabiriyle insanlığın ilk Paygamberi Âdem aleyhisselâmdır. İlk insan değil, ilk Peygamberdir. Babasız bir anadan doğmuştur, ayni Hz. İsa gibi. İşte delili; Ali-İmran suresi ayet 59. meali şöyle: “Allah indinde İsanın durumu, ayni Âdem’in durumunun tıpkısıydı =Tıpkısının aynisiydi= “ Şimdi, burada biraz duralım. Kur’an meallerinde ve tefsirlerinde insanın yaratılışı, Âdem’in yaratılışı ve beşer hakkında Kur’an dışı tanımlama ve yorumlar yapılmıştır.  Bunlarla ilgi çok kısa özet bilgiler vereceğiz, daha geniş ve detaylı bilgiler ilerde sırası geldiğinde verilecektir. Kur’an da insandan, beşerden, âdemden, cinden, şeytandan ve melekten bahsediliyor. Bunların nasıl varlıklar olduğunu da Kur’an açıklıyor, özelliklerini, anlamlarını ve amaçlarını da Kur’an bildiriyor. Yani, Kur’an da geçen bir kelimenin ne olduğunu yine Kur’an’dan öğrenilmesi gerekmektedir, doğru olan budur. Allah Enam suresi ayet 38’de şöyle bildiriyor: “Biz bu kitapta hiçbir şey eksik bırakmadık.” Evet, Kur’an’da İnsan suresinin  ve Nisa suresinin ilk ayetleriyle, Araf suresi 10-11 Hicr Suresi 26’dan 40 ve Bakara suresi ayet 30’dan 40’a kadar ve daha başka surelerde de var. İnsan, beşer, cin, şeytan, âdem ve meleklerle ilgili bilgilerin doğrusu Kur’an’dadır.  Ancak bir daha vurgulayalım , Allah yarattıkları Allah’ın kitabından öğrenilmelidir. Allah bunları Kur’an da açıklıyor.

Bu beş isimle ilgili en önemli temel bilgi Kur’andadır ve bunların beşi de akıllı ve iradeli varlıklardır. Yalnız, yaratılış amaçları açısından farklılıkları vardır. Meselâ, melekler kesin Allah’a itaat eder ve her işi Allah’ın izni ve emriyle yaparlar. Cinler ve insanlar ise imtihanla yükümlü oldukları için düşünce ve davranışlarında serbesttirler ve yaptıklarından ahirette hesap verecekler. Beşer ise, âdemle başlayan Nebi-Rasullük göreviyle yükümlü sülâlenin adıdır. Zamanımızda bu konuyla ilgili ilmi, metotlu ve ilkeli çalışma yapanlar var, İnternette videoları ve yayınlanmış eserleri olanlardan Ramazan Demir ve ekibi bence en güveniliri inancındayım. Elbette üniversiteler de bilimsel manada akademik çalışmalar da vardır. Kur’an-ı asli metniyle ilgili çok ciddi bir çalışma da eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç tarafından da yapılmaktadır. Kur’an baştan beri ifade ettiğimiz gibi Yüce Allah’tan yazılı bir metin olarak inmiştir. Çünkü, Rabbimiz biz onu kitap olarak indirdik diyor ve Kur’an da iki yüzün üzerinde bu ibareyi tekrarlıyor. Bu nedenle, Kur’an ile ilgili çalışma yapacak olanlar bu orijinali üzerinden yapmalılar. Çalışanlar çalışmalarını da, ilmi, teknik, planlı-programlı ve ekipmalı yapması gerekir. Şöyle bir örnek verelim, bir duvar ustasının iyi, sağlam, düzgün, seviyeli ve gösterişli bir duvar yapması için ihtiyacı olan malzeme, âlet-edevat, meselâ, taş-tuğla ve harç, çekiç, mala, ip, şakul ve su terazisi. Şimdi bunların teknik olanları vardır oraya girmedik. Bunlardan bir tanesi eksik ve arızalı olursa, o duvar sağlıklı olmaz. Çünkü, onların hepsinin bir görevi var, bir diğeri o görevi yapamaz, ipi düz çekmezsen duvar düz olmaz, şakulu düzgün kullanmazsan köşeler düz çıkmaz, çekiçle taşların bazı çıkıntıları kırmazsan duvar düz olmaz ve malayla harcı düzgün yerleştirmezsin, harçla taşları ve tuğlaları birbirine tutturmazsan duvar sağlam olmaz. Yani, iyi bir dilbilgisi olmayan, kelime haznesi kıt olan, gramer/sarf-nahif bilmeyen ve cümre iğrabını yapamayan da o işi yapamaz.

Elimizdeki Kur’an-ı Kerim, Nebi-Rasulümüze yazılı bir metin hâlinde kitap olarak iniyor. Sonra, üzerinde daha kolay okunup anlaşılsın diye! Bazı işlemler yapılandır. Ancak, burada önemine binaen bir noktaya dikkat edelim ve unutmayalım; inen Kur’an-ın aslı mevcut ve elyazması nüshaları da var, bazı devletlerin müzelerinde ve kütüphanelerinde bulunmaktadır. Ayrıca, bunlardan kopyalananlar da bazı şahıslar da mevcuttur. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Tayyar Altıkulaç önde gelenlerden olup, daha başka meraklılar da vardır.     

Evet, Kur’an üzerinde ilk işlem “Kolay okunup öğrenilmesi için noktalamayla yapılmış” Bunun resmi kaydı Emevi Devleti 4. Halife Mervan bin Hakem tarafından Haccac Yusuf es Sakafi’nin Başkanlığında olduğu siyer ve tarihi kayıtlarda geçiyor. Bunun bir ekip tarafından yapıldığı da ifade ediliyor. Bu konuda, seküler tarihten tutun da, dinler tarihi, siyer, islâm tarihi ve ansiklopedilere kadar birçok yazar-çizer eserlerinde bahsediyorlar. Burada yine çok önemli iki mesele daha var, biri Kur’an üzerinde metniyle ilgili işlemlerin devam etmesiyle beraber, harekeleme yapılması, ayet bölünmeleri, secaventler konulması, ayet sonlarına şiirimsi bir ahenk verilmesi gibi tasarruflarda da bulunulmuş. İkincisi ise, yine Kur’an-ın anlaşılması noktasından Ayet ve surelere nuzül kuralı getirilmesi ve o zaman yaşanan bir takım olaylara mesnet yapıp, rivayetler ittihaz edilmesidir. Bu ek ve ilavelerin yanında yahudinin elinde muharref Tevrat’tan da birçok alıntılar yapılmıştır. Bir de, Kur’an indiği dönemin olaylarına, Arabın örf ve âdetlerine monte edilmiş. Öyle ki, Arabın o zaman kullandığı dil, Kur’an-ın dili yapılmış. Sonuçta, Kur’an da Yüce Allah’ın İslâm diye isimlendirdiği din, âdeta Arabın dini hâline getirilmiş. Bu nedenlerle, Kur’an rivayetsiz, sebebi nüzulsüz anlaşılamayacağı sebebiyle o devrin ve o bölgenin ahvâli umumiyesine mâl edilmiş. Ondan dolayıdır ki, bu elimizdeki metin bir meal niteliğindedir. Kur’an-ın asıl metniyle karşılaştırılmasında işin uzmanlarının ifadesine göre farklı görüşler ve düşünceler ortaya çıkıyor. Bu meal şimdi, genelde dünya islâm âleminin elindeki metindir. O zaman, bu perspektiften bakıldığında ifade edilen görüş ve düşünceler, islâm âleminin içinde bulunduğu durumu yansıtmaktadır. LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?