Cuma Sohbeti : Nerde O Eski Ramazanlar?..

İnsanlar, bazen içinde bulunduğu sıkıntılı ortamlardan şikâyetvari serzenişlerde bulunurlar. Bunu, geçmişi özler ifadeler kullanarak yaparlar. Meselâ, nerde o eski günler veya şimdi içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayı dolayısıyla “Nerde o eski Ramazanlar” derler. Bu eskiye bir özlem mi? Yoksa, örselenmiş bir değer üzerinden bu bir hasret nidası mıdır? Tabi, söyleyenin içinden geçenin ne olduğunu bilmediğimizden bir şey demek boşuna olur ve bir cevap niteliği taşımayabilir. Meselâ ben kendi adıma, böyle bir serzeniş karşısında gayri ihtiyari geriye geçmişime baktığımda çok farklı duyguların kafamda ve gönlümde bir film şeridi gibi hayalen gözümün önünden geçtiğini görüyorum. Genelde o ifadelerin bana hatırlattıkları pek iç açıcı ve gönlümü ferahlatıcı olmuyor.  Yüreğime o anda tarif edemeyeceğim bir hüzün çöker. O hüznün pınarından bazı sızıntıları gönül gözü ekranına yansıtmaya çalışayım. Gerçi her kalbin akleden hayat anlayışı farklıdır, nemalandığı pınarla irtibatlıdır. Ama, vicdanların yalan söylemeyeceğine inancımdam dolayı, kalplerin o anda Hak! Hak!.. diye atacağına eminim ve inanıyorum.

Yıl 1950 mübarek Ramazan-ı şerifi tanıyıp ta hâlâ hafızamda olup unutamadığım anılarım var. O zaman için anlam ve amacıyla münderecatını bilmediğim Demokrat Parti sevinci. Büyüklerimin heyecanlı ve sevinçli konuşmalarını dinliyorum ve onlarla beraber bende gülüyor ve seviniyorum. Seyrekte olsa bazılarının da somurtup yüzlerinin ekşidiğini görüyor ve boynumu büküp üzülüyorum. Ama, çocuğum, bunların sebebini ve nedenlerini bilmiyorum. Hafızama kazındığı için unutmadım. Yine unutmadıklarımdan, anam-babam sahura kalkmış davulu bekliyorlar, bende nasılsa uyanmış kalkmışım onlarla beraberim. Derken, davulun sesi duyuldu bizim sokağa girmiş, geldi sokak kapısında durdu, tempolu olmasa da davula, bir-iki tokmak vurup “Asmalarda üzüm var, üzümlerde gözüm var” dört mısralık bir mani okudu. Ben iki mısrasını hatırlamıyorum. Ama, o iki mısrayı da unutmadım. Evimizin önünde çok eskilere dayanan bir asma ağacı vardı, belki de Rumlardan kalma idi. Neyse, bizim Ramazan davulcusu asmada üzümleri görmüş ola ki, onlara bir mani okudu. Evimiz Rumlardan kalma idi, çünkü köyümüz eski bir Rum köyüydü ve adı da GELEBEÇ’ti. Rumlar, İstiklâl Savaşı’nda Yunanistan’a kaçmışlar, kaçamayanlar da sonra Mübadele ile gitmişler. Bu konuya sonra gireceğim, şimdi unutamadığım bir-iki anımı daha kaydetmek istiyorum.

Köyümüzde cami yoktu, beş vakit namazın kılındığı bir mescit vardı, oda bize bir hayli uzaktı. Mescitten yüz metre kadar uzaklıkta yüksekçe bir yerden ezan okunuyordu. Cephesi bizim eve doğruydu ve önünde Papaz Deresi vardı, çok seyrekte olsa sakin havalarda ezan sesini duyduğumuz oluyordu. Ezanda Türkçe okunuyordu, okuyanlardan ezberlemiş olmalıyım ki, Evimizin önünde kale surlarındaki gibi dört köşe büyük bir taş vardı, rahmetli amcam bize geldiğinde bana o taşın üstüne çıkıp  ezan okumamı istiyor ve bende taşın üstüne çıkar “Tanrı Uludur Tanrı Uludur. Tanrı’dan başka yoktur tapacak.” diye başlar Türkçe ezan okurdum. Amcam ve orada bulunanlar beni severler, överler ve benim için hayır dualar ederlerdi. Köyümüz büyüktü ama kaç hane olduğu ve nüfusunun da ne kadar olduğunu bilmiyorum. Teravih ve Bayram namazları Rumlardan kalma ve camiye çevrilmiş Kilisede kılınıyordu. Namaza gittiğim oluyordu, ama namazı kim kıldırıyordu bilmiyorum. Bize uzaktan akraba olduğu söylenen Mehmet Hoca köyde imam, onun Cuma namazlarında hutbeyi zor okuduğunu babam söylerdi ve kızardı. Beş vakit namazını muntazaman kılan babam ve anam oruçlarını da tutan kendi çaplarında dindar insanlardı. Haftaya buluşmak ümidiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?