Tefekkür : Değişmekte Olan Dünyadan İlginçlikler

Düşünüyorum, bu gidişin nereye olduğunu keşfetmeye çalışıyorum, ama bazı noktalarda tıkanıp kalıyorum. Gerçi zamanımızda bu yolda seyreden çok bilgiçler, modern kâşifler, müneccimler, medyumlar ve tabi ehli keramet kutbu azamlar, ucu görünmez ummanlar da çilekeş mazlumlar var. Ne ileriye dönük keşifler, menkıbe düzen keşişler, sekr hâlinde şiş yemiş dervişler, bir köşede zum olmuş sarhoşlar var. Bilimde beşinci boyutu aşmış, Zümrüdü Anka Kuşu’yla buluşmuş, teknolojinin ötesine uçmuş, ölümsüzlük suyunu içmiş, zaman ötesine geçmiş, sonsuzluk sırrının kapısında sırasını bekleyenler var. Kendisine erişemez gücün ötesinde, gücüne güç katmak için, mazlumların kanını içiyor, masumların canını alıyor, çalışanların emeğini, terini ve ümidini çalıyor yetmiyor ve inancını da sömürüyor ve doymuyor. İhtiraslar sınırsız, heva ve hevesler sonsuz, azgınlaşmış nefisler doyumsuz. Ama Azrail Aleyhisselâm bileti kesmiş Ahirete yolculuk var habersiz. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılmış, Allah yokmuş gibi yaşamaya alışmış, oturduğu makama tutkal gibi yapışmış insanları kırıp geçiriyor, şehirleri yakıp, yıkıp tarumar ediyor ve bütün bunları insanları barış içinde yaşamalarını sağlamak için yaptığını söylüyor. İnsanlar geçim derdinde, evde çocuklarının karnını doyurabilme telaşında, sabret; sana 20 yıl ödemeli lüks ev, 10 yıl ödemli son model araba veriyorum vaatlerinde bulunanlar var. İçinde bulunduğu günün derdinde olana! İstikbalde mutlu olacağının  müjdesi veriliyor. Ne âlâ değil mi?

Dünya bir takım krizlerle mücadele ederken, savaşan iki devlet üzerinden o malûm süper güçler enteresan hesaplar yapıyorlar. İşin garibi hepsinin dini inançları ayni olduğu halde böyle bu kıyımı ve tahribatı önlememeleri ve durdurmamaları gösteriyor ki, insanların birbirine güvenleri gerçekten kalmamış. Farklı inançta olan bizlerin islâm âleminin bu durumu çok iyi değerlendirmesi gerekir diyeceğim ama, bu âlemde de öyle pek farklı bir durum yok. Ancak, bütün bu yaşananları önümüze koyup ta düşünerek bu girdaptan çıkmanın yolunu tez bulmalıyız ve yaşananları da asla unutmamalıyız. Düşünüyorum da, bu dünyanın şartlarında gelişen ve kendi içinde zirveleşen teknoloji bu dünyaya sığamaz mı oldu? Hani yanlış yolda gidenlerin stresli durumu göğe yükselenin nefes almakta zorlandığı hâli var ya Allah Kur’an-ın da bildiriyor. Demek ki, Allah yoktur inancı ve düşüncesinin üstüne oturan bu medeniyetin yaşam pınarı ve kaynakları kuruma noktasına doğru gidiyor gibi görünüyor. Dünyanın ekmeğiyle, suyuyla ve havasıyla başka dünyalarda yaşama imkânı olmayışının idrak ufku, bazılarının kafasında farklı reaksiyonlar oluşturmaya başladı.Yani, bu tıkanıklıklar, sıkıntılar, tasa ve endişeler artıp, kafa kurcalamaya başladığı bir dönemde yaşıyoruz gibime geliyor. Çünkü, aklı zorlayan, mantığı dışlayan enteresanlıklar ard arda geliyor ve akıl eden kalbin tefekkür noktasında yoğunlaşıyorlar. Sonuçta, Kur’an’dan kopuşumuzun yerini alan dünyevileşmenin hazin dramlarını yaşadığımıza inanıyorum ve Yüce Allah’tan yardım diliyorum.

Dünyamızda müthiş bir kirlilik var, hem maddi ve hem de manevi açıdan, bunun müsebbibi de biz insanlarız. Maddi yönüyle her uğradığımız yeri, konakladığımız mahalli ve yürüdüğümüz yolu kirletiyoruz. Hayvan sevgisi diyor, olur-olmaz yerlere kedi, köpek maması ve yiyeceğini bırakıyor ve döküyoruz. Çöp bidonlarının yanına yemek artıklarımızı, kedi, köpek yesin diye bırakıyoruz. Çocuklarımızın eline çöp poşetlerini veriyor, çöp bidonuna atmasını söylüyor, takip etmiyoruz. Evden ayrılan çocuk poşeti ya bir kenara atıyor veya çöp bidonunun yanına bırakıyor, çevreyi kirletiyoruz. Evimizin içinde biriken çöpleri pencereden, kapıdan dışarı fırlatıp atıyoruz, bunu temiz olduğumuzun kanıtı sayıyoruz. Eskiden yırtık-pırtık gezip teni görünenleri kınıyorduk, şimdi özellikle giysimizin yırtık-pırtık olmasına özenerek bazı yerlerini kesip te giyiyoruz. Bu nasıl hoşumuza giden bir ilginçliktir ki, bundan zevk alıyoruz. Yine eskiden, tığ gibi, iki dirhem bir çekirdek tabir ettiğimiz şık giyinenleri pek az görüyoruz. Evet, bu ifade ettiklerimizi düşünen, uygulayan ve yöneten aklımız, inancımız ve yaşam anlayışımız bize ne kazandırıyor ve bu kazançla biz nereye gidiyoruz? Bu benim hayatım istediğim gibi yaşarım kimse karışamaz demek ve bu anlayışları toplum içinde yaşarken, başkalarına rahatsızlık ve zarar verdiğinin şuurunda olmamak, bu bir anlayış kirliliği değil mi? Bütün bunları ve daha fazlasını yaşayanlar, nasıl bir enteresanlık içinde olduklarının sorgulamasını yapıyorlar mı bilmiyorum ama, yapsalar hem kendileri için ve hem de içinde yaşadıkları toplum ve dünya adına iyi olur inancındayım. Hoşça, dostça duygularla, herkese esenlikler diliyorum.      

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?