Tefekkür : Programlar ve Düşünceler

Mustafa Uluçay
Mustafa Uluçay

Mübarek Ramazanın sonuna yaklaşmakta olduğumuz bu günlerde sosyal medyada, T.V. ekranlarında ve sosyal hayatımızda geçmişimize oranla pek bir şeyin değiştiğini göremiyoruz. Allah’ı merkeze almayanların teknolojik dünyası elektrik ve elektronik gelişimlerin akımıyla günden-güne hissizleşiyor ve ıssızlaşıyor. Allah’ı merkeze aldık diyenlerin yaşamlarına bakıyoruz, gözümüze yedek ilâhlar ilişiyor. Aslında ikisinde de temelde bir farklılık olmadığı inancındayım. Ama, hayır diyenleri duyar gibiyim, o zaman onlara gel beraber yaşamın detaylarına bakalım diyorum, daha ilk adımda bazı konularda düşünce ve fikirlerde ufuk bulanıklığı ile karşılaşıyoruz. Hazretler, efendiler hürmette ilk sırayı alıyorlar, onlara temennadan Tevhide ulaşılamıyor. Yaşamda bir ruh tatminsizliğinin tedirginliği eylem bozuklukları meydana getiriyor. Dillerin söyledikleriyle, manasız bakışların hissettirdikleri bir noktada buluşmuyor. Bilgi hamalları gizli emellerin tatminini gerçekleştirmek için lafazanlık yapıyor. Bir takım yanlışlar özenle reklâm edilirken, hata ve kusur merdivenlerinden şirk noktasına çıkmanın sevinci yaşanıyor. Müşrikliğini öğünerek bayraklaştıranlar, hiç utanmadan küfre savaş açtıklarını söylüyorlar. Burada Üstat Saidi Nursi’nin dediği “Batılı hakkıyla tasvir etmek, saf zihinleri ifsat eder” sözü, aklıma geliyor. Îmân, ruhu tatmin edecek kıvamda akla sunulmazsa kalp huzura kavuşmaz. Hatırlayalım, güneşin doğmasıyla goncalar açılır ve çiçeklerin yüzü güler. Bunu gören gönül gözü, dinlemez haktan olmayan hiçbir sözü.                                                                                                         

  Açık oturumlar, kapalı hipodrumlar, laf ebeleri, fitne fücur gebeleri, neleri ifsat, müfsit ve fesada uğratıyorlar! Bunlar adına programlar yapılıyor, sosyal medyada ve TV. ekranlarında görüş ve düşünceler tartışılıyor. Kendi inanç sistemini pratik hayatına monte edemeyen yevmiyeli din işçileri ekranlardan dîni nasihati servis ediyorlar. Bilmem farkındalar mı genç nesil onları kâle alıp dinlemiyorlar. Ama onlar da farkında değiller, din dışı tabir edilen deizmin, Tanrı, akıl ve  ahlâk üçgeninde, gerçek Tevhit imanını sehpaya çekip infazına plan kuranlara malzeme oluyorlar. Gerçeklerin arkasından gitmek, bu gidişi ilkelere dayandırıp plan ve programlar yapmak elbette aklın gereğidir. Bu gerekliliği en büyük ve eşsiz plan ve programcıya îmanla dayandırmakta güzel bir şey ve bunu ahlâk kurallarının üstüne oturtmak mantıklı bir inançtır. Ancak, eşsiz ve en büyük plan ve programcının, her yarattığı şeye bir anlam ve amaç belirlediğini ve hiç birini başıboş bırakmadığını da görmek lâzım. Aklını kiraya vermiş, hazır lôpçu hâle gelmiş bedavacıların uyku ve uyuşukluğu özendirdiği toplumda, hafif ve nahif destekçileri vasıtasıyla bunların iltifata mazhar olmaları akleden kalp sahiplerini düşündürmelidir. Çünkü, buradan, elde edilen çıkarımlarla bir takım hesapların peşinde koşanlar, belki dünyalıklarını temin ediyorlar. Ama, unutmamak ve uyanık olmak kaydıyla dikkat edilince görülecektir ki, ukbalarını pazarlayarak bu alışverişlerini dünya kârına dönüştürüyorlar!               

İşte böyle bir ortama İnternet insanımızın zihnine düştü, teknolojinin gelişmişliğinde bir takım sırlar ve saklanan özellikler açığa vurdu. Belki bizim ülkemize biraz geç geldi ama itibar gördü, özellikle cep telefonları bu alanda çok büyük rol oynuyor. Açığa vurulan program ve düşünceler berraklaştı, insanlarımızın iman ve kutsalları bir takım istismarcıların tasallutlarından arınma, bilinç yenileme ve gerçekleri görme zihin açıklığını sağladı. Cennet pazarlamacılığı ve cehennem zebaniliği rolü oynayanların, nasıl dünyalık istifçiliği yaptıkları ortaya çıktı. İmtihan dünyası yaşam alanları idrakin, akleden kalbin ve yenilenen iman bilincinin ufkunu açtı. Çünkü, her ne çeşit bilgiye olursa-olsun ulaşmak mümkün. Bu bilgi birikiminin içinde kişi artık kendisini sorguluyor. Gerçi, üstadın dediği “İman hakikatleri tevessü ettiği gibi, küfrün iddiaları da tevessü ediyor” Ama, Allah’ın verdiği akıl, beyan tespitiyle çalıştırılınca iman, küfrün üstünü açıyor ve hakikat olanca berraklığıyla ortaya çıkıyor. Yani, Allah’ın ayetleri olan güneş, ay, yıldızlar, su, toprak, şimşek, gök-gürültüsü ve yağmur, Hz. Âdem zamanında da ayetti, şimdi de ayettir. Bitkiler, hayvanlar, insanlar, bunların doğuşu, yaşayışı ve ölümü o zaman da ayetti, şimdi de ayettir. İşte, bunlara işaret eden Kur’an ayetleri, bunlarla olan ilişkilerde yanlışlar ve doğrular, iyiler ve kötüler, çirkinler ve güzeller, eğriler ve doğrular vs. de, Âdem zamanında da ayni iltifat ve nefreti görüyordu, şimdi de ayni. Çünkü, Kâinatı yaratan ve yöneten o zaman da ayni idi, şimdi de ayni, değişen bir şey yok ve bundan sonra da olmayacaktır vesselâm.

- YeniSöke Gazetesi, Mustafa Uluçay tarafından kaleme alındı
https://yenisokegazetesi.com/makale/10070286/mustafa-ulucay/tefekkur-programlar-ve-dusunceler