Taşınmanızdan herhangi bir mecra geçirilmek isteniyorsa haklarınız nelerdir?

Meltem Birlik
Meltem Birlik

Su yolu geçirilmesine dayanan davaların temeli TMK madde 744’e dayanmaktadır. Mecra irtifakı kurulması talepli bu davalarda davanın niteliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması sebebi ile öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Diğer bir deyişle anılan hükümden yararlanmak isteyen davacı mecra irtifakı ihtiyacı içinde olduğunu ispatlamalıdır. Aynı zamanda dava dilekçesinde bahsedilen tüm parsel maliklerinin davada taraf olarak gösterilmesi, ileride ortaya çıkabilecek ihtilafların engellenmesi ve de mecra irtifakının niteliği gereği kesintisiz olması ilkesinden dolayı zorunludur.

Nitekim Yargıtay kararlarında, su mecra irtifakı kurulmasına ilişkin istemlerde isteği öne süren kişinin zorunlu su mecra hakkı kurulmasına ihtiyacı olup olmadığının saptanması, taşınmazının bu ihtiyacını karşılama olanağı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, su ihtiyacı varsa bunu kendisinin aşırı zahmet ve gidere katlanarak başka yoldan sağlayıp sağlamayacağının araştırılması, bütün bunların yanında da zorunlu su irtifakı kurulacak kaynak sahibinin menfaatinin gözetilip gözetilmediği hususları üzerinde durulması gerektiği ve bu tür davalarda zorunlu su irtifakı kurulacak güzergâhtaki bütün taşınmaz malikleri ile kaynak sahibi davada taraf olarak yer alması gerektiğinden bahsedilmektedir. Çünkü bu tür irtifakın kesintisizlik ilkesine göre tesisi gerekmektedir. Su yolu gibi mecra irtifakı hakkına ilişkin olan ve mülkiyeti sınırlayıcı niteliği bulunan davalarda, Kanun davacı yana, davalı yanın uğrayacağı zararın önceden ödenmesi koşulunu yerine getirme yükümlülüğü yüklenmiştir.

Mülkiyet hakkı sahibinin bu hakkını bir başkasının üstün sayılan hakkı neticesinde sınırlandırılması söz konusu olduğundan hakkı sınırlanan davalının bu fedakarlık sonucu ortaya çıkan zararları tam bir tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir. Ancak ne var ki, bu fedakârlık, yük altında bırakılan taşınmaz maliki yönünden çok ağır sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu nedenle sorumluluk ve tazminat hukuku sorunlarının çözümünü adil, sağlam ve tutarlı bir dengeye dayandırabilme olanağı açısından su yolu olarak belirlenen yerin değeri, su yolunun geçmesiyle birlikte taşınmazın uğradığı değer kaybı, su yolunun geçtiği taşınmazdaki gelir azalması gibi hususlar hep birlikte değerlendirilmelidir. Su yolunu kullanacak kişi tarafından taşınmaz malikine yüklenebilecek olan bu yük sonucu tam bir bedel ödenmesi gereklidir. TMK 745. maddesinde ‘Yükümlü taşınmaz maliki kendi menfaatinin hakkaniyete uygun şekilde gözetilmesini isteyebilir.’ denmektedir. Bu nedenle söz konusu irtifak hakkı kurulurken taşınmaz malikinin taşınmazına en az zarar verecek şekilde, sınırları kesin olarak; ileride ihtilafa sebep olmayacak derecede net şekilde belirlenmelidir.

İrtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.

İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Son olarak belirtmek isterim ki, bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.

- YeniSöke Gazetesi, Meltem Birlik tarafından kaleme alındı
https://yenisokegazetesi.com/makale/5600893/meltem-birlik/tasinmanizdan-herhangi-bir-mecra-gecirilmek-isteniyorsa-haklariniz-nelerdir