TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Yaşar Çağbayır
Yaşar Çağbayır

Perşembe’den devam...

Her birinin derdi başkaydı. Halim, elektronik parça peşinde, Doğan ise kitap. Eğer kitabın eksik sayfaları bulunursa en az Halim’in icat edeceği fakat muhteviyetını bilmediği icadı kadar önemli görünüyordu. Böyle bir kitap belki kütüphanelerin kayıtlarında mevcut değildir. Yazı oldukça eski dönemlere ait karakter taşıyor. Dil özellikleri de öyle. Belki Osmanlının ilk veya Beylikler yahut da Anadolu öncesi Türk kültürünün ürünü olabilir. Yazıdan bunu anlamak pek kolay değil, dil incelemesinden geçirmeli. Kitabın belki sonunda bitirme tarihi yazılmıştır. Belki de kitabın başındaki ketebe kaydında mevcuttur. Her ne ise kitap bugün için bir hazine değerini taşıyor. Baş tarafı bulunmasa da önemli bilgileri taşıyor. Ama neden olmasın, eksiği de ele geçerse ne âlâ. Daldığı hülyayı arkasından seslenen çocuk bozdu.

-Amca... Amca. Ben geldim.

-Hoş geldin evlat. Kitabın parçasını alabildin mi?

- Hayır.  Nine dedi ki “Ben bilemem, o amca ile birlikte gelin... Sandıktakilerin içinden kendisi bulsun.”

-O zaman beraber gidelim. Bekle. Ha seni bir de bizim arkadaş soruyordu. O da bir şey soracakmış.

Halim’in yanına gittiler. 

-Küçük arkadaş geldi, Halim...

-Hoş geldin evlat. Senden şu uzun saplı şu aleti nereden aldığını soracaktım. 

Çocuk, biraz düşündü...

-Onuuu... Adamın biri define aramaktan hapse düşmüş. Hanımı da parasız kalınca bunu eski, paslı diye hurda niyetine bana sattı. Orada başkaları da var ama onları satamazmış. Kocasına lazımmış. Onlar da böyle ama yeni.

-Bana bunun gibi iki tane daha lazım. Yani içindeki parçalardan... 

Eliyle, sabahtan getirdiği aletten söktüğü cep aynası büyüklüğünde ön yüzü parlak, arka yüzü bir sürü tel ve çivilerle dolu parçayı gösterdi.

-Sen, okula gitmez misin?

-Gidiyorum amca, sekizinci sınıfım. Dersten çıkınca ve tatil günleri bu işi yapıyorum. Harçlığımı çıkarıyorum. Babam inşaat işçisi. Üç kardeşiz, hepsinin büyüğü benim. 

-Bu işi seviyor musun? 

-Mecburum, amca... Başka iş yapamam. 

-Dersten çıkınca gelsen, hafta sonları ve diğer tatil günlerinde burada bizimle çalışır mısın?

-Ne yapacağım.

-Bak şu ağabeylerin yaptığı işi.

-Devamlı mı? 

-Evet. Sigorta da yaptırırım. Çırağım olursun.

-Ama okurum, okuyacağım ben... Çıraklıkta kalmam.

-Söz gelişi... Çırak dedik.

-Babama danışmam lazım.

-Yarın veya uygun bir zamanda babanla gel, konuşalım.

-Tamam. 

Doğan’a döndü:

-Nine bizi bekliyor. Devam edecek

- YeniSöke Gazetesi, Yaşar Çağbayır tarafından kaleme alındı
https://yenisokegazetesi.com/makale/7017102/yasar-cagbayir/teke-bicagi-namidiger-yatagan