TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Yaşar Çağbayır
Yaşar Çağbayır

Dün’den devam

Benim aklıma gelenlerden birincisi, uzaktan kalabalık görünüp bizim maneviyatımızı çökertmek; ikincisi de biz bu zavallılara saldırarak zaman harcarken bizden öğrendikleri kurt kapanı ile geriden artçılarımızla irtibatı kesip ikmal yollarımızı kapatmak ve kıskaca alarak akıllarınca zafer kazanmak... Her ne ise tertipleri ters tepti. Her biriniz verilen buyruklara harfiyen uydunuz, çok az kayıpla bu beli değirmenlere kadar ele geçirdik. Üç gün önce onların nöbetçi ve gözcülerinin cirit attığı tepelerde, vadilerde, düzlerde bizim alplarımız topuk tepiyor. Bundan sonrasında böyle kalabalık bir düşman ordusu ile karşılaşacağımızı sanmıyorum. Sultanımız Gıyaseddin Bey’in taksim ettiği şekilde kendi topraklarımızın fethine girişeceğiz. Bu arada bana emanet edilmiş bulunan Şehzade Baykara Abdi Beyimiz, benimle kalmak zorunda. Sağlığına kavuşması uzun sürecek. Şunu açıkça yokluğunda olsa da belirtmem gerekir ki o kalabalık serf topluluğu içinde ilerleyip asıl düşman güçlerine ulaşmakla planımızın yarısını uygulamaya geçirdi. Bunu başaramasaydı bizim çevirme harekâtımız güdük kalacaktı. Bu savaşın kazanılmasında onun cesareti ve mahareti yüzümüzü ağarttı. Şehzade Baykara Abdi Bey’in yaptığı bu akını düşman da beklemiyordu. Penetesleri en az telefle yarıp da asıl düşman güçlerine ulaştığında tepelerden üzerlerine yağan Türkmen oklarını görünce tekfur ve adamları, yanlarında getirdikleri din adamlarını bile bırakarak penetes kılığına bürünüp canlarını kurtardılar. Şehzade Baykara Abdi Bey’in cesaretini ve başarısını bir fetihname ile birlikte Sultan’a bildirdim.

Şimdilik burada dinleniyoruz. Her biriniz obalarınızla görüşünüz. Sizi kaybetmeden izlemeleri için gerekli tedbirleri alınız. Gerek obabaşlarından, gerekse oba analarından ya da alplarınızdan birini hatta daha fazlasını aranızda bağlantıyı sağlamak üzere mutlaka görevlendiriniz. Biz varlığımızı obalarımızla sürdürebilriz; bir başka türlü söylemek gerekirse biz varsak obalarımız da hayatta demektir. Obasız bir alp, halksız bir bey gibidir. Alplar obaların beyni, obalar da beylerin bedenleri demektir. Beyinsiz beden, bedensiz beyin ne demektir bilirsiniz.

Bu arada Beyazıt Han Bey sizin bölgenize dâhil olan göl kuz yönündeki yerleşim yerlerinde düşmandan silahlı hiçbir varlık kalmamalı. Göl kıyısından Elma Dağı, Tepelice, Yel değirmeni ve Kaysariya’ya kadar temizleyerek ilerlemelisin. İstersen sen bizden önce hareket edebilirsin. Böylece bizim Yeşil Sahra adı verilen asıl fetih amacı güttüğümüz topraklara hep birlikte geniş bir yelpaze gibi dalabiliriz. (Devamla):

-Sultan’ın emri gereği komutanlık Acı Göl düzlüğündeki Avana’ya kadar Hüsameddin Bey’de, ondan sonra Şehzade Baykara Abdi Bey’in sorumluluğunda olmakla beraber yük bende idi. Eğer, Sultan’dan başka bir buyruk gelmezse benim sorumluluğum da burada bitiyor. Bundan böyle her birimiz kendi alanımızdan sorumluyuz. Hem fetih, hem obaların yerleştirilmesi, tarım alanlarının, yerleşim yeri olarak yaylak ve kışlakların obalara bölüştürülmesi sorumluluğu tamamen biz beylere ait. Şükür ki buraya kadar obalarımıza herhangi bir zarar gelmedi. Bundan sonra da gelmemesi için her türlü tedbiri alıp, fethettiğimiz yere birer çınar gibi kök salacağız. Artık Türkmen’e geri çekilme yok.

Girdiğiniz köylerde, kasabalarda ve şehirlerde yerlilerin hangi tür sanatı işlediklerini, neler yetiştirdiklerini en kısa zamanda öğreniniz, obalarınızdan bazılarına da öğretiniz. Esir aldıklarınızdan veya aman dileyenlerden sanat erbabı olanları değerlendiriniz. Onlardan ustalıklar kapınız. Devam edecek..

- YeniSöke Gazetesi, Yaşar Çağbayır tarafından kaleme alındı
https://yenisokegazetesi.com/makale/8757006/yasar-cagbayir/teke-bicagi-namidiger-yatagan